Tarih ve saat

kurulus osman 35 bolum tanitimi seyret

2020.11.25 18:16 fragmanlife kurulus osman 35 bolum tanitimi seyret

kurulus osman 35 bolum tanitimi seyret Kuruluş Osman 35. bölüm izle; Kuruluş Osman dizisinin bu akşam yayınlanacak yeni bölümünü tek parça ve full HD olarak bu sayfadan izleyebilirsiniz. Kuruluş Osman 35. bölüm izle; ATV'nin her Çarşamba akşamı ekrana getirdiği Kuruluş Osman dizisinin 25 Kasım tarihli yeni bölümü merakla bekleniyor. Bozdağ Film imzası taşıyan diziyi hayranlıkla izleyen izleyicilerin internette yaptığı aramaların başında "Kuruluş Osman 35. bölüm izle" geliyor. Osmanlı Devleti'nin kuruluş döneminde geçen ve büyük bir izleyici kitlesine sahip olan dizinin yeni bölümünü tek parça ve full HD olarak sizlerin karşısına çıkarıyoruz. Sayfanın aşağısında bulunan bağlantıya tıklayarak Kuruluş Osman dizisinin 35. bölümünü izleyebilirsiniz. 35. bölümle ilgili merak ettiğiniz detaylar varsa yazının devamından okuyabilirsiniz.
Kuruluş Osman 35. bölüm izle Oyuncu kadrosunda Burak Özçivit, Nurettin Sönmez, Ragıp Savaş, Emre Basalak, Özge Törer, Buse Arslan Akdeniz, Açelya Özcan, Yiğit Uçan, Burak Çalık, Çağrı Şensoy, Celal Al, Tolga Akkaya, Atilla Güzel, Yeşim Ceren Bozoğlu, Erkan Avcı, Seçkin Özdemir, Ahmet Yenilmez, Cüneyt Arkın, Tamer Yiğit, Seray Kaya, Emin Gülsoy, Kanbolat Görkem Arslan gibi isimleri gördüğümüz Kuruluş Osman dizisi Çarşamba akşamlarında pek çok izleyiciyi fazlasıyla heyecana sevk ediyor. Yeni bölümü internet üzerinden izlemek isteyen izleyiciler ise herhangi bir sorun yaşamayacakları bir internet sitesi arıyor. Kuruluş Osman dizisinin yeni bölümü bu akşam saat 20:00'da ATV'de yayınlanacak. Yeni bölümü televizyondan takip etmeyecekseniz bu sayfadan izleyebilirsiniz. Kuruluş Osman yeni bölümünü tek parça ve full HD olarak izlemek için sayfanın yukarısındaki bağlantıya tıklayın.
Kuruluş Osman 35. bölüm özeti Osman Bey, dahice bir şekilde kaleye sızarak Nikola'nın afallamasına neden olur. Böylece Bizans, beklemediği bir yerden aldığı darbeyle sarsılır. Flatyos'un buna cevabı ise saldırı olur. Adamlarıyla birlikte Söğüt'e bir akın düzenlemeye karar verir. Yavlak Arslan ise İnegöl'ü ele geçirmek için Dündar ve Savcı Bey'i elçi olarak Kulucahisar'a gönderir. Bala Hatun da Osman Bey'den aldığı talimat gereği Targun Hatun'u gözlemeye devam eder. Aygül Hatun ve Hazal Hatun arasında bir yüzleşme gerçekleşir. Osman Bey, halkı ve obası için gelen Bizans saldırısını etkisiz hale getirmek için neler yapacak? Kuruluş Osman dizisinin bu akşam ekrana gelecek yeni bölümünü tek parça ve full HD olarak izlemek için sayfanın başındaki bağlantıya tıklayın.
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.11.25 01:38 fragmanlife uyanis buyuk selcuklu 9 bolum tanitimi seyret

uyanis buyuk selcuklu 9 bolum tanitimi seyret Sencer, kaçırılan Turna’yı kurtarabilecek mi? Başhatunluk makamına kurulan Terken’in yeni planı ne? Uyanış : Büyük Selçuklu 9. Bölüme buradan ulaşabilirsiniz Emre Konuk’un yazıp yönettiği ‘Uyanış: Büyük Selçuklu’ 9. Bölümüyle pazartesi akşamlarına damga vurmaya devam ediyor. Sürükleyici dramıyla zirveyi kaptırmayan Uyanış 9. Bölümde Başulu aniden saraya geliyor. Ortalık iyice karışırken Sencer, kaçırılan Turna’yı kurtarabilecek mi? Başhatunluk makamına kurulan Terken’in yeni planı ne? Hepsi ve daha fazlası 23 Kasım Pazartesi akşamı yayınlanacak Uyanış : Büyük Selçuklu 9. Bölüme buradan ulaşabilirsiniz. Şimdi detaylar
Uyanış: Büyük Selçuklu 9. Bölüm İzle! Tarih ve milli şuur kanalı TRT1’in bu sezona damga vuran dizisi Uyanış: Büyük Selçuklu çarpıcı senaryosu, oyuncu kadrosu, görsel efektleri, çağa uygun çekim teknikleriyle pazartesi akşamları zirveyi kimseye kaptırmıyor. Özellikle savaş sahneleriyle dikkat çeken Uyanış: Büyük Selçuklu 9. Yeni bölümde Yorgos’un Turna’yı kaçırması Sencer’i harekete geçer. Yorgos’un yerini bilen Şahbender Dukas’ı alıkoyar ve onun sayesinde Yorgos’a ulaşır. Bunu tahmin eden Yorgos, Sencer’e ustalık kokan bir tuzak kurar. Sencer bu tuzaktan kurtulmayı başarsa da çıkan çatışmada Turna ağır yaralanır. Fırsatını bulan Yorgos yanına Kutsal Emanetleri de alarak sırra kadem basar. Ağır yaralanan Turna kurtulabilecek mi? Yorgos’un peşine düşen Sencer hedefine ulaşabilecek mi?
Tapar tuzağa çekiliyor
Bu arada Kutsal Emanetlerin peşine düşen Tapar, Ebulkasım’ın kurduğu tuzağa düşer. Obalı kılığına girmiş Hıristiyanların da aralarında olduğu Asi Obaların beyleri, Anadolu istikametine giden Tapar’ın yolunu keser. Tapar ve askerleri son anda yardıma gelen Elçin sayesinde tuzaktan kurtulur.
Terken gittikçe güçleniyor Sarayda Seferiye’den boşalan Başhatunluk makamına Terken getirilir. Yıllardır beklediği makama kavuşan Terken, yaptığı planla Seferiye’yi hasta etmiş ve onun yerine geçmiştir. Terken’in yeni planı ne? Kavuştuğu yeni güçle Nizamülmülk’ü dahi karşısına alan Terken’i bekleyen sürprizler neler? Melikşah’ın öldü zannettiği Başulu yıllardır uzak kaldığı saraya çıkıp gelir. Başulu’nun gelişiyle büyük sır açığa çıkar. Büyük sırrın yayılmaması için Nizamülmülk’ün yaptığı hamle 23 Kasım Pazartesi akşamı saat 20.00’de TRT1 ekranlarında yayınlanacak Uyanış: Büyük Selçuklu 9. Son bölümde. Keyifli seyirler.
Uyanış son bölümde neler oldu? Yorgos tarafından yaralanan Sencer’i Tapar, Kınık Obası’na getirir. Başulu, yıllar sonra gördüğü oğlu Tapar’a sarılır. Sencer’i tedavi etmek için şifalı ot toplamaya giden Turna, Yorgos tarafından kaçırılır. Diğer taraftan sarayda Terken’in Elçin’i nasıl oyuna getirdiğini araştıran Seferiye, Terken’in tüm sırlarını bilen Firdevs’i alıkoyar. Isfahan’da halkı galeyana getirenleri açığa çıkarıp cezalandırılmalarını sağlayan Hasan Sabbah, bu eylemiyle Melikşah’ı şüphelendirmiştir. Kutsal emanetlerin Bizans’a geçtiğini öğrenen Melikşah, emanetleri kurtarmak için Tapar’ı görevlendirir.
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar YuregininSesi Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Zümrüdüanka Fragman Kefaret Fragman Survivor Fragman Masumlar Apartmanı Fragman Sen Çal Kapımı Fragman Sadakatsiz Fragman Arıza Fragman Kırmızı Oda Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.11.23 21:09 DiyetisyenTugbaYprk DİYETİSYEN

Diyetisyen
Diyetisyenler, üniversitelerin “Beslenme ve Diyetetik” bölümlerinden mezun olmuş, besinler ve insanların beslenme gereksinimleriyle alakalı konularda, uzmanlık derecesinde bilgiye sahip olan kişilerdir. Aynı zamanda “Beslenme Uzmanı” olarak da adlandırılmaktadırlar. Diyetisyen ünvanı alan kişilerin adlarının başına kısaltma olarak dyt ünvanı eklenmektedir.

Diyetisyenler, hasta ya da sağlıklı kişilerin beslenme alışkanlıklarını incelerler. Aynı zamanda yaşam tarzlarını ve fiziksel yapılarını da göz önünde bulundurarak kişiye özel en uygun beslenme programını bilimsel olarak oluştururlar. Günümüzde kişiler bu konu hakkında bazı yanlış bilgi ve ön yargılara sahiptir. Bunlardan biri ise diyetisyenlerin kişilere sadece kilo verdirmek amacı ile çalıştığıdır. Aslında, günlük besin ihtiyacını öğrenmek isteyen, hayatına daha sağlıklı devam etmek isteyen herkes, diyetisyene gidebilir.
Diyetisyenler, besin maddelerinin işlenme, hazırlanma, pişirilme ve depolanma işlemleri esnasında gelişen kimyasal değişikliklerin insan vücuduna olan etkilerini incelerken, aynı zamanda besin maddelerinin satın alınma, pişirilme ve saklanma prensiplerini belirleyerek uygulamaya koyulması için çalışmaktadırlar. Ek olarak kişilerin zayıflamasına yada hastalıklarına bağlı olarak ilgili diyet yiyecekleri de geliştirirler. Özel hastalıklara sahip kişiler için, hastalıklarına uygun diyet programı hazırlarken, sağlıklı kişiler için ise hastalıktan koruyucu diyet programı hazırlarlar. Kişiler bu programa uyum sağladıkları takdirde, kısa süre içinde çok daha sağlıklı ve enerjik hissettiklerini dile getiriyor. Bazı ameliyatlardan sonra da beslenme programı ihtiyacı olan hastalara, ameliyatı gerçekleştiren doktor tarafından diyetisyen takibi tavsiye edilmektedir.

Beslenme uzmanları(diyetisyenler), toplumdaki yanlış beslenme şekillerini tespit ettikten sonra, yeterli ve dengeli beslenmemenin sebep olduğu sağlık problemlerine yönelik önlemler alınması amacıyla çalışırlar. Toplumu yeterli ve dengeli beslenme konusunda eğitirken aynı zamanda bu beslenme tarzını daha ekonomik hale getirebilmeleri için bilgilendirirler. Günümüzde birçok işyeri diyetisyenlerle iş birliği içerisinde çalışıyor. Çalışılan kurumun özellikleri ve beslenme prensipleri göz önünde bulundurulurken orada çalışan kişilerin bir gün içinde ihtiyacı olan besin değerleri hesaplanır. Bu sonuçlardan sonra kurumun isteğine göre günlük, haftalık ya da aylık yemek menüleri oluşturulur. Bu ve bunun gibi diyetisyenlerin verdikleri hizmet, aslında çalışanların aç kalmadan motivasyonunu artırarak, iş verimliliğinin artmasının sağlanmasıdır.
Diyetisyen seçimi yaparken, başvurulan diyetisyenin beslenme ve diyetetik diploması olduğundan emin olunmalıdır. Toplumlarda bulunan değişik yaş, cinsiyet ve yaşam stillerine sahip kişilerin günlük alması gereken besin miktarı da aynı olamaz. Bu yüzden alanında uzman kişilerden yardım almak oldukça önem teşkil eder. Doğru beslenme stili sağlığınızı olumlu etkilerken, alanında uzman olmayan kişilerin yanlış yönlendirmeleri ile sağlığınızın bozulmasına sebep olabilirsiniz. Birçok yerde çeşitli diyet programları mevcut. Ancak bu programlar sizin fiziksel yapınıza uygun olmayabilir. Diyet programı seçerken mutlaka kişiye özel çalışma yapılması gerektiğini unutmayın. Kişiler günlük yaşantısına uygun beslenme programları veren diyetisyenler ile çalışması gerekmektedir. Birçok kişi daha önceden hizmet aldığı diyetisyenleri tavsiye etmektedir.
Diyetisyen Kategorileri
Diyetisyen Nedir ?
Diyetisyenler, diğer adıyla beslenme uzmanları, beslenme ve diyetetik alanında 4 yıllık lisans eğitimi almış kişilerdir. Bu kişiler, kendilerini alanlarında geliştiren ve yoğun bilgi birikimine sahip olan güvenilir uzmanlardır.
Beslenme uzmanları(diyetisyenler), sanılanın aksine sadece kilolu kişileri ideal kiloya ulaşmak için gidilecek bir uzman değildir. Birçok kişi, beslenme uzmanlarının sadece zayıflama alanında çalışmalar yaptığını düşündüğünden, beslenme uzmanına başvurmayıp internetten bulduğu hazır ve güvenilmez diyet listelerini uygulamaktadır. Bunun aksine sağlıklı bireyler de beslenme uzmanına başvurup kendileri için en iyi olacak beslenme tarzını öğrenebilir. Diyet kelimesi ne kadar kişilerde kilo verme hissi uyandıran beslenme programları ifadesi oluştursa da diyet listeleri tamamen kilo vermek üzerine hazırlanmamaktadır.
Diyetisyenler, sizin vücut kitle indeksinizi hesaplayıp gereken bütün tahlilleri yaptırdıktan sonra yaşam tarzınız hakkında bilgi alır ve sizi daha yakından tanır. Bunun sonucunda size yararlı olacak diyet listesi hazırlar. Diyetisyenler, bunların dışında besinlerin işlenmesinden, depolanmasına kadar tüm adımları takip eder ve tüm bu işlemlerin sonucunda besinlerde oluşan değişimlerin insan vücudunda yaptığı etkileri de inceler. Aynı zamanda diyetisyenler, kişilere besinlerin satın alınması, saklanması ve pişirilmesi konusunda rehberlik yaparlar.
Hastaların, psikolojik destek ihtiyacını gitmiş oldukları diyetisyen sağlar ve onların motivasyon kaynağı olur. Bu son derece önemli bir noktadır. Kişilerin kendilerini güvende hissetmesini sağlar ve tedavinin sonucunu olumlu etkiler. Bazı özel hal ve durumlarda da diyetisyen desteği almak çok önemlidir. Hamilelik ve hamilelik sonrasındaki süreçte hastaların bebeklerinin sağlığı ve kendi sağlıkları için hemde hamilelik sürecinde aldıkları fazla kiloları sağlıklı bir şekilde verebilmeleri adına diyetisyen desteğine ihtiyaçları olacaktır.
Kişiler, daha sağlıklı vücuda sahip olmak adına diyetisyene gidebilirler. Kilo almak, zayıflamak ya da sabit kiloyu koruyarak gün içinde ihtiyaç duyulan besin miktarını net olarak öğrenip beslenmeyi ona göre düzenlemek için de destek alınabilir. Özel beslenme programına ihtiyaç duyulan bazı durumlar ve hastalıklar vardır. Bunlar arasında insülin direnci, diyabet, kalp ve damar hastalıkları, gebelik gibi birçok durum bulunuyor. Kişiler bilinçli davranarak diyetisyene başvurmalı ve belirlenen listeye tamamı ile sadık kalmalıdır.
Diyetisyenlerin, diğer görevi de yaşadıkları toplumun beslenme alışkanlıklarını gözlemleyerek yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi için çalışmalar yapmalarıdır. Toplum, yeterli ve dengeli beslenme üzerine eğitilmelidir. Ayrıca kişilere nasıl daha ekonomik şekilde beslenebilecekleri anlatılmalıdır.
Kurum ve kuruluşlar diyetisyenler ile iş birliği içinde olup, ilkeleri ve çalışanlarının fiziksel aktivitesi(spor) doğrultusunda en uygun diyet listesini hazırlatarak menü oluşturmalı. Bu menüler; günlük, haftalık veya aylık olabilir. Aynı zamanda özel hastalığı olan kişiler de tespit edilerek onlar için uygun olacak ayrı listeler hazırlanmalı.

Diyetisyenin Görevleri Nelerdir?
Diyetisyen; kişilerin besin ihtiyaçlarına göre uygun yemek planlayan ve tarif geliştiren, beslenme hakkında eğitim veren, besinlerin kalite kontrolünü sağlayan ve beslenmenin ekonomik bir şekilde standartlara uygun olarak yapılmasını sağlayan kişilerdir.
Üniversitenin 4 yıllık eğitim veren Beslenme ve Diyetetik bölümünü tamamlamış, Sağlık Bilimleri Fakültesini ‘Diyetisyen’ unvanını alarak tamamlamış ve bu mesleği uygulamak için sahaya çıkmış kişilerdir.
• Diyetisyenler tüm bireylerin sağlığının korunmasını, geliştirilmesini ve yaşam kalitesinin artırılmasını amaçlamaktadırlar. Beslenme ilkeleri doğrultusunda kişilerin ihtiyaçlarına göre bireysel ve toplu beslenme için plan ve programları düzenlemektedirler.
• Diyetisyen, tüm besin öğesi, besin ve beslenme biçiminin yol açtığı sağlık sorunlarını araştırıp, değerlendirir ve çözüm aramaktadır. Besinlerin ekonomi ve sağlık kurallarına uygun olarak bireylerin doğru kullanımını sağlamak ve besin denetimleri yapmaktadır.
• Kişilerin fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak sağlıklı yaşamı alışkanlık haline getirmektedir. Diyetisyen, bu yaşam biçimini benimseterek bireyi ve toplumu doğru bilgilerle eğitmektedir. Diyetisyenler, bu konularda makaleler yazarak, toplum sağlığını destekleyen hizmetlerde bulunmalıdır.
• Genetikte var olan ya da sonradan ortaya çıkan hastalıklar ve diğer durumlarda tıbbî ve cerrahî tedavilere uygun, doğal bitki ve tedaviye etkisi olan besinlerin içeriklerine göre diyet programı düzenlemektedir.
• Diyetisyen, beslenme eğitimi programları hazırlar ve bu programları bireye uygulamaktadır. Eğitim programlarının sonuçlarını takip etmektedir.

Diyetisyeninize Nasıl Karar Vermelisiniz?
Beden kitle indeksi 25 ve üzerinde olan kişiler ideal kilolarına gelme süreçlerinde sağlıklı beslenme ve diyet programlarını egzersiz programıyla birlikte desteklediğinde kalıcı olarak kilo verecek ve kısa sürede sağlıklı şekilde ideal beden yapısına kavuşacaklardır. Bu süreçte size eşlik edecek olan ve zayıflama programlarınızı oluşturacak olan diyetisyeninizi belirlerken size özel programlar oluşturup oluşturmamasına dikkat etmelisiniz.
• Bu programlar oluşturulurken sizin yaş, boy, cinsiyet, yaşam ve çalışma koşullarınızın göz önünde bulundurularak uygulayabileceğiniz ve hayatınıza eşlik edebilecek programlar oluşturabilecek diyetisyen olmasına özen göstermelisiniz.
• Ayrıca diyetisyeninize sürekli ulaşma imkanınızın olması en büyük tercih edilme nedeni olmalıdır.
• Restauranta yemek yemeğe gittiğinizde ne yiyeceğinizi bilemiyorsanız hemen diyetisyeninizden yardım almalı ve aşırı kalori alımından kaçınmalısınızdır ya da öğün mü atladınız? Diyetinizin bozulmaması ve kilo verme sürecinize devam edebilmek adına günün devamında nasıl beslenmeniz gerektiğini diyetisyeninizden yardım alarak öğrenmelisiniz. Bu sayede kilo verme süreciniz çok keyifli bir hal alacak ve kısa sürede hedeflediğiniz ideal bedene kavuşacaksınız.
• Ayrıca sizi sürekli motive edebileceğine inandığınız diyetisyen ile çalışmalısınız. Dönem dönem motivasyon kayıplarına bağlı diyet programları bırakılmakta ve kendinize olan inancınızı yitirmek gibi problemler yaşadığınızda sizi motive eden ve kaldığınız yerden devam etmenizi sağlayacak olduğuna inandığınız diyetisyene karar vermelisiniz.
• Diyetisyeninizin her yönden donanımlı olmasına dikkat etmeli ve özgeçmişini araştırmalısınızdır. Hangi alanlarda çalışmalarının olduğunu belirleyip sizin beklentilerinizi karşılayabilecek olduğundan emin olduktan sonra o diyetisyenle çalışmaya başlamalısınız.
• Diyetisyen ile danışanın kuracağı güçlü ilişkiler sayesinde motivasyon çok daha kolay sağlanacaktır. Diyetisyenleri mutlaka ilişkiler konusunda sosyal ve psikolojik anlamda tam donanımlı olacak şekilde geliştirilmesi önemlidir.
• Hastaların beklentileri hedefledikleri kiloya bir an önce hatta hemen ulaşmak olacaktır. Bu sürece hızlı değilde daha uzun bir periyoda karşılaşıldığında diyet başarısız gibi görülebiliyor ve motivasyon kaybedilebiliyor. Böyle durumlarla karşılaşabileceğinizi düşünerek size psikolojik olarak da en iyi geleceğine inandığınız diyetisyenler ile çalışın.

Diyetisyen Ücretleri / Fiyatları
Şehirden şehire farklılık gösteren diyetisyen ücretleri özel klinik, devlet veya özel kurumlarda da değişiklik göstermektedir. Ayrıca şehir içinde dahi semtlere göre uygulanan ücretler farklılaşmaktadır. Diyetisyen ücretlerini etkileyecek başka faktörler ise kullanılacak yöntemler, kişiye özel programlar, uygulanacak beslenme programının süresi, kilo durumuna göre danışmanlık önerileri, yapılan tetkik ve tahliller, danışanın herhangi bir hastalığının olup olmaması, kontrol gün sayısı ve saatleridir. Ayrıca diyetisyenin ünü ve alanındaki uzmanlığı ile randevu fiyatları değişebilmektedir.
Bir diyetisyenin muayene ücreti, şehir ve bölgelere göre değişir. Diyetisyenin ünü arttıkça muayene ücreti de o oranda yükselme gösterir. Genel ortalama göz önüne alındığı zaman, ilk kez muayene olup beslenme programı oluşturulacak hastalar için fiyatlar genellikle 60 TL ile 300 TL arasında değişim gösteriyor.
Fiyatlar, tercih etmiş olduğunuz diyetisyene göre değişirken, ücret ödeme sıklıkları da aynı şekilde değişiklik gösterir. Ücretler; haftalık, aylık, altı ayda bir veya yılda bir kez ödenir. Fiyatlar genel olarak aylık 80 TL ile 800 TL arasında belirleniyor. Yine de en doğru bilgiyi, beslenme uzmanının sekreterinden edinebilirsiniz. Elde edeceğiniz olumlu sonuçları düşündüğünüzde, ücret tercih kriterleriniz arasında ilk sırada yer almamalı, asıl odak noktanız diyet hizmet kalitesi olmalıdır.
Diyetisyen Seansları Nasıl Olur?
Diyetisyen kişiye özel beslenme programını planlamak amacıyla seans gerçekleştirmektedir. Bireysel programın yanı sıra hamilelikte beslenme, emzirme döneminde beslenme, çocuk beslenmesi, obezite beslenmesi, aile beslenmesi, menopoz döneminde beslenme, ergen beslenmesi, yaşlılık döneminde beslenme, stres ve depresyonda beslenme ve beslenme eğitimi veren diyetisyenin seans içerikleri farklılık göstermektedir.
• Diyetisyen danışanıyla yaptığı seanslarda hem sağlık açısından hem de psikolojik açıdan kişinin istediği vücut görünümüne sahip olmasını amaçlamaktadır. Danışanın sağlık durumu öncelikle dikkate alınırken yaşam biçimi ve alışkanlıkları ayrıntılı bir şekilde öğrenilmektedir.
• Vücut analizi yapıldıktan sonra danışan analiz hakkında bilgilendirilmektedir.
• Danışanın ideal kilosu belirlenir ve süreçlerin takip edilmesinin önemi anlatılmaktadır.
• Herhangi bir hastalığa sahip olup olmaması, kullanılan ilaçlar, alışkanlıklar ön planda olacak şekilde bireylerin metabolik hızları, alması gereken enerji gereksinimleri belirlenerek uygun diyet programı hazırlanmaktadır.
• Beslenme programı danışanın uyuma saatleri, çalışıyorsa çalışma koşulları, ekonomik durumu, tek yaşayıp yaşamama durumuna göre şekillenmektedir.
• Diyetisyen beslenme programını yazdıktan sonra beslenme eğitimi vermektedir. Besinleri pişirme ve saklama koşulları hakkında danışan bilgilendirilmektedir. Gün içerisinde beslenme saatleri ve öğünleri kişiye özel belirlenerek danışana anlatılmaktadır.
• Beslenme programı kişiye özel haftalık veya aylık olarak değiştirilmek şartıyla kontrol muayeneleri sağlanmaktadır. Vücut analizi tekrardan alınarak önceki analizlerle karşılaştırılma yapılmaktadır. Diyetisyen doğrultusunda sağlıklı yaşam biçimi benimsetilerek beslenme düzeni devam ettirilmektedir.

Neden Diyetisyene Başvurmalıyım?

• Bireylerin sağlıklı bir yaşam sürdürmesi, yaşam kalitesinin artırılması ve geliştirilmesi için bir beslenme uzmanından yardım alınması gerekmektedir. Günümüz sağlık sorunlarının büyük bir kısmını oluşturan obeziteye sahip ya da obeziteden korunmak amacıyla diyetisyene danışılmalıdır.
• Diyetisyen kişilerin besin ihtiyaçlarına göre beslenme programı geliştireceğinden bireyin alması gereken enerjiyi hesaplayıp uygulamaktadır. Kişiyi bu düzene alıştırır ve sürekliliğini sağlamaktadır.
• Bazı alanlarda diyetisyenlerin rolü çok büyüktür. Gebelik öncesi, sonrası ve gebelikte beslenme, hastalıkların vücuda tepkisine bağlı olarak beslenme, bebek-çocuk beslenmesi, sporcu beslenmesi ya da yetişkin beslenmesi destek alınması gereken konular içerisinde yer almaktadır.
• Diyetisyen eğitim aldığı için danışanın yaşı, cinsiyeti, herhangi bir sağlık problemine sahip olup olmadığı, kullanılan ilaçlar, kan değerleri hakkında bilgi sahibi olup yeterli ve dengeli beslenmeyi amaçlamaktadır.
• Ayrıca zayıf olarak nitelendirilen bireylerin sağlığına kavuşması, alması gereken enerjinin hesaplanması ve kişiyi ideal kiloya kavuşması için de diyetisyenden destek alınmalıdır.
• Diyetisyene danışmak için herhangi bir hastalığa sahip olmayı beklememek, sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmek için yaşam boyu bu bilgileri kullanmak gerekmektedir.

Diyetisyen Tavsiye

• Diyetisyen seçimi yapılırken, diyetisyenin sahip olduğu diploma, geçmişteki tecrübeleri, çağa ayak uydurup yeni ve güncel bilgileri kullanabilme becerisi, hastalarına olan yaklaşımı, elde ettiği başarı sonuçları dikkat edilen kriterler arasında yer alıyor.
• Günümüzde diyetisyenler, sosyal medya aracılığı ile tanıtım yapıp ün kazanırken, hastalar da ünü fazla olan diyetisyenleri seçme eğiliminde oluyor. Sanatçılar gibi göz önünde olan kişilerin önerisi o diyetisyenlerin daha çok tercih edilmesine sebep olmaktadır. Artan ün sonucunda fiyatlar da arttığı için bazı kişiler diyetisyene gitmeyi ertelese de sağlıklı araştırma sonucunda hem kendilerine hem de maddi durumlarına uygun diyetisyen bulabiliyorlar.
• Hiçbir test yapmadan, kişi hakkında bilgi edinmeden, şablon olarak hazırlanmış diyet listelerinin uygulanmasını öneren beslenme uzmanı, tercih edilmemelidir. Beslenme uzmanları, hastasının isteklerini göz ardı etmeden, hasta ile ortak çalışma yaparak çok daha başarılı sonuçlar elde ediyorlar.
• Diyetisyen seçimi yaparken, diyetisyenin öz geçmişi hakkında bilgi alınmalı, eğer istenirse daha önce birlikte çalışmış olduğu hastaları ile de görüşülebilir. Tercih edeceğiniz diyetisyenin güler yüzlü ve sıcakkanlı olması çok büyük bir önem taşıyor. Güven üzerine kurulu bir seans hem hastayı hem de doktoru motive eder. Aynı zamanda diyetisyenin, hastasına yeterli vakit ayırması da oldukça önemlidir. Önemsendiğini hisseden kişiler daha istekli ve istikrarlı olurlar.
Beslenme uzmanını önerilir yapan en önemli özellik; beslenme uzmanının, hastasına sadece maddi çıkarlarla yaklaşmak yerine, o kişinin sağlığına değer vererek, kişi için elinden gelen tüm çabayı sarf etmesidir.
En İyi Diyetisyen
İyi bir diyetisyen seçimi yapmak, bireylerin sağlığı için çok büyük bir öneme sahiptir. Kişilerin sağlıklı şekilde kilo alıp verebilmeleri için uygun beslenme programı hazırlanması gerekir. Programın hazırlanması uzmanlık gerektiren bir iş olduğu için bu konuda herkese güvenmek yanlış seçim olacaktır.
İyi diyetisyenlerin sahip olması gerekenler arasında, en önemlisi şüphesiz ki 4 yıllık beslenme ve diyetetik diplomasıdır. Bazı kişiler, diploma sahibi olmadan, sadece deneyim ve kısıtlı araştırmalarına güvenerek bu işi yapmaya başlamış olabilir. Bu yüzden başvurduğunuz diyetisyenin gerekli diplomaya sahip olduğuna ve alanında uzman olduğuna emin olmalısınız.
Diyetisyenler, sadece beslenme bilimi konusunda bilgili olmazlar. Aynı zamanda, biyoloji, biyokimya, mikrobiyoloji ve besin bilimi konusunda da yeterli düzeyde bilgiye sahiptir. Ayrıca okulda almış oldukları eğitimle sınırlı kalmayıp günümüzdeki yenilikleri ve değişiklikleri yakından takip ederler. Çünkü sahip oldukları bilgileri, her zaman güncel tutmaları son derece önemli bir konu.
Alanında uzman diyetisyenin, hastalarına karşı her zaman güler yüzlü olması gerekir. İnsanlarla sürekli iletişim halinde olmanın zorluğunu kabul edip son derece sabırlı davranması ve sevecen olması en önemli noktalardan biri. Kişiler ona gittiğinde zor günler geçiriyor olabileceği için hastalarıyla arkadaş gibi olurken aynı zamanda psikolojik destek de vermelilerdir. Hastaya, istediği zaman ona ulaşabileceklerini hissettirip güven ortamı oluşturmalı. Ancak bunu yaparken belirli bir sınır çizerek iş ve özel yaşamı birbirinden ayrı tutmaya özen göstermelidir. İşini disiplin ile yaparken ölçülü olmalı ve kişileri rencide etmemeli.
İyi diyetisyen, ezbere beslenme listelerini önermek yerine, kişilere gerekli tüm tetkikleri yapıp hastası hakkında yeterli bilgiye sahip olduktan sonra hastanın ihtiyacına yönelik, uygun diyet listesi oluşturmalıdır. Bunu yapabilmek için, alanında kendini geliştirmiş olmalı ve tüm besin maddeleri hakkında detaylı bilgi birikimi olmalı.
Kişinin, seçeceği diyetisyende araması gereken diğer özellik ise hijyen kurallarına uyulup uyulmaması. İyi diyetisyen, işini özenle yapmalıdır ve hijyen kurallarını doğru şekilde uygulamalıdır.
Diyetisyenler, meslektaşlarıyla ortak çalışarak toplumu gözlemlemeli ve kişilerin sağlığının bozulmasına sebep olan, hatalı beslenme şekillerini eğitim vererek düzeltip gerekli önlemleri almalı. Kişileri hastalıklardan koruyacak diyetleri hazırlamalı. Diyetisyenler, sorumluluk sahibi olmalılar. Sadece kendi başarısını düşünerek kişileri şok diyetlere sokmayıp önceliği hastanın sağlığına vermelidir.
İşini severek yapan, mesleğin gerektirdiği etik ve ahlaki kavramlara dikkat eden, tek amacı maddi kazanç elde etmek olmayan, ilk hedefi hastasının sağlığı olan diyetisyenler, kişilerin ilk tercihleri arasında yer almalıdır. Danışanlarına bu süreçte sağlıklı beslenme alışkanlıklarını hayat standartı haline getirmesini sağlayan ve danışanına bu süreçte hem beslenme hem de psikolojik destek verebilen kişiler olmalıdırlar.
İstanbul Diyetisyen
Diyetisyenlik hizmetleri, ilden ile değişiklik gösteriyor. İstanbul’da bulunan diyetisyen sayısı oldukça fazla gözükse de nüfus göz önünde bulundurulduğu zaman normal seviyededir.
İstanbul’da yaşayan kişilerin seçenekleri diğer illerdekine oranla daha fazla olduğu için şanslı sayılsalar da kişilerin uzman diyetisyen seçimi sırasında çok fazla kararsızlık yaşamasına sebebiyet verebiliyor. Bunun için kişiler yoğun araştırmalar yapıp sonuca varmaya çalışıyorlar.
İstanbul’da bulunan beslenme uzmanları, özel sektöre ve devlete bağlı olarak çalışmaktadırlar. Bağlı olunan kuruma göre ücretler değişiklik gösteriyor. Toplum sağlığı merkezleri ücretsiz hizmet veriyor ve hastalara danışmanlık hizmeti de sağlıyor. Bu açıdan hastanın maddi durumu elverişli olmasa da diyetisyenlik hizmeti alınabilir.
Diyetisyen arayan kişiler, sahte diyetisyenler konusunda çok dikkatli olmalıdır. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde insanlar, resmi eğitimi olmadığı halde geçmiş zamanlardaki tecrübelerine ve yeterli olmasa da sahip oldukları bilgi birikimine güvenerek diyetisyen danışmanlık hizmeti vermek isteyebiliyor. Diyetisyen hizmeti alacak hastanın, bu konuda dikkatli davranıp seçeceği kişiyi öncesinde araştırıp o kişinin diploması ve diğer özellikleri hakkında güvenilir bilgilere sahip olması gerekir.
İstanbul içinde, özel kurumlara bağlı çalışılan yerlerdeki diyetisyen ücretleri genellikle ayda 300 TL ile 800 TL arasında değişiklik gösterebilmektedir. Ücret, verilen hizmetin içeriğine, kalitesine ve diyetisyenin sahip olduğu üne doğrudan bağlı. Bu yüzden en net ve doğru bilgi diyetisyenin bağlı olduğu kurumdan öğrenilebilir. Diyetisyen seçimi sırasında ilk bakılan kriter ücret değil, kurum tarafından verilecek hizmetin kalitesi olmalıdır. Kişi ne istediğine karar verdikten sonra, istekleri doğrultusunda istediği yere başvurabilir.
Beslenme uzmanının vereceği hizmetler arasında; ideal kiloya ulaşmaya destek, özel hastalıklara uygun beslenme düzenlemek, kişilerin günlük yaşantısında daha dinç ve sağlıklı hissetmesini sağlamak adına uygun beslenme listesini hazırlamak, kişilerin yeterli ve dengeli beslenmesini sağlayıp zararlı alışkanlıklarını tespit ederek bunları bırakmasına yardımcı olmak ve buna benzer daha birçok hizmet vardır.
Avrupa Yakası Diyetisyen
İstanbul Avrupa yakası iş merkezleri ve iş kuleleri ile ön plana çıkmaktadır. Türkiye ekonomisinin lokomotifi istanbul’un Avrupa yakasından sağlanmaktadır. Yoğun iş temposu ve İstanbul trafiği kişileri kendi sosyal hayatlarına neredeyse zaman ayıramaz hale getirmektedir. Ancak artan eğitimli nüfus, bilinçli toplumu yaratmakta ve bu toplum zayıflama ve kilo vermek adına mutlaka profesyonel destek almak için diyetisyen ve alanında uzman doktorlara başvurmaktadır. Stresli ve yoğun yaşamın getirdiği yanlış beslenme alışkanları ve hızlı tüketim dünyası kişileri fast -food beslenmeye itmekte ve günümüzde obezite seviyesi hızla artmaktadır. İstanbul Avrupa Yakasında, kendini beslenme ve diyetetik konusunda geliştirmiş, konferans ve toplantılara katılım sağlayan, işini severek yapan, yeniliklere açık, son derece bilgili, samimi ve güvenilir beslenme uzmanları hizmet vermektedir.
Birçok kişi, diyetisyene gideceği zaman ücret konusunu düşünüp vazgeçer. Aslında yeterli araştırma yapılırsa fiyatların çok yüksek olmadığını görebilirler. İstanbul Avrupa Yakasında toplum sağlığı merkezlerinde ücretsiz olarak diyetisyenlik hizmeti sağlanıyor. Bunun haricinde kişiler özel kurumlara gitmek isterlerse aylık ortalama fiyat 80 TL ile 800 TL arasında değişebiliyor. Bu yüzden gidecekleri kurumu arayıp fiyat bilgisi almaları en doğrusu olur.
Kişi, gideceği kurumu, doktoru ve diyetisyeni seçtikten sonrasında randevusunu almalı ve seansları aksatmadan tedavisini sürdürmelidir.
Anadolu Yakası Diyetisyen
Anadolu yakasında kurulan yeni iş merkezleri ve yapılan yeni yerleşim alanları sayesinde bu bölgedeki nüfus giderek artmaktadır. Çalışma koşullarının zorlaşması ve kişilerin öğünlerine yeterince zaman ayıramaması kişilerde pratik bir öğün tüketme ihtiyacının doğmasınına neden olmuştur. Fast- food tüketiminin artması ve sağlıksız ürünlerin çok sık lanse edilmesi ve sürekli İstanbul trafiğinde sürekli yetişme çabasında olan kişileri yaşam koşulları sağlıksız beslenmeye itmektedir. Bu durumdan rahatsız olan kişiler ve ideal kilolarına ulaşmak isteyen kişiler kendilerine yakın olan kurumlardaki diyetisyenden yardım almalıdırlar.İstanbul Anadolu Yakasında, alanında uzman, çağımız yeniliklerini yakından takip edip kendini geliştiren, bilgi birikimi oldukça yüksek olan birçok beslenme uzmanı bulunur. Kişi, kendi beklentileri doğrultusunda uzman seçip, uygun tarihe ve saate randevu alarak süreci kolaylıkla başlatabilir.
Anadolu yakasında diyetisyenlerin en çok bulundukları alanlar; Üsküdar, Kadıköy, Acıbadem, Beykoz, Maltepe, Pendik, Kartal, Ataşehir, Çekmeköy gibi halkın yoğun yaşadığı ilçeler ve semtlerdir.
Ataşehir Diyetisyen
İdeal kilonuza gelmek, fit bir vücut yapısına sahip olmak ve metabolik rahatsızlıklarınız var ise beslenme programları sayesinde sağlığınıza kısa sürede kavuşmak istiyorsanız bir beslenme ve diyet uzmanıyla birlikte çalışmanız gerekmektedir. Eviniz veya iş yeriniz Anadolu yakasında ise Kadıköy’de yer alan diyet ve sağlıklı beslenme ofisimizi tercih edebilirsiniz. Ev-iş hayatınıza yakın bir ofis tercih etmeniz rutin kontrollerinizi düzenli bir şekilde yaptırmanıza olanak sağlar. Bu sayede istediğiniz vücut formuna en kısa sürede sağlıklı bir şekilde ulaşacaksınızdır.
İstanbul’da aşırı trafik yoğunluğundan dolayı kendisine zaman ayıramayan kişiler evlerinin bulunduğu yakada bir beslenme ve diyet danışmanlığı ofisini tercih ederse kendilerine ve ailesine daha fazla zaman ayırabileceklerdir. Çünkü trafikte kaybedecekleri zaman yerine bu zamanı kendileri için daha verimli kullanabileceklerdir. Haftalık olarak çok daha rahat yaptırabilecekleri kas – yağ ve toplam vücut su ağırlığı miktarları analizi sayesinde beslenmeye bağlı vücutlarında olan değişimleri daha yakından takip edebileceklerdir. Haftalık verdikleri kilo oranlarına bakarak daha motive olacak veya hızlandırmak adına aynı yakada olan diyetisyenleri tarafından kilo verme süreçleri diyet-egzersiz programları ile hızlandırılacaktır. Farklı bir yakada diyetisyen tercihi aşırı iş yoğunluğu ve trafik nedeniyle sizi belirli aralıklarla ekstra zaman ayırmanıza sebep olacağından sürekliliğini sağlamak zorlaşacak ve istenilen başarının elde edilememesi ile sonuçlanacaktır.
Ataşehir de tercih edeceğiniz beslenme ve diyet uzmanınız sizin metabolizmanıza, sosyo-ekonomik durumunuza ve günlük yaşam tarzınıza uygun kişiye özel bir diyet programı oluşturarak kalıcı ve sağlıklı kilo vermenizi sağlayacaktır. Bu programı size uygun bölgesel problemlerinizi göz önünde bulundurarak hazırlayacağı egzersiz programı sayesinde ise hızlandıracaktır. Metabolizma, mide-bağırsak, gıda intoleransı gibi rahatsızlığı olan kişiler için oluşturacağı kişiye özel beslenme programları sayesinde ise kişilerin yaşam standardının artmasını kolaylaştıracaklardır. Bu yüzden herkesin iş-ev lokasyonuna göre diyetisyenini tercih etmesi gerekmektedir.
Kadıköy Diyetisyen
Kadıköy semti, İstanbul’un Anadolu Yakası’nda yer alan jeopolitik olarak stratejik bir öneme sahip olan ilçesidir. Hem boğaza karşı sınırın olması hemde adalar manzarası ile tüm Türkiye’de adından söz ettiren bir İstanbul ilçesidir. Kadıköy semti hem öğrenciler hemde eski İstanbul ailelerinin yoğun tercih ettiği semtlerden biri olmakla beraber, hem doktorlar hemde diyetisyenler için bir çok ofis barındırmaktadır.
Sağlıklı beslenme anlamında halkın bilinç seviyesini artırma çalışmaları yapan belediye ve özel kurumlar bulunmaktadır. Diyetisyenler tarafından da ofis açmak için tercih edilen bölgelerden birisi haline gelmiştir. Kadıköy halkının genel olarak uğrak noktaları olan, Bağdat Caddesi, Moda, Acıbadem, Kozyatağı, Caddebostan, Erenköy, Suadiye, Bostancı, Boğaz Heykeli gibi konumlar doktor ve diyetisyenlerin danışanları ile buluştuğu ve hizmet verdikleri alanlardır.

https://www.tugbayaprak.com/diyetisyen/

https://www.youtube.com/channel/UCwKrvCOQii2Pza6bYva8Z9w
submitted by DiyetisyenTugbaYprk to u/DiyetisyenTugbaYprk [link] [comments]


2020.11.20 18:09 SnooTomatoes3856 Her gün bir flood #7 (ben bu seriyi sevdim bayaı)

Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 3
akşam incide takılıyordum ki babam bini çıktı yanıma kapıyı tıklattı.. okan mı beyaz mı? diye sordum. ikisinin de amk aç kapıyı dedi. doğru cevabı verdiğinden açtım kapıyı. lan bu ne hal? diye bağırdı. ne var halimde? dedim. oğlum delirtme çıkar şunları diyor. taktığım sütyeni kastediyormuş amk.. bu herifin dar kafalılığı öldürecek beni. baba merve'ye aldım takmadı, o kadar para verdim. boşa mı gitsin? tasarruf yapıyorum dedim. tasarrufunu giberim diye bağırınca çıkarmak zorunda kaldım. tek tek tuvaletleri gezip boşa su akıyor mu? diye kontrol etmeyi biliyor oç. biz tasarruf yapınca suçlu oluyoruz. takacak ya bana, bahane arıyor. konuyu değiştirmek için zaman lerzan mutlu'yu ne kadar değiştirmiş, farkında mısın? diye sordum, giblemedi. böyle zekiliklerim vardır. aşırı bir tepki aldığımda olayı yumuşatmak için parlak zekamı devreye sokarım. ters ters bakıyor amk.. sen ne demeye geldin baba? dedim. demiyorum lan sana bir şey baba da deme bana amk dedi ve çıktı. oha amk itirafı kest. delirmek üzereydim.. babam kimdi benim amk? bu konuyu hemen açıklığa kavuşturmalı, incide arkamdan konuşulanları haklı çıkarmamalıydım.
not: lerzan mutlu annem olabilir.
hemen indim aşağıya sordum anneme. benim babam kim? dedim. mal mal konuşma git başımdan diyor. babam babam olmadığını iddia ediyor, kim benim babam cevapla çabuk, yoksa bida odama almam seni dedim. öyle deyince tırsmış olacak gitti babama sen ne dedin bu çocuğa? diye çıkıştı. ben biraz uzaklaştım, dayaktan korktuğum için. zaten duydum sonra babam yakışıksız ifadeler dillendiriyordu hakkımda. bunlardan bir gib çıkmayacaktı, kendi yöntemlerimle öğrenmeliydim. merve'nin yanına gittim. kapıyla küs olduğumuzdan ona bir şey söylemedim ve tıklattım. zaten onla harcayacak zamanım da yoktu. merve açtı kapıyı, ne var? dedi. önce benimle insan gibi konuşmasını, daha sonra göğüslerinin bir ara fotoğrafını çekmemiz gerektiğini, bir iş için lazım olduğunu tembihledim. git abi pff xs gibilerinden bir şey söyleyecek oldu, tuttum saçından. söyle, geçen saklayıp da söyleyemediğin şey neydi? benim gerçek babam kim? annem başka kimlere veriyor? dedim. sesi çıkmadı.. söyle çabuk yoksa nermin'in face profiline yine mesut yar'ın kilo vermeden önceki hallerinin fotoğraflarını atarım diye tehdit ettim, defol diye karşılık verdi. bu kız tam bir kevaşe.. artık anlaşılmıştı, aile içinden doğru cevap gelmeyecekti. bir an önce farklı yollara yönelmeliydim.
not: aradığım sorunun cevabı nermin'de olabilir.
sabaha kadar gözüme uyku girmedi. face'den, twitter'dan ve inci'den çeşitli duyurular yaptım. babamın kim olduğunu bilenlerin acil bana ulaşması gerektiğini yazdım. küfürle cevap verenlere gerekli tepkileri verip evden fırladım. 1. kata indim, yine o kadın çıktı. eşiniz evde mi? dedim. hayır dedi. oha bu saatte gelmedi mi hala? diye bağırdım. herif ağır tokmakçı amk evine bile uğramıyor. saçmalama işe gitti dedi. yemedim tabiki ama onla uğraşamazdım. sizin kocanız benim annemi gibmiş doğru mu? dedim. ne diyorsun sen defol git falan dedi küfür müfür bir şeyler saydırdı. dur kapatma kapıyı cevap ver dedim, kapattı huur kapıyı. annemin tadına varmış biri bu karıya katlanıyor olamaz deyip babamın bu adam olmadığına karar verdim. karşı komşu firuze teyzenin kapısını çaldım. eşiniz evde mi? diye sordum.. yok dedi. kocanızı kastediyorum, evde mi? dedim. yok evladım diye karşılık verdi. firuze teyze belanızı gibtirmeyin hepinizin eşi mi memur amk saat 8 buçuk deyince, bir şeylerden korkuyor olmalı ki kapıyı hakaret ederek kapattı. firuze teyzenin kocası ihtimalini aklımda tutmalıydım. firuze teyze bir şeyler saklıyor gibiydi. sıra 2. kattaki dairelere gelmişti.
not: 1. kattaki kadının adını hala bilmiyorum.
  1. kattakilerden birini tanıyorum da 4 numaraya hiç gitmemiştim. o yüzden önce tanıdığımdan başlayıp aradaki samimiyeti kullanmaya karar verdim. kapıyı çaldım, aramızdaki samimiyete olan inancından dolayı açtı kapıyı. aramızdaki samimiyete güvenerek nassın mehtap teyze görünmüyon? dedim. beni görmekten şaşırmış olacak ki ters ters baktı. kocanız annemi gibmiş doğru mu? diye sordum. sorgu tekniğidir bu, annem itiraf etmiş gibi yapıp lafı alacaktım ağzından. böyle zekiliklerim vardır. insanlara aklımla küçük oyunlar oynar, keskin zekam karşısında çırpınışlarını izlerim. lafı değiştirmek için terbiyesizlik yapma oğlum git işine hadi deyip kapıyı kapattı. bunların hepsi niye böyle davranıyor amk? 1 insan gibi sohbet edebilen olmaz mı koca apartmanda.. kocasından şüpheleniyor belli ki. bu ihtimali de cebe koyup 4 numaraya gittim. çaldım kapıyı benim yaşlarımda bir kız açtı. eşiniz evde mi? dedim. eşim yok benim, neden sordunuz? dedi. kocanızı kastediyorum hanımefendi, evde mi çabuk diye ısrar ettim. öğrenciyiz biz söyle ne söyleyeceksen diyor. bir an öğrenci ve kız olduğunu aklıma getirince çok heyecanlandım ve birkaç saniye aralıksız bakıştık. fakat benden hoşlanıyor olması, sorgu tekniğimden kaçabileceği anlsevgi gelmiyordu. babanız annemi bafilemiş doğru mu? dedim, gülüyor amk. oha bulmuştum galiba.. bu diğerleri gibi kapıyı kapatmamıştı. tabi bu benden hoşlanıyor olmasından da kaynaklanabilirdi ama gözlerinden babasını saklamak istediği gerçeğini okudum. bak dedim ayağını denk al, şahsi meselemizi sonra halledelim dedim ve babasının msn adresini istedim. uğraşamam senle deyip kapıyı kapattı. nihayet elime gerçekçi deliller geçmişti. ayrıca behzat ç'deki şule'den sonra ilk kez bir kızın benden hoşlandığını hissetmiştim. bu da olumlu bir gelişmeydi. neyse edindiğim bilgileri aklımda tutup 3. kattakileri sorguya çekmek vardı sırada.
    not: mehtap teyze ve erdal beşikçioğlu liseden sınıf arkadaşı olabilir.
  2. kattaki sinirli teyze biraz beni korkutsa da kapıyı çalmak zorundaydım. açtı ne var? dedi. olaya yumuşak girmek için natalie portman'ın léon'daki halini hatırlıyor musunuz? dedim. anlamadım? evladım işim var noldu? dedi. acelesi kendini ele veriyordu açıkçası. bu tavrı şüphelerimi artırmıştı. hanımefendi dalga geçmeyin benle, kocanız nerde? dedim. napacan kocamı? diyor. aklı sıra lafı değiştirecek oç. kadın biraz yaşlı olduğundan sorumu dikkatli sordum. muhterem beyefendinin validem ile vakt-i zamanında izdivaç ettiğini teferrüc ediyorum dedim. söylediğime cevap vermeyip lafı değiştirmeye çalıştı. annenin haberi var mı geldiğinden? dedi. sanane annemden oç deyip ondan önce kapıyı ben kapattım. sonra da açmadı oç. şüpheliler listeme eklenmekten kurtaramamıştı kocasını... karşı daireye geçtim. kapıyı tıklattım. kapıyı açan kadına ''oha siz burada mı oturuyordunuz? kapıcı sanıyordum sizi.'' dedim. ne diyorsun sen? falan bir şeyler geveledi. eşiniz evde mi dedim. yok bana söyle ne söyleyeceksen bebek içeride yalnız dedi. bebek kimden? diye sorunca biraz sinirlenip kapıyı kapattı. bu millet mal amk. babam tembihlemiş herhalde hepsine, konuşmayın demiş. bu adam tam bir oç, böyle bir şeyi benden saklayabileceğini nasıl düşünür? neyse şimdi gitmem gereken tek bir adres kalmıştı. firuze teyze.. fazla beklemeden bizim kata çıktım.
not: bebek önder açıkbaş'tan galiba.
bizim kata çıkıp firuze teyzelerin kapısını çaldım. firuze teyze kapıyı açınca bir şey söylemesine izin vermeden ''haykırmaaaak istiyoruoooğğmmmm konuşamıyorum'' eserini ilhan irem'in tarzıyla seslendirmeye başladım. bu daha samimi bir sohbet gerçekleştirmemizi sağlayabilirdi. noldu evladım yine? dedi. bakın firuze teyze sevişmek doğal bir şey ve insanın bir ihtiyacı. günümüzde yıldız tilbe bile sevişiyor dedim. oğlum git hiç sırası değil dedi. ne sırası değil? bu saatte görmeyin siz de şu işi kardeşim dedim. kapıyı kapatıyordu ki koydum ayağımı araya korkmasını sağladım. bildiğiniz gibi böyle çevikliklerim ve böyle zekiliklerim vardır. bu hareketimde iki yeteneğimi bir potada erittim. napıyorsun oğlum sen? git evine yürü dedi. eşiniz annemi emmiş doğru mu? dedim. anlamadığım birkaç arapça cümle söyleyerek kapıyı kapattı ve kafamı karıştırdığını sandı. fakat bu hareketleriyle kendini ele vermiş oldu. çünkü firuze teyzenin arapça bilme ihtimali çok düşüktü. böyle basit hamlelerle aklımı karıştırmayacağından şüpheliler listeme kocasını ekletmekten kaçamadı. yeterli bilgiyi toplamıştım. şimdi eve gidip taylor swift'in love story şarkısı eşliğinde bir durum değerlendirmesi yapacaktım. kapıyı çaldım, annem açtı. nereden geliyorsun? diye sordu. konuyu değiştirmek için defne joy foster öldü 3 gün yas tuttunuz, 30 şehit öldü şimdi neredesiniz? dedim. mal mal baktı, fırsattan istifade odamın yolunu tuttum.
not: ilhan irem, taylor swift'e kanye west'in yaptığı ayıbı yapmazdı.
harun kolçak posterimi ters çevirip duvara astım. şüphelilerin isimlerini, yaşlarını, duyabildiğim kadarıyla haftalık sevişme sayılarını yazdım. o sırada babam geldi, kapıyı tıklattı. gel lan kahvaltı yap dedi. yeterli eti cinim olduğunu, kapımın önünü derhal terk etmesse merdivenlerle konuşacağımı, bir daha onu üst kata çıkarmayacağımı söyledim. öyle deyince korkmuş olacak ki hiçbir şey demeden aşağı indi. elimdeki delilleri ve düşündüklerimi facebook, twitter, inci'de paylaştım. msn iletimi ''alem arka olmuş.'' yaptım. insanlardan yardım istedim. fakat herkes oçlik peşinde olduğu için gerekli küfürleri gerekli yerlere iletip sosyal ortamdan da umudumu kestim. neden herkes bana karşı amk bir anlasam... daha sonra kapım çalındı, gelen merveydi. şaşırdım amk hangi dağda kurt öldü? diye sorup biraz gülümsedim. abi açar mısın kapıyı? dedi. önce soruma cevap ver dedim. abi aç şu kapıyı diye bağırınca daha fazla sinirlendirmemek için kapıyı açtım ve hangi dağda kurt öldü? derken gerçek bir soru sormadığımı, kendisine bir espri yaptığımı belirttim. yoksa 12 yaşında kız nerden bilsin amk nerde kim öldü * böyle esprili anlarım vardır. sivri zekamla beklenmedik espriler yapar, insanları aralıksız güldürürüm. neyse derdin ne merve? sütyensiz birini odama almadığımı biliyorsun, acele et dedim. bir fotoğraf çıkarıp, abi bu iğrenç şeyi niye yatağımın altına koydun? dedi. o iğrenç dediği şeyin david fincher'ın 25 kare tekniği olduğunu ve fight club'ın final sahnesinde bulunduğunu belirttim. merve iyi kız, hoş kız da cahil biraz galiba.. bir daha yapma böyle şeyler yeter artık dedi. konuyu değiştirmek için bu yaşar nuri öztürk saba tümer'e neden bu kadar sinirli? diye sordum. aklı karışmış olacak ki cevap vermeden çıktı odadan. ben de işime bakmaya devam ettim.
not: helena bonham carter yaşar nuri öztürk'ten hoşlanıyor. ikisinin de 3 ismi var.
duvardaki yazdıklarıma bakarak bir süre düşündüm. daha sonra benden hoşlanan öğrenci kızla şükran teyzenin akraba olduklarını farkettim. bu da firuze teyzenin kocasının benim babam olma ihtimalini kuvvetlendiriyordu. indim aşağıya annem mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. anne firuze teyzenin kocasıyla nereden tanışıyorsunuz? dedim daha mevzuya girmeden. böyle zekiliklerim vardır. konuya farklı bir yerden girer, karşımdaki insanın aklımın oltasına düşmesini beklerim. fakat annem git başımdan, uğraşamam gibi basit kelimelerle beni başından atmaya çalıştı. yemedim tabiki, ama yine de çok üstüne gitmeden lafı ağzından alıyım diye kim kardashian'ın en küçük kız kardeşinin model olmak istediğinden bahsettim. yine aynı basitlikte cümlelerle lafı geçiştirmeye çalışınca kafasını karıştırmak için requim for a dream'in ne kadar overrated bir film olduğundan bahsettim ona. fakat kadına işlemiyordu. anlaşılmıştı, çözülmesi için biraz daha zaman vardı. ben de yukarı çıkıp biraz kafamı dağıtmalı, başka şeylere yoğunlaşmalıydım. bu kadar düşünmek bana bile fazla gelmişti. inci'ye girip semiha berksoy ferresi yolla diyene yolluyorum başlığı açtım. pek ilgi görmeyince twitter'a girip birkaç güldüren şaka yaptım. kimse rtlemeyince face'e girip liseden arkadaşım pelin'in duvarına halil sezai paracıklıoğlu senden hoşlanıyor yazdım. 2 dakika sonra kaldırdı gönderimi oç. herkes bana karşı amk böyle dünyanın necati ateş'ini gibiyim deyip uykuya dalmaya karar verdim ve yatağa yattım. bir an önce sabah olmasını ve planlarımı hayata geçirmeyi istiyordum.
not: pelin kim kardashian'ın erkek kardeşine veriyor. eminim...
sabah kalktım erkenden reserved ne demek ola ki amk? diye düşündüm biraz. daha sonra quentin tarantino'nun adını hatırlayamadığım bir filmine gönderme olduğuna karar verip işe koyulmayı tercih ettim. merve'nin odasına inip biraz kapıyla dertleşmek istedim, fakat cevap vermedi oç. tüm dünya bana karşı birleşmiş amk deyip eticin+cappy i mideye indirdikten sonra firuze teyzelerin daireye indim. kapıyı tıkladım, açan olmadı. fakat içerde ayak sesleri vardı amk uyuyor olamazlardı. böyle zekiliklerim vardır, şeytanı ayrıntıda arar, aklımı kullanarak yerinde gözlemler yaparım. açmaları için kapıyı daha sert vurmaya başladıktan sonra firuze teyze açtı kapıyı. bir şey dememe izin vermeden bak çıkacam söyleyecem artık sizinkilere yeter böyle oğlum, acıyorum ses çıkarmıyorum dedim. sen kimsin bana acıyorsun firuzan teyze? kocanı çağır dedim. adını firuzan olarak telaffuz ettim ki onu önemsemiyor gibi bir görüntü verip, karşımda ezilmesini sağlayım. böyle hınzırlıklarım vardır. kocamı çağırırsam dayak yersin, git bak dedi. babam değil mi? döver de, sever de.. karışmayın çağırın dedim. ne diyorsun oğlum sen, çık elimi belada koyma diyor oç. eğer kocasını çağırmassa zabıta ya da pakize suda'yı çağıracağımı belirttim. fakat kadın oralı olmadı.. yetmezmiş gibi kapıyı yüzüme kapattı. oğlunuz büyüyünce önder açıkbaş gibi olacak hepiniz oç siniz deyip bizim daireye çıktım. konuyu manevi babama açma vakti gelmişti.
not: reservedla ilgili filmde pakize suda oynuyordu galiba.
kahvaltı masasına oturup bir süre herkesin uyanmasını bekledim. o sırada abraham lincoln'ün annemle ne ilgisi olabilir? diye düşündüm. neyse ki ilk uyanan babam oldu. napıyon lan burda? uyumadın mı? dedi. uyuduğumu, çünkü beynimin en fazla uyurken geliştiğini belirttim. beynini gibiyim gibilerinden ucuz bir laf etti. bu adamın aklı sıra benle taşak geçmesi çok sinirlerimi bozuyor. manevi babam olduğunu öğrendikten sonra bıçaklamayı düşünmüyor değilim. neyse buna daha fazla takılmayıp onu popülasyon genetiğinin kurucuları ingiliz biyologlar ronald fisher ve j.b.s. haldane için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettim. giblemedi oç.. tabi ben hiç bozmadan duygulu bir 1 dakika yaşadıktan sonra konuya girmeye çalıştım. fakat bu oç döver diye yavaş yavaş bahsetmeliydim içimdekilerden. ilk insan ademse ya bu kızını gibti, ya da oğulları kız kardeşlerini? diyerek bir sohbet konusu açmaya çalıştım. sabah sabah sürünme yine.. diyince olayı mantık boyutundan şiddet boyutuna taşımamak için lafı uzatmadım. önce sevecen olmalıydım. bak dedim sen de bu yaşıma kadar büyüttün ettin, aç susuz koymadın eti cinim ekgib olmadı sağol dedim. ne diyon sen amk? diyor oç hala işin gırgırında. baba, bak hala baba diyorum sana. sen kim olduğunu söylemedin ama ben gerçek babamı buldum dedim. ilk başta şaşırdı, sonra zekama şaşırmış olacak ki hafif gülümsedi. kimmiş? dedi joe biden dedim. oç kahkaha atıyor karşımda. ne gülüyorsun amk baktım netten ben joe biden türkiye'yi başkan yardımcısı olmadan önce defalarca ziyaret etmiş dedim. oğlum bak sinirleniyorum, gibtir git diyor bana muallaknin evladı. hayır dedemi tanımasam manevi babama böyle söylememem gerektiğini düşünücem. ama biliyorum dedemi, kesin muallaknin evladı bu. az önce buraya gelip düşünmeye başlayana kadar firuze teyzenin kocası sanıyordum. o da bafiliyor annemi ama benim babam o değil, az önce düşününce farkettim dedim. ayağa kalktı bu hiçbir şey demeden üzerime yürüdü. şiddet çözüm değil, mantıklı ol. joe biden olmayacak da kim olacak? bunu daha önce düşünmemiş olmam saçma değil mi? diyecektim saç.. diyebildim. ağzıma burnuma daldı amk. bu kez farklı oldu biraz. 1 dişim kırıldı, gözüm 10 dakika içinde hafif morlaştı. elmacık kemiklerim çok acıyordu. vurdukça da kesmedi öncekiler gibi oç. neyse bıraktı gidiyordu sen benim maddi babam değilsin dövemezsin beni diye bağırdım. maddi o anlamda kullanılmaz gerizekalı diye yanıt verip odasına gitti. hmmmm bunu biraz düşünmeliydim.
not: ronald fisher, joe biden'ı duşta seyretmiş.
bir süre burnumdan yere damlayan kanları izleyip kafamda robert downey jr.'ın sherlock holmes performansını değerlendirdim. annem uyanmış amk o geldi ne oldu yine? ne bu halin? salim allah belanı versin deyip ağlamaya başladı. haltları sen yiyorsun, dayağını ben yiyorum anne dedim. ne yaptın yine gerizekalı? sorusuyla karşılık verdi. joe biden'ın babam olduğunu manevi babama söylediğimi belirttim. gözlerinden okudum bir yıllar öncesine gitti.. hiçbir şey demedi, ilk yardım gereçlerini getirdi. bunların yararı olmayacağını, acil bana merve'nin ojelerinin lazım olduğunu söyledim, takmadı. benim de kalkıp onları getirecek halim yoktu açıkçası. her tarafım acıyordu. daha sonra babam oç geldi annemle sırtladılar beni odama taşıdılar. güya şefkatli görünüp joe biden'ı aramama, onları terk etmeme engel olacak oç. ama yağma yok.. iyileştikten sonra ona gününü göstermeye karar verdim. gözlerim dolacak gibi oldu, kendimi tutmak için youtube'a girip harun kolçak'ın ''gir kanıma'' klibini izledim. biraz daha iyiydim.. biraz kafamı farklı şeylere odaklamam gerekiyordu yine. zeki insanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. o yüzden kafamdaki bir diğer önemli soru önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? ya yeniden cevap aramaya çalıştım. kendisinin okan bayülgen ile eşit iq'da olduğunda bir kez daha karar kıldım ama dediğim gibi bunu zaten biliyordum. bana daha farklı argümanlar lazımdı.
not: babam oç önder açıkbaş'a kızıyor, sinirini bizden çıkarıyor.
neyse google görsellerden ibrahim erkal fotoğraflarına bakıp sakinleştikten sonra youtube'a girip mustafa karadeniz kamera şakaları izledim. artık iyiydim... şimdi joe biden'a ulaşmak lazımdı. twitter'da kendisini followlayıp birkaç mention attım. facebook duvarıma joe biden beni bul, konuşmamız gerek yazarak telefon numaramı paylaştım. son olarak serkan inci'ye pm atıp beni joe biden ile tanıştırmasını rica ettim. bu ikilinin liseden arkadaş olduğunu düşünürken keşfetmiştim. her tarafım ağrıdığından aşağı inemezdim. anneme seslenip gelmesini söyledim. gelince robert plant'in vokalistliğini yaptığı efsane ingiliz rock grubunun ismini sordum. bilemedi cahil oç... yine de içeri aldım çünkü durum ciddiydi. annem içeri girince manidar olsun diye youtube'dan metin ışık'ın lay lay lom eserini açtım. böyle zekiliklerim vardır. yaptığım eylemlerle insanlara mesajlar verir, onları beynimin labirentlerine davet ederim. ne diyorsun söyle çabuk? bir ihtiyacın mı var? dedi. anne joe biden'a acil ulaşmam lazım. telefon numarası vardır sende, versene.. dedim. hiçbir şey demeden çıktı odadan oç. beni peydahlamayı biliyorsun. o zaman bazı sorulara da cevap vereceksin amk. neyse ben yeteri kadar zekiydim, kimseye ihtiyacım yoktu. açtım yeniden twitter'ı baktım beni ne followlamış, ne sorduğuma cevap vermiş. bu beni biraz üzdü. herkesten sonra onun da bana sırtını dönmesi fazla ağır olmuştu. tavrımı anlasın, kendine çeki düzen versin diye son kez ''followa follow aqar agaaaaaaa'' yazıp kendisini unfollowladım. baktım facebook'taki çağrıma da cevap verdiği yok, dikkat çekmek için gönderimin altına ''a tempest of siblings, business and fame engulf olympic decathlete bruce jenner and paparazzi fave kim kardashian as their huge hollywood families collide.'' yazdım. hani adam ingilizce biliyor ya.. o açıdan. böyle zekiliklerim vardır. her bireyi kendi başına, kendi şartlarıyla değerlendirip onları aklımın kapanına sokarım. inci'deki inboxım da hala boş olduğuna göre biraz daha beklemem gerektiğine, bu sırada hegel şükran teyze akrabalığının ne anlama geldiğini düşünebileceğime karar verdim.
not: mustafa karadeniz hegel'i çok komik şakalardı.
sağ dizimdeki, dirseklerimdeki ve elmacık kemiğimin üst kısımlarındaki morluklara merve'nin daha önce kaçırdığım ojesini sürüp biraz dinlenmeye çekildim. 2-3 saatlik bir uyku çektikten sonra inci'ye girdim. inboxım hala boştu. serkan inci'ye sen git hala fakir gibi dilen, bir işimize yardımcı olma oç yazdıktan sonra balkona çıkıp ela'nın gelmesini bekledim. bir kere de sözünde dur amk kızı yaralıyız bir de. tam 45 dakika bekletti. ben de daha fazla beklemedim ki tavrımı anlasın. böyle zekiliklerim vardır. gerekli durumlarda sinirimi beynimin kıvrımlarıyla harmanlayıp ortaya akıl ürünü, zekice tepkiler çıkartırım. kapım tıklandı, gelen manevi babammış. steven spielberg mü? david lynch mi? diye sordum. gibtirme onları bana aç şu kapıyı dedi. bu adamda gelişme var amk. bu ara hiçbir soruyu kaçırmıyor. doğru yanıtı duyar duymaz açtım kapıyı. buyur ne vardı? dedim. oğlum bir an aşırı sinirlendim, böyle olsun istemezdim, kusura bakma dedi. joe biden'a ulaşacağımı anlayınca arkaü tutuştu oç nin. yine de asıl niyetini anlamamazlıktan gelerek olur böyle şeyler baba dedim. aferin bak, yarak yarak konuşma adam ol şöyle diyor. güzel ortamı bozmamak, lafı değiştirmek için dostoyevski'deki st. petersburg tasvirleri başka kimde var allasen? diye sordum. aval aval baktı. bak baba dedim, madem yapıcı konuşuyoruz. ben önemli değilim, artık düşünme beni.. ben bakarım başımın çaresine dedim. aferin oğlum dedi. ama merve adına endişeleniyorum baba, face'den sınıfındaki erkek arkadaşlarıyla konuştum kimseyle sevişmemiş dedim. daha lafa devam edecektim kalktı gidiyor saygısız oç.. dur dedim nereye gidiyorsun amk? almayım ayağımın altına bak zor tutuyorum kendimi diyor. bu adamın pgibolojik desteğe ihtiyacı var amk. olur olmaz yerde dayak atmaya çalışıyor. merdivenlerden inerken annen yemek hazırladı getirsin odana söyleyim de dedi. annemden sanane oç deyip kapıyı kapattım, üzerine kitledim.
not: ela'yı david lynch'e yar etmem. niyetlerinin farkındayım ama bu asla olmayacak.
baktım face'e, twitter'a joe biden'dan hala ses yok. bu annem de 1 kere olsun adam gibi adama vermiyor amk. babam olma ihtimali olan herkes oç. neyse çıktı annem yemek getirdim aç kapıyı diyor. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim. oğlum aç kapıyı uğraşamam senle diye karşlık verdi. fakat yağma yoktu. şu sorularıma bu evde artık cevap verilecek amk. ciddi bir şey soruyorum, önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? diyerek sorumu tekrarladım. buraya bırakıyorum yemeği alırsın dedi. açtım kapıyı pilav nohut var.. üzerine vişneli cappy döküp afiyetle yedim. tam hatırlayamadığım bir şeye sinirlenip boşların olduğu tepsiyi yatağın altına sakladım. harun kolçak'ın gir kanıma klibini izleyip sakinleştikten sonra yeniden joe biden'ı bulmanın yollarını aradım. birden joe biden'ın bizim apartmandaki öğrenci kızın akrabası olduğu aklıma geldi. o kızla hemen konuşmalıydım. evden çıkmama izin vermeyeceklerinden üst kattan sıvışmaya karar verdim. böyle zekiliklerim vardır. insanların benim üzerimde kurmaya çalıştıkları baskıya, onlara akıl oyunları yapıp, beklenmedik anda beklenmedik eylemlerde bulunarak cevap veririm. yürümekte zorlandığım için kızın katına inmem 15 dakikamı aldı. ama sonunda varmıştım. tıkladım kapıyı, açtı. konuya alakalı bir yerden girmek için bu model grubunun solisti neden spastik kız çocuğu taklidi yapıyor? diye sordum, gülümsedi. bu olumlu bir gelişmeydi, balık oltaya geliyordu. ne vardı? dedi. joe biden'ın telefon numarası lazım dedim. o kim? diyor amk. yeni nesil ecdadını akrabasını tanımıyor ayıp oç dedim. şaşırmış görünüyordu.. daha sonra anlamlı bir sosyal mesaj vermek için ''ecdad tarih yazmış, torun okumaktan aciz.'' diye bağırdım. ehehe ne kullanıyorsan aynısından istiyorum deyip kapıyı kapattı. oha! oha oha oha oha wowwww... ekşici lan bu dedim. espriyi kest dedim. telefon numarasını alamasam da kızın ekşici olduğu bilgisine ulaştım. bu da joe biden ile ekşiyi direk ilişkili kılıyordu. zaten daha önce şüphelendiğim bir durum olduğundan bir an önce odama çıkıp bunun üzerine düşünmeye karar verdim. yaklaşık yarım saat sonra kimseye farkettirmeden odamdaydım.
not: öğrenci kız geceleri evinde harun kolçak'ı misafir ediyor.
daha sonra odamda enrique iglesias'ın hero klibini izlerken joe biden-ekşi ilişkisini düşündüm bir süre. tüm bu karışıklığın arkasından roberto baggio'nun çıkabileceğini tahmin ediyordum. twitter'da ve facebook'ta durumumumu edit:imla diye güncellendim. birkaç film izledim beğenmedim, birkaç şarkı dinledim ağır eleştirdim. aralarına sızarsam belki daha kolay çözülürler diye düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanlara yakın davranıp bana güvenmelerini sağladıktan sonra onları beynimin duvarlarına hapsederek istediklerimi vermelerini sağlarım. fakat 2 saat boyunca kimseden ses çıkmamıştı. merve'nin odasına inip konuyu kapıya açmaya karar verdim. indim aşağıya, bak dedim kapı; aramızda çeşitli gerginlikler, hoş olmayan olaylar yaşandı. gel geçmişe bir sünger çekelim. dedim. hiç cevap vermedi oç. yine de büyüklük bende kalmalıydı. eğer barışmak istersen ben odamdayım, harun kolçak dinleyip birbirimize el şakası yaparız dedim. tamam gibilerinden kolunu oynattı. merve açtı kapıyı.. napıyorsun abi burda? diyor. hiç dedim bir meseleyi hallettik. bak merve dedim kaç gündür babamı arıyorum ve kendisine ulaşmama ramak kaldı. ona ulaştıktan sonra sizi terk edecem. aklım sende kalarak gitmeyim, şu aldığım sütyenleri kullan artık dedim. bak çağırırım babamı? diye tehdit ediyor oç. hemen konuyu değiştirdim. bu egemen bağış ne komik adam değil mi? seviyorum vallahi dedim. o kim abi diyor cahil oç. hem sütyensizsin, hem cahil daha fazla muhattap olamam deyip odayı terk ettim. giderken kapıya selamımı çaktım. daha sonra apartmandaki daireleri gezip behzat ç. izleyip izlemediklerini sordum. verilen cevaplara göre apartmandaki oçlik oranını hesapladım. sonuçlar beni üzmüştü.
not: roberto baggio ve akbaba aynı kızdan hoşlanıyorlar.
ertesi gün akşsevgi kadar incide takıldım, eti cin yedim, ela'yı bekledim vs.. akşam olduğunda aşağı indim. herkes salondayken mandalina aşıracaktım. sesimi duymuş olacaklar ki manevi babam salona çağırdı, gittim. ne vardı? dedim. gel yanımızda otur, dizi izleyelim dedi. arkaü tutuştu oç nun.. yine de annemin hatırına oturdum. hiç ağzımı açmadan 20 dakika bekledim. daha sonra fatmagül'ün teyzesine sinirlenip masanın üstündeki bardağı televizyona fırlatınca babam elinin tersiyle suratıma bir tane yapıştırıp odadan kovdu. üvey baban mı var derdin var amk.. neyse odama çıkıp bir süre astrofizik üzerine düşündüm, hubble ultra derin alanını seyrettim. bundan da sıkılınca şükran teyzelerin kapısını çalmak için üst kattan sıvıştım. kapıyı tıkladım, şükran teyze açtı. oo nasılsın şükran teyze, mehmet amca yok mu? dedim. var içeride demeye kalmadı o oç da geldi. kapat kapıyı şükran diyor oç.. mehmet amca babam karınızı tokmaklıyorsa sorunu onla çözün, zaten kendisi öz babam bile değil dedim. git elimden kaza çıkacak diyor amk oğlu. neyse alt kata benden hoşlanan öğrenci kızın dairesine indim, kapıyı tıklatınca hemen açıyor. bu çok iyi bir özellik. insan ilişkilerinin etik kuralları gereği naber? dedim. iyi canım sen diyor. bu da hemen atacak kapağı oç.. ağırdan al kızım. evlenecez demedik. canım manım ne ayaksın? neyse kardeşimin pedi bitmiş de sizden alabilir miyiz? dedim. tabi dedi. ama mümkünse kullanılmış olsun diye rica ettim. öyle deyince bir döndü kaç yaşında senin kardeşin? diyor. ne alakaysa amk bu kızın kafada bir kırıklık var. 12 ne oldu da? dedim. kapıyı yüzüme kapattı. amk sen bana naz yapacan diye kardeşim zor durumda kalacak bencil oç. ilişkimizle ilgili meseleleri bire bir halledelim kızı niye mağdur ediyorsun? bunları söylemek için kapıyı bir kez daha tıkladım, yine açtı sağ olsun. konuya farklı yerden girip tepkisini azaltmak için plüton'a da çok ayıp ettiler ha.. dedim. ya arkadaşım ne istiyorsun benden? dedi. 1 ped rica ettik küfretmediğin kaldı. aramızdaki sorunları baş başa halledelim, şimdi pedi ver dedim. annenle tanışıyoruz, ona bir bir söyleyecem bunları deyip kapıyı kapattı. sanana annemden oç deyip kapıya bir tekme attım ve ben de yukarı çıktım. manevi babam çağırdı yanına, gittim. he dedim, noldu? haftaya azize halanlar geliyormuş, 1 hafta kalacaklar dedi. burcu bakireyse almam eve deyip odama çıktım. azize halam ilginç bir kadındır.. daha önce mehmet amca ve 1. kattaki kadının kocasıyla kısa süreli ilişkiler yaşadı, yürütemedi. gençliğinde mehmet demirkol ile 2 yıllık bir beraberlik yaşamış. şimdi bizim süleyman enişteyle evli görünüyor.
not: benim manitanın babasıyla süleyman eniştenin sık sık öpüştüğünü duydum.
halamların geleceği gün erkenden kalktım. vücudumun kıldan muzdarip yerlerini tıraş ettim. duşumu alıp, kolonyamı sürdükten sonra artık hazırdım. annemler aşağıda hazırlıkları tamamlamıştı. annem geleceklerinden dolayı baya sevinçli görünüyor ama eniştemin gelmediğinden haberi yok herhalde. 2 yıl önce yazlıklarına gittiğimizde eniştemle mutfakta buluşuyorlardı. gözlerimle gördüm.. neyse kapı çaldı indim hemen aşağı. halamlar geldiler falan, burcu ve ekrem de gelmişti. ekrem oç benim hasmım.. benden nefret ediyor biliyorum. yine de burcu'nun hatrına ona katlanmak zorundayım. neyse halamın elini öptüm burcu'yu öptüm falan. tokalaşma merasimi vs.. merve malıyla burcu bir garip hareketler yapıyorlar, ilginç sesler çıkarıyorlar falan. ne yapmak istediklerini tam anlamadım ama sonunda sarıldılar da olay tatlıya bağlandı allahtan. neyse salona geçtik biraz sohbet etmek için. annem açlığınız var mı? diye sordu. ne biçim soru soruyorsun anne, yıllardır giriş katında kirada oturuyorlar? dedim. sen sus diye yanıt verdi. bu kadın tam mal ya.. neyse sen nasılsın oğlum? diye sordu halam. iyiyim hala kız arkadaşım ve yeterli eti cinim var. sen nasılsın? dedim. biz de iyiyiz çok şükür dedi. nasıl iyisin hala? burcu'nun hala göğüsleri büyümemiş. ne rahat insanlarsınız? dedim. babam gibtir ol git gelme buraya diye kolumdan sürükleyerek odadan kovdu. oç 2 dakika hasret gidermemizi de kıskandı. gerçek babam olmadığını sanırım halam da bilmiyor. telaşı ondan... neyse merve'lerin odasına gidip burcu ile merve'yi beklemeye karar verdim. beraber yatacaklardı çünkü.. onlarla etraflıca bu göğüs meselesini konuşmalıydım. gittiğimde kapı kilitli değildi, girdim içeri. kapıyla 5 dakika kadar sohbet ettikten sonra merve ile burcu geldi. kevaşe merve abi ne işin var burda? çık diyor oç. bekle dedim burcu'ya bir şey sormam lazım. sor abi dedi burcu. ekrem hala kızgın mı bana? dedim. niye ki? dedi. ben ten kol saatini cinsel uzvuma taktığımdan beri bana hep ters davranıyordu dedim. yok abi seviyor seni dedi.. oç ekrem o imajı yaratmış ailesinde bilerek.. böyle şeytanlıkları vardır. asıl düşündüğünü son ana kadar söylemeyip, olayların istediği gibi şekillenmesini ister. açıkçası ekrem'den korkuyordum ve bu konuyu annem benim için çözmeliydi. gittim mutfağa annemi yanıma çağırdım. korkumu belli etmemek için konuya farklı yerden girerek okul filmi vardı taylan biraderlerin, sinem kobal oynuyordu. ne korkmuştuk değil mi? dedim. cevap vermiyor oç.. bak anne dedim bu ekrem beni üzüyor. garip hareketleri var deli gibi bir çocuk bu. ayrıca biliyorum ki benden kurtulmanın planlarını yapıyor, benden nefret ediyor dedim. saçmalama oğlum 8 yaşında çocuğun senle ne derdi olsun? diyor oç. ölsem gitsem umurlarında değilim.
not: ekrem okul filminden daha korkunç.
submitted by SnooTomatoes3856 to akagas [link] [comments]


2020.11.17 22:27 KUSHKONMAZZ YUNANİSTANA KAÇMA...

Evet toplanın anlatıyorum. Şimdi sınır, yürürlük ve kanunlarının ne kadar zor,pahalı ve uğraştırıcı olduğunu biliyoruz bu nedenden ötürü mükemmel kaçış planım şöyle. İlk önce fishing type denilen güçlü neodyum mıknatıslarını alıcaz bu mıknatıslar denizdeki metal ağır cisimleri çekmek içindir ve ucuz fiyattan 4 tane elde ediceğiz , eğer obez bir orrospu evladı değilseniz 4 tanesi sizi taşımaya yeterli olacaktır. Sanayiden bunları kenetli kıskaç şeklinde lehimleyip el ve ayak bilekleri ölçünüzde bileklikler yaptıracaksınız geriye kaldı kaçış günü, izmir yunanistan feribot turu 1 ay sonrasını hedefliyeceksiniz.İzlediği rotayı ve tarih elinizde, geri kalan işiniz eğitim, biraz nefes tutma ve biraz yüzüceksiniz ezik bir orrospu evladı değilseniz zaten yüzme biliyorsunuzdur . Büyük gün geldi çattı neodyum mıknatıslı bileklikleriniz su geçirmez çantanıza koyuyorsunuz ve 10.000 kalori alıyorsunuz o geminin izleyeceği rotadan kalkmadan 1 saat önce siz yüzerek ilerleyeceksiniz.Gemi sizin üstünüze gelmeden 2 dk batıp saklanacaksınız ve hızlıca neodyum mıknatıslı bilekliklerinizi takacaksınız akabinde bir vatoz edası ile hafif nefes alabilmenizi sağlayacak ve aynı zamanda suyun altında kalacak şekilde feribota yapışacaksınız yunanistan kıyılarına varmadan 100 metre açığında kıskaçları salıp feribottan kurtulacaksınız böylece hem ezilmeyeceksiniz hemde şüpheli durumda kalmıyacaksınız dışardan sanki sabah sporuna çıkmış bir cacık-i gibi gözükeceksiniz ve gönül rahatlığıyla plaja adım atıp yunanistandaki güzel hayatınızın tadını çıkarabilirsiniz.
submitted by KUSHKONMAZZ to kopyamakarna [link] [comments]


2020.11.16 12:49 ihatescho0l [Devam Part II] Dünden bugüne Covid-19

[Devam Part II] Dünden bugüne Covid-19
Bu post "Dünden bugüne Covid-19" listesinin devamıdır.
Listeye başlamadan önce ufak bir hatırlatma:
Pandemi sürecinde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını anmak için anıt sayaç siyahkurdele.com kuruldu.
Pandemi başından beri meslek hastalığı olarak kabul edilmeyen Covid-19'un, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için siz de imza verebilirsiniz.
Covid-19 geçirmiş kişiler isterse immun plazma bağışı yapabilirler.
Herkese iyi günler! Bu listede pandemi süresince hepimizin başından geçen olayları haber sitelerinden, Youtube, Twitter veya Ekşi Sözlük'ten linklerle sıralamaya çalıştım. Linklerini vermiş olduğum hiç bir görsel veya video bana ait değildir. Eksikler olabilir fakat belirtmeniz durumunda en kısa sürede düzenleyebilirim.
Öyleyse kaldığımız yerden devam edelim:
https://preview.redd.it/d72n7px0blz51.png?width=580&format=png&auto=webp&s=a3a1e932ae2ad9cb5639592ec415ed37fae3718b

Hasta ve Vaka

-29 Eylül
Murat Emir, 10 Eylül 2020 günü Turkuaz tabloda açıklanan 1.521 pozitif veri ile, Sağlık Bakanlığı'nın kendi sistemi Laboratuvar Bilgi Yönetim Sistemi'nin 29.377 pozitif verisi arasında 20 katlık bir fark olduğunu açıkladı. 28 Temmuz 2020 gününe kadar "Vaka sayısı" verilen Turkuaz tabloda 29 Temmuz 2020 itibarı ile "Hasta sayısı" verilmeye başlandı.
Kemal Memişoğlu: Şunu ayırmamız lazım hasta kliniği olan kişi, vaka ise pozitif çıkan hastalığı bulaştırma riski olan veya hastalanma riski yüksek olan insan demek. Eğer semptomunuz olursa hasta oluyorsunuz.
-Silinirse diye ek kaynaklar:
-30 Eylül
• Fahrettin Koca, Murat Emir'in iddiasını tarih belirtilmediği ve arayüz farklılığından ötürü yalanladı. Murat Emir tarihin belirtildiğini gösterdi.
Türk Tabipleri Birliği, Fahrettin Kocanın açıklaması ardından sürecin şeffaf yönetilmediğini, gerçeklerin saklandığını söyledi.
Nevşin Mengü'nün olay ile ilgili haberi.
Fahrettin Kocanın bu açıklaması dış basına da yansıdı:
-The Telegraph
-Financial Times
-1 Ekim
• Fahrettin Koca'nın iddialara yönelik tweeti. Silinmesi gibi bir durum için:
Bilelim ki, salgınla mücadele sürecinde, devletimiz, HALKININ SAĞLIĞI KADAR, ULUSAL ÇIKARLARINI DA korumaktadır. Çünkü salgın hayatın bütün alanlarını etkilemektedir. Mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri, fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp, leke aramaktan farksızdır.

https://preview.redd.it/2zl7fr93blz51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=3765583ec043ed8d81c25cfa8e25477087ce976a
İngiltere, Covid-19 vakalarının ulusal sağlık örgütlerinden farklı şekilde tanımlanmasından dolayı Türkiye'yi "seyahat koridoru" listesinden çıkardığını belirtti.
• Murat Emir, 30 Ekim 2020 Fahrettin Koca'nın konuşmasının başında kullandığı ifade ve kendisine yönlendirilen soruya verdiği cevap sonucu "6 aylık yalan rüzgarı çökmüştür" dedi.
Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yı "bilimsel kriterlere uyulmadığını itiraf etmiş oldu" diyerek istifaya davet etti.
• Türk Tabipleri birliği "Tıp biliminde Vaka ile Hasta aynı şeyi ifade eder." dedi.
• Doktor Şebnem Korur Fincancı "Vaka eşittir hasta." dedi.
-2 Ekim
• Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye Sağlık Bakanlığından açıklama beklediğini belirtti.
-3 Ekim
• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hasta verilerini uygun şekilde vermesi için çağrıda bulunan Dünya Sağlık Örgütüne teşekkür etti.
• Fatih Portakalın "Hasta - Vaka" açıklamaları üzerine özet niteliğinde videosu. Vaktiniz yoksa benim kritik bulduğum bölüm.

Asistan Hekimlerin Ağır Çalışma Koşulları ve Söz Verilen Ek Ödemelerin Yapılmaması / #CamveSakuraTukendi

-3 Ekim / 6 Ekim
Sağlık çalışanlarına söz verilen ek ödemeler üzerinden şehir hastanelerinin elektrik, doğal gaz, su faturaları, ödendiği ortaya çıktı.
BULGU 6: Şehir Hastaneleri ile İlgili Olarak Döner Sermaye Bütçesinden Yapılan Bazı Ödemelere İlişkin Genel Bütçe ile Mahsup İşleminin Yapılmaması
Şehir hastanesi sözleşmelerine ekli EK-18’in 4.7’nci maddesinde, şirketin çamaşır ve çamaşırhane hizmetleri, yemek hizmetleri, laboratuvar hizmetleri, görüntüleme hizmetleri ile sterilizasyon ve dezenfeksiyon hizmetlerini sunabilmesi için kullandığı doğalgaz, elektrik ve su tüketiminin İdare tarafından şirkete yapılan hizmet ödemelerinden mahsup edileceği hüküm altına alınmıştır.
Uygulamada, hastaneye ait elektrik, doğalgaz ve su giderleri döner sermaye bütçesinden, hizmet giderleri ise genel bütçeden ödenmektedir. Ancak, döner sermayeden ödenen elektrik, doğalgaz ve su ödemelerine ilişkin mahsup işlemi, genel bütçeden ödenecek hizmet ödemelerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla, genel bütçeden ödenen hizmet bedelinden düşülen tutar, bu tutarı gider olarak ödeyen döner sermaye bütçesine aktarılmamakta, genel bütçede kalmaktadır.
Bu durumda, döner sermaye bütçesine aktarılması gereken tutarlar genel bütçede kalmakta ve döner sermaye bütçesi aleyhine bir durum ortaya çıkmaktadır.
"Sağlık Bakanlığına Bağlı Döner Sermaye İşletmeleri 2019 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu" (Sayfa 191pdf sayfası217 )
Bakırköy Doktor Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Bakırköy Doktor Sadi Konuk asistan hekimler ağır çalışma koşullarının, keyfi uygulamaların düzeltilmesini istedi.
-Başka açılardan:
• Sağlık çalışanlarının 14 kat daha fazla risk altında olduğunu belirten Türk Tabipleri Birliği, “COVID-19 Meslek hastalığı kabul edilmelidir” dedi.
• Sağlık çalışanları "Adil ücret istiyoruz!" dedi.
Türk Tabipleri Birliği, 21 Ekim'de 2019 Sayıştay raporunu inceledi.


• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca üç aşı için insan deneylerinin ilerleyen günlerde gerçekleşeceğini belirtti. Fakat grip aşısını dahil erişimde problemler yaşayacağımıza dair iddialar var. Vaktiniz varsa ve izlemek isterseniz yayının tam linki.
-Kapatılan aşı üretim enstitülerine dair çarpıcı bir haber.

Yüz Yüze Eğitim

Yüz yüze eğitim kademeli olarak başlatıldı. Fakat Sağlık Bakanlığının yayınladığı "Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi" incelendiğinde, sınıftan Covid-19 şikayetiyle hastaneye gönderilen öğretmen veya öğrenci test sonucunun pozitif çıkması durumunda tüm sınıfın yakın temaslı kabul edilip eğitime devam edileceği, 14 gün boyunca sınıftakilerin semptomlarının gözlenip, ateşlerinin ölçüleceği belirtiliyor.
-Aynı sınıfta 14 gün içerisinde ancak birden fazla pozitif hasta çıkması durumunda sınıf öğrencileri eve gönderilerek 14 gün boyunca temaslı takibine alınacak. Yani özetle sınıftan bir Covid-19 vakası çıkması durumunda dersler devam edecek.
-Yönetmeliğin net bir şekilde açıklandığı video.
-Rehberdeki ilgili başlıklar ve sayfaları:
Aynı sınıfta eş zamanlı (14 gün içerisinde) birden fazla vaka çıkması durumunda sınıftaki tüm öğrenciler yakın temaslı olarak kabul edilir. Bu öğrenciler eve gönderilir ve 14 gün boyunca temaslı takibine alınır.
  • "88. OKULLARDA COVID-19 POZİTİF VAKA ÇIKMASI DURUMUNDA YAPILMASI GEREKEN UYGULAMALAR(Sayfa 455)"
  • "1. Bir sınıfta öğrencilerden herhangi birine COVID-19 pozitif tanısı konulması durumunda; (Sayfa 457)"
-Diğer kaynaklardan haberler:

İlk Olgu 11 Marttan Önce Görüldüğü Hakkında İddia

-7 Ekim
• Daha önce 29 Eylül'de Turkuaz tablo'da "Hasta - Vaka" ayrımı yapıldığını belirten Murat Emir, ülkedeki ilk Covid-19 vakasının Şubat ayında görüldüğünü belirtti. Sağlık Bakanlığı ilk hastanın 11 Mart'ta tespit edildiğini açıklarken, Sağlık Bakanı Yardımcısı Şuayip Birinci'nin imzası olan bir makalede Şubat ayında Mersin’de Covid-19 tanılı 24 kişinin tedavi altına alındığı yazıyor.
-İlgili makalenin özet kısmı haber linkinin sonunda bulunuyor, fakat makale sonrasında geri çekilmiş olmalı. Makalenin bir zamanlar var olduğuna dair başka kanıtlar:

• Sağlık Bakanlığı verileri son 1 ayda İstanbul'da sadece 1 kişinin öldüğünü iddia ediyor. Daha detaylı bir yazı Ekşi Sözlük'ten bir yazar tarafından hazırlanmış.
-Yazının kaldırılması ihtimaline karşı yazarın belirttiği bir kısım çarpıcı link:

-10 Ekim

Bir Ekşi Sözlük yazarı Fahrettin Koca'nın 1 saat ara ile gönderdiği birbiriyle çelişen tweetlerini derlemiş:
KİMLERE TEST YAPILACAĞI Bilim Kurulu’nun hazırladığı rehberle belirlenmiştir. Buna göre Türkiye olarak, semptomu olan kişilere test yapıyoruz. Kriteri apaçık olan bu testlerin sonuçlarını Dünya Sağlık Örgütü’ne aynı açıklıkla bildiriyoruz. Ölçüt ve sonuç DSÖ için güven vericidir.
Tweet linki

https://preview.redd.it/aau9sw0cblz51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=383cb9de174fa20d86d9f4d09f941cb96f1f64da
SON 3 HAFTA İÇİNDE, SALGIN TÜM TÜRKİYE’DE GERİLEDİ. 4 hafta önce ise, Ankara’da vaka sayısı İstanbul’un iki katına çıkmıştı. Şu an Ankara’da vaka sayısı, İstanbul’un yarısına inmiş durumda. Bu gelişmeyi, semptomu olmasa bile, testi pozitif olan herkesi izole ederek sağlıyoruz.
Tweet linki
https://preview.redd.it/p9yiwiu9blz51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=7f9172881880e0107de897ba1786283033b4b536
• Semptomu olmayanlara test yapılmıyorsa, semptom göstermese bile testi pozitif kişiler nasıl var olabilir?

-12 Ekim
• BBC Türkçe, Ankara’da yoğun bakım videosu yayınlandı.
• Prof.Dr. Kayıhan Pala 7 aylık Covid-19 pandemi sürecini değerlendirdi. Videonun tam linki.

"Bu ayın 15'inden itibaren bütün rakamları açıklayıp bildireceğiz."

• Ertuğrul Özkök'ün, 11 Ekim günü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile röportajında bulunan "Bu ayın 15'inden itibaren bütün rakamları açıklayıp bildireceğiz" ibaresi gündemde büyük tepki çekti. Olayın net bir özeti için.
-Diğer kaynaklar:
- Fakat 14 Ekimde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca "Yarından ittibaren açıklanan tabloda vaka ve hasta sayısını net olarak görebilecek miyiz?" sorusuna kesitsel taramalar ve saha çalışmaları sonuçlarının paylaşılacağını belirtti.
-Türk Tabipleri Birliğinin olayla ilgili 15 Ekim öncesi/15 Ekim sonrası.

-14 Ekim
• Recep Tayyip Erdoğan TBMM toplantısı'nda "Çoklu Baro Sistemi'nde yapıldığı gibi aynı çalışmayı Türk Tabipleri Birliği ve diğer meslek odalarında da yapmak durumundayız." dedi.
-Fox Haberin değerlendirmesi.

-15 Ekim
Yoğun bakımlar asistan doktorlara yıkılmış durumda.

-16 Ekim
• Sağlık çalışanları Covid-19 ile mücadelede hayatını kaybeden 110 sağlık çalışanı için saygı duruşu ardından, verilen sözlerin yerine getirilmesini tekrar istemek zorunda kaldılar.
• Türk Tabipleri Birliği hayatını kaybeden sağlıkçıları anıp, Covid-19'un sağlıkçılar için bir meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için çağrıda bulundu.
• Sağlık çalışanları zorlu şartlarının iyileştirilmesi için mücadele ederken, aynı gün içerisinde diyanet işleri cuma hutbesinde yurt içi ve yurt dışında yapılmakta olan camiler için para istedi. Üstelik 8 bakanlığın bütçesi diyanetin gerisinde kalmışken.
-Bundan tam iki gün önce Cumhur Başkanı İbrahim Kalın “Her gün koronavirüs testi oluyoruz.” demişti.
Yine aynı gün bir hasta yakını İstanbul Gaziosmanpaşa’da Aile Sağlığı Merkezi’ne saldırdı.
• Dr. Kayıhan Pala'nın Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilerin şeffaflığı üzerine bir değerlendirmesi.

Açılan Sınıflarda, Açılmayanlara Göre Vaka Düşüşü

• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca "Hatta diğer sınıflara göre, başlamayan sınıflara göre, açılmayan yüz yüze eğitime göre de kısmen düşüşlerin olduğunu da biliyoruz" dedi. Nasıl olur da temassız bir şekilde ders işlenen online sınıfların, yüz yüze ders işlenen sınıflara göre olgu sayısı fazla olur?

-18 Ekim
• Türk Tabipleri Birliği, 18 Ekim günü içerisinde 5 sağlık çalışanının Covid-19 nedeniyle can verdiğini belirtti.

• Bir Ekşi Sözlük yazarı, filyasyon ekiplerinin evlerine gelmesi gerektiği halde gelmediğini, ve ailesine kontrol için verilen onay kodunu telefonla alıp, evlerine gelmiş gibi sisteme giriş yaptığını belirtti.
-Yazarın ilgili tweeti.

-19 Ekim
• Recep Tayyip Edoğan'ın üniversitelerin yüz yüze eğitime dönmesi ile ilgili açıklaması.
• Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Psikiyatri Derneği uyardı "Tükenen sağlık çalışanları topluca istifa ediyor, intihar oranları artıyor!"

16 Hasta Kobay Olarak Mı Kullanıldı?

• Murat Emir, 16 Hastaya bilinmeyen bir ilacın bilinmeyen bir yol ile verildiğini iddia etti.

DOLUYSA, BİNMEYİN!

• Minibüs şoförü, fiziksel mesafeye dikkat edilmeyişi eleştiren vatandaşa "O kadar çok düşünüyorsan binmeyeceksin!" dedi.
• Bunun üzerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, vatandaşa yalnızca "Dolmuşlar doluysa binmeyin" uyarısında bulundu.
DOLUYSA, BİNMEYİN! İstanbul’da dolmuş şoförleri içinden bazılarının, salgına rağmen, kapasitelerinden fazla yolcu aldıkları yönünde şikâyetler artmaya başladı. Lütfen, fazla yolcu taşıyan dolmuşa binmeyin. Yolcu kapasitesi denetimi yapan Emniyet birimlerine yardımcı olsun.

https://preview.redd.it/xzktmg8fblz51.png?width=601&format=png&auto=webp&s=1f5e2fe6d22a874526e25f5fe1296fbde5dc379a
________________________
Kronolojik sıraya göre postlar:
  1. "Dünden bugüne Covid-19"
  2. [DevamPart II] Dünden bugüne Covid-19
submitted by ihatescho0l to Turkey [link] [comments]


2020.11.11 18:06 karanotlar "Atatürk’ün 15 yıl süren cenaze töreni", Ayşe Hür

Hastalığının ağırlaşması üzerine 27 Mayıs 1938 tarihinde İstanbul’a gelen Atatürk’ün bundan 78 yıl önce, 10 Kasım 1938 günü, Dolmabahçe Sarayı’ndaki odasında saat 9’u 5 geçe dünyaya gözlerini yumduğunu hepimiz ezberlemişizdir. Ama ölümden sonra olanları pek bilmeyiz. Bilmediklerimiz arasında, Atatürk’ün cansız bedeninin Anıtkabir’e gömülünceye kadarki uzun ve zahmetli yolculuğu da vardır.
Ölüm haberinin duyulmasından sonra Ankara’da telaşlı saatler yaşanmış, ancak çok kısa sürede siviller ve askerler arasında 1937 sonbaharında Atatürk tarafından kızağa çekilmiş olan İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı konusunda anlaşma sağlanmıştı. 11 Kasım günü İnönü Cumhurbaşkanlığı’na seçildikten hemen sonra Başbakan Celal Bayar jest yaparak istifasını verdi ama İnönü şaşırtıcı biçimde Bayar’ı yeniden hükümeti kurmakla görevlendirdi. Ancak bu görevlendirmenin ömrü çok kısa olacak, İnönü kendisine yakın Refik Saydam’ı Başbakan olarak görevlendirecekti. Ömrü çok kısa sürecek olan İkinci Bayar Hükümeti ise neredeyse sadece Atatürk’ün cenaze işleriyle ilgilenecekti.
“Burası türbeye benziyor”
Bunlar olurken bir yandan da Atatürk’ün naaşı tahnit edilmişti. Çünkü hükümet henüz cenazeyi nereye defnedeceğine karar vermemişti. Hükümetin 13 Kasım’daki ilk toplantısında Milli Savunma Bakanı Kazım Özalp’in Ankara’daki Etnografya Müzesi’ni önerisinden başka öneri gelmeyince Atatürk’ün ‘Muvakkat Mezarı’ olarak Etnografya Müzesi’nde karar kılınmıştı. Arkeolog Remzi Oğuz Arık’a göre bunun nedeni, 1933’te müzenin inşaatını ziyaret eden Atatürk’ün müzenin kubbesinden çok etkilenerek “burası türbeye benziyor” demesiydi. Gerçekten de Etnografya Müzesi, kiliselerde kullanılan haç tipi planla, cami ve türbelerde kullanılan kubbeyi başarılı biçimde birleştiren bir üslupla inşa edilmişti ama Doğulu havası daha belirgindi. Ancak, Atatürk’ün binayı türbeye benzetmesi iltifat değilse cenazenin buraya gömülmesi Atatürk’ün hatırasına saygısızlık olmaz mıydı? Eğer bu bir iltifatsa Batı kültürüne hayran bir önderin ‘Doğulu’ bir binaya gömülmesi garip kaçmaz mıydı? Bu tür soruların üzerinde durulup durulmadığını bilmiyoruz. Aksine cenaze işleri için 500 bin Türk Lirası (bugünün değerleriyle 5-6 milyon dolara tekabül eden bir miktar) ödenek ayrıldıktan sonra tam 15 yıl sürecek bir sürecin ilk aşamasına geçilmişti.
Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan’ın isteği üzerine 16 Kasım (bazı kaynaklara göre 19 Kasım) 1938 sabahı 8.10’da Diyanet İşleri Başkanı Şerafeddin Yaltkaya tarafından kıldırılan cenaze namazı sonrasında (iddiaya göre cemaat ‘Allahu ekber’’ yerine ‘‘Tanrı uludur’’; ‘‘Selâmun aleykum’’ yerine ‘‘Esenlik üzerinize olsun’’ demişti) cenaze Dolmabahçe Sarayı’nın Muayede (Tören) Salonu’nda kurulan katafalkta konuldu ve 19 Kasım’a kadar halkın ziyaretine açıldı. (‘Katafalk’ önünden geçilerek saygı gösterilmek istenen cenazenin yerleştirildiği yüksekçe platform anlamına gelen Fransızca kökenli bir terimdi.) Türk bayrağına sarılı katafalk muhtemelen CHP’nin Altı Oku’nu sembolize eden altı meşaleyle aydınlatılıyordu. Cenazenin başında dördü General (Fahreddin Altay, Halis Bıyıktay, Cemil Cahit Toydemir ve Ali Sayit Akbaytogan), ikisi Mehmetçik altı kişinin nöbet tutması da bu sembolizmle ilgili olabilirdi. Bu dört günde, cenazeyi 500 bine yakın kişinin ziyaret ettiği söylendi.
Chopin’in Cenaze Marşı
19 Kasım günü, saat 9.22’de bir askeri araca konan cenaze Askeri Bando tarafından çalınan Chopin’in Cenaze Marşı eşliğinde Tophane ve Galata Köprüsü yoluyla Saray Burnu’na doğru yola çıktı. Türk bayrağına sarılı cenaze arabasını altı at çekiyordu ama bu sefer arabaya dört değil sekiz general ile Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri’ni temsil eden birer Mehmetçik eşlik ediyordu. En önde Atatürk’ün İstiklal Madalyası’nı taşıyan bir General (İlyas Aydemir) yürüyordu. Yani ya sayısal sembolizmden vazgeçilmişti ya da bizim anlayamadığımız başka bir sembolizm vardı.
Törene şahit olan Fransız gazeteci Emile Bouery “Türkiye’nin eski payitahtı tanımayacak bir haldeydi. Acıyla ezilmiş tek vücut bir ulus, her tarafta bedbin insanlar, yaşlarla dolu gözler, sessiz sokaklar…” diye yazmıştı.
Sarayburnu’nda Zafer Torpido’suna teslim edilen cenaze, oradan Yavuz Zırhlısı’na nakledilecek ve saat 13.40’da 101 pare top atışıyla Marmara’ya doğru yola çıkacaktı. Topları atanlar Britanya, Sovyetler Birliği, Fransa, Yunanistan ve Romanya’dan cenaze için gelen gemilerdi. Bu gemiler sembolik olarak Yavuz’a kısa bir süre eşlik ettiler. Ardından cenaze tekrar Zafer Torpidosu’na aktarıldı ve torpido cenazeyi Ankara’ya taşıyacak trenin kalkacağı İzmit’e hareket etti.
Neden Sarayburnu?
Kortejin son durağının neden Sarayburnu olduğu, cenazenin neden gemiler arasında getirip götürüldüğü ya da neden Haydarpaşa’dan değil de İzmit’ten trene bindirildiği sorulabilir. Resmi tarihçilerin birinci soruya cevabı “Atatürk’ün 15 Mayıs 1919 günü Samsun’a gitmek üzere Sarayburnu’ndan yola çıkmış” olduğudur. Döküm işleri Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel tarafından Viyana’da yapılan ve 1926’da Sarayburnu’na dikilen bronz Atatürk Heykeli’nin neden daha merkezi bir yerde değil de Sarayburnu gibi gözlerden ırak bir yere dikildiği sorusuna da benzer cevap verilmişti. Kanımca bölgenin Marmara Denizi’ne ve Boğaz’a hâkim coğrafi pozisyonu ile Antik dönemde, Bizans döneminde ve nihayet Osmanlı döneminde şehrin en saygın köşesi olması burayı Cumhuriyet elitlerinin gözünde de önemli hale getirmiş gibidir. Yani ne kadar “geçmişten koptuk” denirse densin, geçmişin değerlerini bir çırpıda silip atmak zordu. Cenazenin trene Haydarpaşa’dan değil de, İzmit’ten bindirilmesi ise denizcilik teamüllerine göre, açık denize açılmayan bir geminin 101 pare top atışıyla uğurlanmasının yakışık almamasıyla ilgili olmalıydı. Anlaşılan sırf törene görkem kazandırmak için cenaze gemiden gemiye taşınmıştı.
Yol boyu karanfiller
Sonunda İzmit’te hazırlanan özel bir trene aktarılan cenaze Arifiye, Doğançay, Geyve, Pamukova, Mekece, Osmaneli, Vezirhan, Bilecik, Karaköy, Eskişehir, Beylikahır, Sarıköy, Polatlı, Etimesgut, Gazi Çiftliği duraklarında toplanan halkın gözyaşları ve çiçek yağmuru arasından geçerek 20 Kasım günü sabah 10.00’da Ankara’ya varmış, cenazeyi Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve büyük bir grup milletvekili karşılamıştı..
Ancak cenaze doğrudan Etnografya Müzesi’ne götürülmedi. Önce İkinci Meclis Binası ile Ankara bürokrasisinin buluşma yeri olan Ankara Palas arasındaki yolun üzerine yerleştirilen katafalka konuldu. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Binası’nın Alman mimarı Bruno Taut’un Türk mimar Mahmut Bilen’le birlikte tasarladığı katafalk 14 metre yüksekliğinde, yeşilliklerle kaplanmış dört sütunun arasına asılmış dev bir Türk bayrağının altına yerleştirilmişti. Bu katafalkı da aynen İstanbul’da olduğu gibi yüz binlerce kişi ziyaret etti.
Asker sayısı artıyor
Resmi cenaze töreni 21 Kasım günü saat 9.30’da TBMM’de yapıldı. Ardından cenaze askeri bir araçla Etnografya Müzesi’ne götürüldü. Bu yolculuğa da aynen İstanbul’da olduğu gibi İngiliz, Alman, Rus, Yunan, İran ve Yugoslavya’dan gelen şeref kıtaları ve Chopin’in Cenaze Marşı eşlik etmişti. Değişik olan ise, kortejin biraz daha hızlı hareket etmesi, atlı arabanın yerini zırhlı askeri aracın alması ve asker sayısının artmasıydı. Bu sefer cenazeye 66’sı önde, 30’u arkada 96 asker eşlik etmişti.
Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu’nun eseri olan ve 1925-1928 arasında inşa edilen Etnografya Müzesi’nin hemen giriş bölümündeki mermer masanın üzerine konan tabutun öylece açıkta durmasının yakışıksız olduğu görülünce, bu bölüme bir mezar odası kazılmasına karar verildi. Atatürk’ün naaşı TBMM Başkanı, Genelkurmay Başkanı, Vali, Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri ile Yaveri’nin katıldığı bir törenle 31 Mart 1939 günü, yani Atatürk’ün ölümünden neredeyse beş ay sonra, mezar odasına indirilebildi. Ancak ilginçti, bu törende Cumhurbaşkanı İsmet İnönü yoktu. Bu durum çeşitli dedikodulara neden olacaktı.
Atatürk’ün Daimi Mezar’ının nereye yapılacağı konusu da epey tartışılmıştı. Sonunda kararı çeşitli bakanlıkların temsilcilerinden oluşan bir komisyonun vermesi kararlaştırıldı. Komisyona 1928’de Ankara’nın imar planını yapan Herman Jansen, Ankara’daki birçok resmi binanın (şimdiki TBMM Binası’nın da) mimarı olan Clemens Holzmeister, İstanbul’daki Güzel Sanatlar Akademisi’nde hocalık yapan ve bazı İnönü heykellerinin yaratıcısı Rudolph Belling ile Ankara’daki katafalkın mimarı Bruno Taut da davet edilmişti.
Beni Çankaya’ya gömün
Komisyon 16 Aralık 1938’deki ikinci toplantısında ‘Daimi Mezar’ için yer önerilerini görüştü. Yeşiltepe Timurlenk Tepesi, Gençlik Parkı, Gazi Orman Çiftliği, Altındağ Hıdırlıktepe, Bakanlıklar semti, Çankaya Tepesi, Etnografya Müzesi’nin önü, Eski Ziraat Mektebi ve şimdiki TBMM’nin arkasındaki Kapatepe seçenekleri üzerinde konuşuldu.
Güya Atatürk Orman Çiftliği’nin Müdürü Tahsin Bey’e şöyle demişti: “Şu küçük tepede bana küçük ve güzel bir mezar yapılabilir. Dört yanı ve üstü kapalı olmasın (…) Açıklardan esen rüzgar bana yurdun her yanından haberler getirir gibi, kabrimin üstünde dolaşın. Kapıya bir yazıt konulsun. Üzerine ‘Gençliğe Söylevim’ yazılsın. Orası yol uğrağıdır. Her geçen, her zaman okusun …”
Afet İnan’a göre ise Atatürk önce “Beni Çankaya’ya gömün” demiş ama sonra fikrini değiştirerek “Milletim beni istediği yere gömsün. Ama benim hatıralarımın yaşayacağı yer Çankaya olacaktır” demişti. 15 milletvekilinden oluşan komisyon tam Çankaya’yı oylayacaktı ki Trabzon Milletvekili Nihat Aydın, bugünkü yer olan Rasattepe’yi önerdi. Aynı gün üyeler Rasattepe’yi keşfe gittiler. Tepenin Ankara’ya hakim konumu geziye katılan milletvekillerini çok etkilemişti Sonunda sürpriz aday Rasattepe seçildi. (Bunlar olurken Bruno Taut hayata gözlerini yummuştu.)
Azametli, kuvvetli, şerefli anıt
18 Şubat 1941 tarihinde uluslar arası bir yarışma açıldı. Şartnamede “azamet, kuvvet, şeref, kudret, eşsiz” gibi kelimeler mimarlardan ne beklendiğini gösteriyordu. Başvuruların kabulü 2 Mart 1942’de sona erdi. Yarışmaya yurt içinden ve dışından (Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya’dan) 49 başvuru yapılmıştı. 24-31 Mart 1942 tarihleri arasında Ankara Sergi Evi’nde sergilenen projeleri Alman mimar Prof. Paul Bonatz, “İsviçre Devlet Mimarı” Prof. Ivar Tengbom, Macar mimar Prof. Karoly Wichinger, Türk mimar Prof. Arif Hikmet Holtay, Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı Muammer Çavuşoğlu ve Ankara Planlama Direktörü Muhlis Sertel’den oluşan bir jüri değerlendirdi. İlk elemede seçilen üçü Türk, üçü İtalyan, biri Alman ve biri İsviçreli ekibe ait sekiz projeden üçüne (Emin Onat-Orhan Arda, Johannes Kruger ve Arnaldo Foschini’nin projelerine) üç biner lira ‘Birincilik Ödülü’ verildi. Kalan beş proje ise biner liralık ‘Şeref Mansiyonu’ değerlendirildi. Birincilik Ödülü verilen üç projeden hangisinin seçileceğine TBMM karar verecekti. Meclis kararını 7 Mayıs 1942’de açıkladı: “Milli evlatlarımız olan” Emin Onat ile Orhan Arda’nın ortak projesi seçilmişti.
İronik olarak ‘milli mimarların’ ‘milli lider’ için çizdikleri proje hiç de ‘milli’ özellikler taşımıyordu. Hatta ‘Anıtkabir’ Antik Dönem’in Yedi Harikası’ndan biri olan Karya Kralı Mausellos’un mezarının (Mauseleum) bir benzeriydi. Mimarlar benzerliği reddetmedikleri gibi bunu Türk Tarih Tezi ile açıkladılar.
Tümülüs üzerine inşaat
Temel atma töreni 1,5 yıl sonra, 9 Ekim 1944’de yapıldı. Bu törende de Cumhurbaşkanı İnönü yoktu) Ancak inşaat bir türlü ilerlemiyordu. Gecikmenin bir nedeni zeminin depreme dayanıklı olmadığının ortaya çıkmasıydı. Rasattepe aslında bir ‘tümülüs’ idi, yani yığma toprakla yapılmış tarihi bir mezar yeriydi. Dolayısıyla Anıtkabir gibi ağır bir yapıyı taşıması zordu. İnşaatı yürüten ekip Almanya’da kullanılmaya başlanan ‘Radye General’ sistemini önerdi. Ayrıca mozolenin üst kısmındaki kütlenin yüksekliği de 35 metreden 20 metreye indirilecekti. Bu tedbirler için de 10 milyon liralık bütçenin 24 milyon liraya çıkarılması gerekmişti. Bu da savaş yıllarının ekonomik şartlarında hükümeti zorlamıştı.
14 Mayıs 1950’de ‘Yeter Söz Milletindir’ diyerek seçimlerden ezici bir zaferle çıkan Demokrat Parti, Atatürkçülük şampiyonluğunu CHP’nin elinden almak için Anıtkabir inşaatına hız verdi. İnşaat 1 Eylül 1953 yılında tamamlandı. (Bugün Atatürk’ün özel eşyalarının ve 3.123 kitabın sergilendiği müze bölümü ise ancak 21 Kasım 1960’da açıldı.)
Atatürk'ün naaşı ne durumdaydı?
8 Kasım 1953 Pazar gecesi Ankara’da Yüksel Caddesi’ndeki evinde 40 derece ateşle yatan Ankara Üniversitesi’nin uzman patologlarından Prof. Kamile Şevki Mutlu’ya bir telefon gelmişti. Arayan Ankara Valisi Kemal Aygün'dü. Vali Ata'nın naaşının Anıtkabir’e nakledileceğini, ancak 14 yıldır tahnitli olarak muhafaza edilmekte olan naşın ananeye uygun olarak toprağa verilmesi için muayene edileceğini söylemişti. Kamile Hanım, önce hastalığını bahane ederek muayeneye katılmak istemedi ama Vali tarafından ikna edildi. Gerisini Kamile Şevki Mutlu’nun 14 Mart 1964 tarihli Tıp Dergisi’ne yazdığı yazıdan okuyalım:
“…9 Kasım 1953 Pazartesi. Etnografya müzesinde aziz ölünün huzurundayız. Titriyorum. Eşim bütün kuvvetiyle tutmasa yere yuvarlanacağım. Komite üyeleri solumda geride duruyorlar. Yüksek teknik öğretmen okulundan on öğretmen önümdeler. Bana yardımcı olarak geceden isimlerini verdiğim adli tıp doçenti, kıymetli ve vefakâr eski mesai arkadaşım Dr. Cahit Özen, Histoloji asistanım Dr. Şeref Yazgan ve Ankara Numune Hastanesi otopsi salonunda vaktiyle uzun yıllar benimle beraber çalışmış emektar Salih Kebapçı yanımdalar; gözümün içine bakıyorlar, çıt yok. Genç öğretmenlere gül ağacından yapılmış tabutun kapağını açmalarını söylüyorum. Ne çevik ve enerjik bir çalışma. Vidaların sökülmesi dakika bile almıyor. Kapak kaldırıldı. Şimdi lehimli kurşun tabut görünüyor. Bunun kapağının yalnız üç kenarında lehimin sökülmesini istiyorum; bu da hemen yerine getiriliyor. Lehimi sökülmeyen kenarı üzerinde çevrilerek kapağın açılmasıyla derin bir huzura kavuşuyorum; çünkü naaş ile tabut arasındaki boşlukları silme dolduran ince talaş tozu ıpıslak. Ve tahnit solüsyonundaki şimik maddelerin kokusunu almaktayım. Heyecanım artıyor. Demek Ata’nın maddi varlığını, fani hayatına son verdiği andaki durumu ile görebileceğim. Halbuki kulaklarımıza ne dedikodular gelmişti; tahnit iyi yapılmamış, pütrifikasyon neticesi husule gelen gazlarla tabut patlamış, nöbetçi er korkusundan bayılmış vs. vs... Bu söylentilerden bir patolog olarak yıllarca nasıl üzülmüştüm. Şimdi ise şu ıslak talaş tozu bana her işin yolunda yapılmış olduğunu kesin olarak haber veriyordu. Talaş tozu tabutun ayak tarafına doğru toplandı. Naaş kahverengi muşamba ile sarılı olarak göründü. Yüzünü örten ıslak pamuk kitlesi kaldırıldı ve Ata’nın mü-heykel yüzü ile karşılaştım. Ata ve eseri bir an birbirimize bakıştık sanki... Uzun kaşlarından ince bir tutam sol göz kapağının üzerine inmiş, Ata sanki 15 yıl önce Dolmabahçe Sarayı’ndaki hasta yatağında uyuyor... Ağzımdan hemen şu sözler döküldü: Bu tahniti eski Gülhane hocalarından Prof. Dr. Lütfi Aksu yapmıştı. Kendisi iki sene önce rahmetli oldu. Nur içinde yatsın. Evet, ideal bir tahnitti bu. Rahmetli hoca kullandığı solüsyondan birer şişeye doldurup ağızlarını lehimlemiş, üzerlerine yapıştırdığı etiketlere terkibini kaydetmeyi de ihmal etmemiş ve bunları Ata’nın kolları arasına yerleştirmişti. Başımı çevirdiğim zaman kimse nefes bile almıyor zannettim. Aşağıda duran komite üyelerine ‘Yüzünü görmek ister misiniz’ dedim. Ansızın bir ürperti, bir geri çekilir gibi hareket ve sonra yine derin bir sükût... Saygı duruşunda bulunan subaylara varıncaya kadar, herkesin bir bir katafalka çıktığını ve [TBMM Başkanı] Abdülhalik Renda’nın aziz ölünün yüzü ile karşılaşır karşılaşmaz tabutun yanına yıkıldığını unutamam. O arada Doç Dr. Cahit Özen elimi öpüyor ve heyecanla şunları söylüyor: ‘Hocam sağ olun, bana bu tarihi günü yaşattınız.’ Komite üyelerine naşın tahta tabuta hemen o gün konulmasının mahzurlarını ve bu işin Anıtkabir’e nakil töreninin yapılacağı ertesi sabahın erken saatlerine bırakılmasının fenni zaruretini açıklıyorum. Numune Hastanesine gönderdiğim Dr. Şeref Yazgan’a bir miktar fiksatör hazırlatıp kurşun tabut içine ilave ediyoruz. Kapak yeniden lehimleniyor. Üzerine gül ağacından tabut kapağı da konuluyor ve oradan ayrılıyorum….”
Karnaval havasında nakil
Atatürk'ün ölümünden tam 15 yıl sonraki 10 Kasım günü törenle Anıtkabir’e nakledildi. Bu törenin daha öncekilerden en önemli farkı, hüzünlü olmaktan çok bir karnaval havasında geçmesiydi. Yine Askeri Bando marşlar çalmıştı ama bu sefer Chopin’in Cenaze Marşı yoktu. Kortej yol boyunca ilerlerken, Türk Hava Kurumu’nun uçakları Atatürk’ün bir portresini Ankara semalarında dalgalandırıyordu. Uçaklardan naaşın üzerinde ufak paraşütlerle bağlı çiçek demetleri atılıyordu. Benzer yan ise, cenazeye yine askerlerin egemen olmasıydı. Öyle ki bu sefer cenaze arabasına tam 138 subay ve er eşlik ediyordu.
Atatürk’ün doğum yeri Selanik’ten, Kore’deki Birleşmiş Milletler Mezarlığı’nda Türk şehitlerinin yattığı bölümden ve Suriye’de Selçuklu kumandanı Süleyman Şah’ın mezarından getirilen toprakla gömülen cenazenin bu uzun ve zahmetli yolculuğundaki durakların her biri, Atatürk’ün totemleştirilmesi ve tabulaştırılması sürecinde bir aşamaya tekabül ediyordu. Dolmabahçe Sarayı’nın 71 No.lu odası, etten ve kemikten müteşekkil ‘ölümlü’, ‘insan’ Atatürk’ü temsil ediyordu. Ancak Atatürk’ün İstanbul’da ölmesi, Kemalist kesimin eski düzenin başkenti İstanbul’a duyduğu antipatiyi arttırmış olabilirdi. Nitekim Dolmabahçe Sarayı, ancak 1950’lerde popüler olmuştu.
Cenaze törenlerindeki bazı unsurlar (katafalk ve cenaze marşı gibi) Batı kültürüne sempatiyi simgeliyor, ‘altı asker’, ‘altı at’ gibi unsurlar ise CHP’nin ideolojik yönelimlerini vurguluyordu. Törenlerde giderek artan asker sayısı Atatürk tabusunun ilerde hangi amaçlarla kullanılacağının ipuçlarını veriyordu. Etnografya Müzesi’ne nakil, bir türlü dahil olunamayan Batı kültüründen Doğu kültürüne yönelişi sembolize ediyordu. Ancak bu dönemde pek az kişi mezarı ziyaret edebilmişti. Çünkü hem ziyaret günleri ve saatleri kısıtlıydı, hem de devletten izin almak gerekiyordu. Belki de, hayatı boyunca Atatürk’ün gölgesinde kalan İnönü’nün Atatürk’ü unutturmak için başvurduğu bir yoldu bu. ‘Milli mimarlar’ tarafından binaları Klasik Yunan tarzında, Aslanlı Yol’u Hitit tarzında tasarlanan Anıtkabir ise, Sakallı Celal’in veciz ifadesiyle söylersem ‘Doğu’ya doğru giden bir geminin güvertesinde Batı’ya doğru koşan” bir toplumun zihinsel yarılmasının anıtsal ifadesiydi….
Özet Kaynakça: Behçet Kemal Çağlar, Dolmabahçeden Anıt-Kabire, Sel Yayınları, 1955; Eren Akçiçek “Atatürk’ün Ölümünden Sonra: Mulajı, Tahniti ve Otopsi Tartışması, Toplumsal Tarih, S. 131, Kasım 2004, s. 18-21; Ali Güler, “Atatürk’ün Ölümü, Cenaze Töreni ve Defin İşlemi”, Silahlı Kuvvetler Dergisi C. 119, S. 366, Ekim 2000, s. 62-72; Hürriyet Gazetesi 10 Kasım Özel Sayısı, 10 Kasım 1998; Bilâl N. Şimşir, Atatürk`ün Hastalığı, TTK Yayınlan, 1989; Christopher Samuel Wilson,“Remembering and Forgetting in the Funerary Architecture of Mustafa Kemal Atatürk: The Construction and Maintenance of National Memory”, 2007 yılında OTDÜ’de kabul edilmiş doktora tezi; Tunç Boran, “Anıtkabir İçin Rasattepe Doğru Yer mi?”, Toplumsal Tarih, S. 157, Ocak 2007, s. 64-69.
https://www.twitlonger.com/show/n_1srfdek
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.11.10 20:40 karanotlar Erzurum Kongresi ve “Türklüğün Arkadan Hançerlenmesi”

Murat CEYİŞAKAR
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temel kodlarının ve bir anlamda da yol haritasının Erzurum Kongresinde belirlendiği söylenir. Erzurum Kongresi, kongreye katılan delegasyonun bileşimi açısından bir Kürt-Türk etnik ittifakı gibi sunulsa bile daha sonra ortaya çıkan halk ayaklanmalarından
burada kurulan ittifakın iki halkın ortak taleplerinden çok tek taraflı bir etnik dayatmanın ve bu dayatmayı Kürtler adına kabul eden çok sınırlı bir ‘‘Türklerin Kürtleri’’ ile yükselen Türk burjuvazisinin asimetrik bir ortaklığı olduğunu söylemek çok yanlış olmaz.
Kim ya da kimler hangi koşullarda böyle bir kongre toplamıştı. Kongreye katılan delegeler kimlerdir, hangi sınıfsal temsiliyetleri vardır bunlara göz atmadan resmi tarihin oldukça sislendirdiği bu kongreyi doğru anlamak oldukça zor görünüyor. Bu konuda ‘‘resmi tarih’’in en sık başvurduğu Nutuk’a biz de bir gözatalım...
‘‘Baylar, bildiğiniz gibi, Erzurum Kongresi 1919 yılı Temmuzu’nun 23’üncü günü, pek gösterişsiz bir okul salonunda açıldı. İlk günü, beni başkanlığa seçtiler.’’ (Nutuk 2. Bölüm)
Atatürk’ün 1927 yılında okuduğu bir anlamda resmi tarihin bütün olup bitenleri sislendirme çalışmasının başlangıç belgesi olan bu metinde anlatılan tarih, ciddi tarih araştırmacılarından çok önce bizzat savaşı yöneten, Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy gibi komutanlarca öfkeyle karşılandı. İçindeki bilgiler yanlış ve tek taraflıydı. Bütün silah arkadaşları tepki olarak birer ‘‘hatırat’’ yazdı; Kazım Karabekir’in yazdığı kitap daha basım aşamasındayken matbaa basılarak toplatıldı ve imha edildi. Bu gün elimizdeki kitap tesadüfen mücellitte kalan son kopyadan üretilmiştir.
Nutuk’taki ibarenin ilk cümlesine dönelim, bir cümlede neredeyse bütün sislendirme operasyonunun içeriği gizlenmiştir. Müthiş bir tarihsel imha ve katliam... Bir ulusun gerçekleri ulus hafızasından yok edilmeye çalışılmıştır...
‘‘Erzurum Kongresi 1919 yılı Temmuzunun 23’üncü günü, pek gösterişsiz bir okul salonunda açıldı’’
Evet, doğru... Erzurum Kongresi gösterişsiz bir ilkokul salonunda toplandı... Ancak bu okulun bir tarihi vardı... öğrencileri ve öğretmenleri vardı... Mensubu ve kumandanlığını yaptığı Osmanlı Ordusu bu öğrencileri ve öğretmenleri yok etmişti... 1901’de 27 Ermeni okulu bulunan Erzurum’da ‘‘ilaç için’’ bir tane Ermeni okulu kalmamıştı... İşte Erzurum Kongresi’nin yapıldığı bina, yağmalanan, el konulan, yakılan Ermeni malları ve kültür varlıklarından sadece birisiydi... Mustafa Kemal’in bunu bilmemesi mümkün mü...
1901 tarihli Ermeni Milli Nizamnamesi Tedrisat Komisyonu’nun yayınladığı rapora göre, Erzurum Ermeni ruhani önderliğine bağlı olarak eğitim veren, 5 adeti vilayet merkezinde olmak üzere toplam 27 Ermeni okulu bulunuyordu. 3.134 kız ve erkek öğrenciye sahip olan bu okullarda 85 kadın ve erkek öğretmen görevliydi. Sanasaryan Varjaran (Sanasaryan Okulu) ise eğitim kalitesi ile bu okullar arasında ilk sırada yer almaktaydı. Sanasaryan Okulu, Öğrencilerinin önemli bir kısmını Divriği, Diyarbakır, Ankara, Kars, Van, Eğin, Bayburt, Tokat, Tirebolu, Giresun, Malatya, Merzifon, Mutki, Çarşamba, Kiğı, Ordu, Eleşkirt, Trabzon, Muş, Arapgir, Amasya, Bandırma, Halep gibi pek çok yerleşimden gelen Ermeni yetim ve fakir gençler oluşturuyordu 1.
Ermeni kayıtlarına göre bölge Ermeni soykırımından önce bir kültür ve eğitim merkeziydi. Savaştan önce Sanasaryan okulu yöneticileri, öğrencileri ile birlikte daha güvenli olduğunu düşündükleri Sivas’a taşınsalar da kendilerini bekleyen acı sondan burada da kurtulamazlar, 1915’te öğrencilerinin ve öğretmenlerinin tamamı öldürülür.
Birinci Dünya savaşının başlamasıyla başlayan Ermeni Soykırımı savaş boyunca bütün Anadolu coğrafyasında devam etti, Osmanlı’nın İttihat ve Terakki’si ve Alman emperyalizmi ortaklaşa bir etnik temizlik yaptılar. Ekim devrimi ile bölgeden Sovyetler Birliği çekilince bölgedeki boşluğu Sykes Picot Anlaşması çerçevesinde İngilizler doldurdu. Şimdi savaştan tam dört yıl sonra Erzurum’da henüz gerçek amacının tarihçiler tarafından tam olarak çözülmediği bir kongre toplanıyordu... Erzurum Kongresi.
Kongre için çağrı yapan dernek, (Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti) sanıldığı gibi Erzurum’da üyeleri ve delegeleri olan bir dernekten çok ideolojik şekillenmesini Ziya Gökalp’in ırkçı, milliyetçi, Ermeni ve Kürt düşmanı fikirlerinden alan İttihat ve Terakki yanlısı bir örgüttü.
Arkadan Hançerlenme Saplantısı
Kemalist tarih yazımının daha doğrusu ‘’psikolojik harp dairesi’’ metinlerinin çok sık kullandığı bir tekerleme vardır... Arkadan hançerlenme... Tarihin bütün kırılma noktalarında Türkler nedense hep ‘‘arkadan hançerlenirler’’(!). Arap halklarının uluslaşma sürecinde, Ermeniler çoluk çocuk canlarından mallarından olmamak için can havli bir emperyalist Batı ülkesinden yardım istediklerinde, Kürt halkının Türk bombardıman uçaklarından kurtulmak için denize düşüp bir ‘‘yılana’’ sarılması, Türk milliyetçiliği açısından hep Osmanlıyı ya da Türkleri arkadan hançerleme olarak algılanır. Bu resmi tarihin ve ortalama bir eğitim görmüş bütün Türklerin sorgulamaya gerek olmadan içselleştirdiği bir ‘’a priori’’ kabullenmedir.
Oysa Ermeni halkı ve onun örgütlerinin önemli bir kısmı resmi tarihçilerin iddia ettiği gibi işgalcilerle işbirliği yapmamıştır. “14 Ağustos 1914’te Erzurum’da toplanan Taşnaksutyun VIII. Kongresinin özel bir önemi vardır. Kongre, başlamış olan savaştaki partinin konumunu belirleyecekti. Kongre açılmadan önce mebuslar genel seferberlik ilan edildiğini haber almışlardı. Bu nedenle kongre Osmanlıların savaşa fiilen girme olasılığının çok yüksek olduğuna ve olaylar bu yönde geliştiği takdirde partinin tüm şubelerinin vatani görevini yerine getirmek zorunda olduğuna karar verdi. Bu, Osmanlı Ermenilerinin, Osmanlı orduları saflarında dövüşecekleri anlamına geliyordu. Bunun içindir ki kimi Türk tarihçilerinin Ağustos 1914’teki kongrede Osmanlı İmparatorluğuna karşı itilaf devletlerinin yanında savaşa girme kararı almış olduğunu” söylüyorsa da bu sav gerçekle örtüşmemektedir 2.
“Kemalist imanından” kimsenin şüphe etmeyeceği Mahmut Goloğlu bile, Anadolu’da yapılan katliamlardan sonra bağımsız bir Pontus devleti arzulayan Rumların sayılarının az olmamakla beraber Trabzon’da Osmanlıya bağlı otonom bir devleti Türklerle beraber kurmayı planlayan ve bu konuda Türklerle ortak çalışmalar yapan ve Karadeniz Gazetesi çevresinde toplanan Rumlar ve Türkler’in - sayısı oldukça çoktu - etkili bir çevre oluşturduklarından bahseder 3.
Birinci Dünya Savaşı’nda Ermeniler ve Rumlara yapılan zulüm, Türkiye’de ustaca gizlense de Batı Avrupa ve Amerikan kamuoyunda bütün detayları ile bilinmekteydi, savaşın hemen ertesinde Ermeniler için Erzurum’da Rumlar için ise Trabzon’da birer güvenli ülke kurma planlarına karşı sadece Ermeni ve Rum halka karşı yaşanan milliyetçi öfke patlamasının bir tezahürü olarak ortaya çıkmış yerel derneklerin desteklediği İttihat Terakki’nin öncülük ettiği yapılardı.
Şimdi izin verirseniz tekrar Mustafa Kemal’in Nutuk’ta Erzurum Kongresi’ni anlatan metnin başındaki ikinci ibareye dönelim...
“İlk günü, beni başkanlığa seçtiler”
Saray tarafından görevden alındığı halde kongreye ilk gün süslü püslü saray nişanları ve kordonları ile girmeye çalıştığı için kongreden çıkartılan Mustafa Kemal nasıl oldu da davetlisi bile olmadığı, delegesi bile olmadığı bir kongrede hem de ilk günde başkan seçilmiştir.
Kongreye katılmak için şark vilayetlerinin birinden delege seçilmek gerekiyordu oysa ki ne Rauf Orbay ne de Mustafa Kemal herhangi bir yerden delege seçilmiş değildi, kongre başlamadan Cevat Dursunoğlu ve Kazım Bey istifa etti yerlerine Mustafa Kemal ve Rauf Orbay delege olarak katıldı. Sonra Cevat Dursunoğlu ve Kazım Bey tekrar delege oldu. Kongre daha başında Kazım Karabekir’in zorlamaları ve entrikalarıyla kendi temsil özelliğini zedelemişti, Böylece Cumhuriyet ağacına ilk ‘‘Kurt’’ girmişti...
Mustafa Kemal’in Erzurum Kongresi’nde Ne İşi Vardı...
Mustafa Kemal’in Anadolu’ya bir müfettiş olarak gönderilmesinin ihtimal birden çok nedeni vardır. Hiç değilse sarayın desteği ile ve resmi yazısı ile görevlendirildiğini biliyoruz. Ermeni katliamından ötürü bütün İttihat ve Terakki Partisi üyeleri aranmaktadır, kendisinin de tutuklanma ihtimali yok değildir, bu da bir neden olabilir. Saraydan tam olarak silinmemiş İttihat ve Terakkicilerin – mesela Esat Işık - gücü ve desteği ile bu göreve getirilmiştir. Ya da İstanbul’u işgal eden işgal kuvvetlerinin karargahı Pera’da ülkeyi İngilizlerden kurtaracak bir savaş planları yapacak kadar cesur ve kurnaz bir komutandır ve hiç kimsenin desteğini almadan bu kadar büyük çaplı bir dönüşümü, Nutuk’ta da sık sık vurguladığı gibi ‘‘tek başına halletmiştir’’.
Osmanlı hanedanı dağılmıştır ancak Osmanlı burjuvazisi ve feodalitesi yaşamaktadır. Ordu büyük bir imparatorluğun ordusu olarak yer yer terhislere rağmen ayaktadır... Gerçekte gizlenmeye çalışılan en önemli faktör de budur. Zürcher’e göre: “Savaştan sonra bile emir komuta zinciri bozulmamış, muhabere sistemi ile şifre kodlarını hala kullanabilen 130.000 kişilik bir ordusu vardı.” 4
Osmanlı devleti Osmanoğulları’nın İngiliz Muhribine bindirilerek güvenli ülkelere götürülmesi sırasında ülkeye başka bir muhrip İngilizlerle Malta’da anlaşmış yeni bir yönetici sınıfı taşımaktadır. İngilizlerden İttihatçılara oradan Yeni İttihatçı Kemalistlere kadar uzanan bu ‘‘kurucu irade’’nin utanılacak çok şeyi olmasa bütün bu süreci Erzurum ve Sivas kongrelerine bile katılmayan İnönü’nün ve Mustafa Kemal’in vatan sevgisi ve dehası ile açıklamaya çalışmalarına gerek kalmazdı.
Araştırmacı Akal’a göre, “Milli Mücadele kendiliğinden, demokratik bir şekilde, aşağıdan yukarı olarak yan yana gelmiş bazı kişilerin topladığı kongreler sürecinin sonucunda değil, tamamen, eskiden devleti yönetmiş olan İttihatçılar tarafından örgütlenmiş, yukarıdan aşağı bir şekilde kurulmuş olan Cemiyetler aracılığı ile yapılmış olan bir mücadeledir. Hem Şark vilayetlerindeki Müdafaa- i Hukuk Cemiyetleri, hem de Garp vilayetlerindeki Redd-i İlhak Cemiyetleri, Teşkilat-ı Mahsusa ve Karakol Cemiyeti üyeleri, eski komitacılar tarafından kurulmuştur.” 5
1921 yılında Türkiye Komünist Partisi - TKP kurucuları Mustafa Suphi, Ethem Nejat ve yoldaşlarının Anadolu’ya geçmeleri de, TKP’nin ‘’Birinci Programı’’ nda belirlenen politikalar temelinde, burjuva devrimini bir anti-emperyalist savaşa dönüştürmek, milliyetçi savrulmaları engellemek ve bu mücadelenin nihai bir toplumsal kurtuluşa evrilmesi amacı ile ilişkili olarak değerlendirilmelidir.
Kongreye Türklerin ağırlıklı olarak yaşadığı Erzurum’dan 24, Sivas’tan 12, Trabzon’dan 18 delege katılırken Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Bitlis’ten 4, Van’dan iki kişi katılmıştı. Bu delegelerlerden 33 (bazı kaynaklara göre 53) kişi İttihatçı, ikisi Hürriyet ve İtilafçı idi. Delegelerin 22’si Kürt asıllı olmalarına rağmen Kürtleri temsil etmiyorlardı. Aksine İttihatçıların Türkçülük ideolojisini benimsemiş kimselerdi. Sürgünde olan Bedirhani’ler ve Kürt Teali Cemiyeti çevresi kongreye katılmamıştı. Kürt milliyetçilerin bulunmadığı Kongrede 7 Ağustos 1919 tarihli beyannemenin 1. Maddesinde Erzurum, Sivas, Diyarbakır, Van, Bitlis vilayetleri dahilindeki toprakların ve üzerinde yaşayanların ayrılamayacağı ifade edilerek, Türk miliyetçilerinin Misak-ı Milli söylemi kağıda geçiriliyordu. Beyannamenin 8. Maddesinde ise Wilson’un ’milletlerin kendi kaderini tayin hakkı’ prensibinin geçerliliği vurgulanıyor, konunun toplanacak bir milli mecliste ele alınacağı vaad ediliyordu. 6
23 Temmuz 1919’da başlayan kongre yukarıda da belirttiğimiz gibi Doğu Anadolu’nun etnik mozaiğinin ağırlıklı renkleri olan Kürtleri, Ermenileri ve Rumları temsil etmekten çok dışlamayı hedefleyen bir girişim olarak kaldı. Uluslararası emperyalist ülkelerin yeni kurulacak devletin göstermelik de olsa bir temsiliyet kazanması talepleri doğrultusunda, az sayıdaki delege grubu içinde bile darbe üzerine darbe tezgahlanarak gerçekleşti. Kürt, Ermeni ve Rum halk sadece dışlanmadı aynı zamanda “iç düşman” ilan edildi. Bu gün yaşadığımız etnik kırılmaların tohumları Karakol Teşkilatı ve Mustafa Kemal önderliğindeki Türk burjuvazisi ve feodal mütegallibesinin benmerkezci ırkçı politikaları ile 1919 Temmuzu’nda Erzurum’da atılmıştır. Kongre, hukuk açısından da toplumsal meşruiyet açısından da hiç bir ilerici ve demokratik ilerleme sağlamamış, bütün ülkeyi temsil edeceği iddia edilen Sivas kongresine sadece önceden hazırlanmış kararları ve önceden belirlenmiş delegeleri taşımıştır.
Sivas Kongresine gönderilmek üzere, Heyet-i Temsiliye’ye şu isimler seçilmiştir:
1) Mustafa Kemal Paşa, 2) Rauf Bey, 3) İzzet Bey (eski Trabzon Mebusu), 4) Servet Bey (eski Trabzon mebusu) 5) Hoca Raif Efendi (Eski Erzurum Mebusu) 6) Sadullah Efendi (Eski Bitlis Mebusu), 7) Bekir Sami Bey (Eski Trabzon Valisi ve Ahrar Fırkası kurucu üyesi), 8) Ahmet Fevzi Efendi (Erzincan’da Nakşibendi Tarikatı Şeyhi). 9) Hacı Musa Bey (Mutki Aşiret Reisi) ve gayrıresmi üye Kazım Karabekir.
Bu liste gösteriyor ki Mustafa Kemal ve İttihatçılar geniş tabanlı bir katılım ve temsil görüntüsü altında genelde batı illerinden gelen ya da Kürdistan bölgesindeki Osmanlı bürokratlarını delege olarak seçmişlerdir. Buna kongre öncesi ve kongre sırasında kongrenin doğal delegesi sayılan Rawlinson’u da ilave etmeden geçmeyelim. Kemalist resmi tarih yazıcıları İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Milne’nin Kürdistan sorumlusu Rawlinson’la Mustafa Kemal arasında çok sert tartışmalar geçtiğini ve Erzurum Kongresini İngiliz askerleriyle dağıtma tehditlerini savurduğunu yazsalar da gerçek farklıdır.
Rawlinson: “Kongre öncesi ve sonrası Mustafa Kemal’le çok yararlı görüşmeler yaptık”
“Son derece ilginç bir görüşme idi ve 3.5 saat sürdü... Biz gelecek ile ilgili bütün ihtimaller üzerinde tartıştık. Milliyetçi Partinin nihai kararlarını müzakere ettik. Mustafa Kemal Paşa bana o gün kabul edilen Millî Paktı anlattı. Bu Pakt ilk defa burada ileri sürülmüştü ve milliyetçilerin ana esası olarak ele alınmıştı”. Bu görüşmede, Mustafa Kemal Paşa, Rawlinson’a kongrenin nihai metnini ertesi gün sınıra telgrafla bildireceğini vaat etmiş ve ertesi gün de “bunu büyük bir özenle” yerine getirmiştir.
Bu görüşmede Kazım Karabekir’in “dışarı çıkartıldığını” ancak daha sonra Kazım Karabekir ve Ömer Fevzi gibi Erzurum kongresine katılan bir çok delegenin Rawlinson’la gizli görüşmeler yaptığını gene Rawlinson’un anılarından biliyoruz.
Kongre için söylenebilecek ve en az üzerinde durulan konulardan biri de kongreye katılan ve Mustafa Kemal gibi düşünmeyenlerin tehdit edilmeleri ve korkutulmalarıdır. Atatürkçü düşünceye yakınlığı kuşku götürmez tarihçi Goloğlu’nun kongreye katılan ve araştırma yapıldığında yaşayan bir çok delege Mustafa Kemal gibi düşünmedikleri için Topal Osman tarafından tehdit edildiklerini ve korktuklarını söylemiş olmalarıdır. Kongrede Mustafa Kemal ve arkadaşlarının düşüncelerine karşı çıkan Ömer Fevzi, Hüseyin Abanozoğlu, İbrahim Hamdi ve Selahaddin Abanozoğlu grubundan Ali Naci Duyduk, kongreden dönünce “ben hemen gazetemi kapattım. Fakat asıl tehlike Giresun’daydı...Topal Osman birden bire değişmiş, bize hasım olmuştu” derken; İbrahim Hamdi gibi bazı delegeler de kongreye katıldıkları halde Nutuk’ta ve diğer kitaplarda kendilerinden bahsedilmediğinden şikayet etmektedir. İbrahim Hamdi aynı mektupta Giresun’da silahla dolaşan Topal Osman’ın tehditlerinden korkarak İngiltereye gittiğini söylemektedir. 7
Kongrenin tutanaklarını tutan Abdullah Hasip Ataman, “7 Ağustosta memleketin kurtuluşuna ait bilinen temel kararlar alındıktan sonra Heyeti Temsiliye’ye (8 kişilik) dağılma kararı verdi. Bu kararnameyi bütün üyelere imza ettirdim. Beş kişi imza etmemişti. Bunlar şunlardı: Hüseyin Abanoz, Ömer Fevzi Eyüpoğlu, Yusuf Ziya, Dr. Ali Naci, Duyduk, İbrahim Kitapçı.” 8
Kongreye elli delege katılıyor 8 delege Heyeti Temsiliye’ye ve Sivas’a gitmek üzere seçiliyorlar ancak bu 8 delegenin sadece üçü kararları imzalıyor... Alevi ve Zaza bölgelerinden çağrı yapılmadığı için gelmeyenler, farklı düşündüğü için Topal Osman’a tehdit ettirilen delegeler, 8 kişilik Heyeti Temsiliye’nin sadece üçüne imzalatılabilen kararlar... İnsan, temsil niteliği neredeyse İttihat Terakki’nin Karakol adlı gizli örgütünün üç elemanı ile sınırlı kalan Erzurum Kongresi’nin hangi amaçla Erzurum’da toplandığı sorusunu sormadan edemiyor doğrusu.
Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve Kazım Karabekir böyle bir kongreyi pekala İstanbul’da da toplayabilirlerdi.
1 Zakarya Mildanoğlu 14.07.2014, Agos arşivinden: Sanasaryan Varjaran’ın gasp edilen ‘yetim hakkı’ 2 Badmutyun S. D. Hınçakyan Gusagtsutyan, s. 374. (Aktaran Arsen Avagyan, Ermeniler ve İttihat Terakki) 3 Erzurum Kongresi, Mahmut Goloğlu, İş Bankası Kültür yayınları, s. 45. 4 Milli Mücadelede İttihatçılık, Erik Jan Zürcher 5 Milli Mücadelenin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat Terakki ve Bolşevizm, Emel Akal, T.ÜSTAV Yayınları 6 BDP Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması Raporu, 2013 Ankara 7 Erzurum Kongresi, Mahmut Goloğlu, İş Bankası Kültür yayınları, s. 45. 8 A.g.e.

http://www.politikagazetesi.org/?q=content/erzurum-kongresi-ve-%E2%80%9Ct%C3%BCrkl%C3%BC%C4%9F%C3%BCn-arkadan-han%C3%A7erlenmesi%E2%80%9D
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.11.06 16:01 aliosmanolmez BİZİM FARKIMIZ NEDİR diğer Tamirci ve Servislerden farkımız Nedir?

BİZİM FARKIMIZ NEDİR diğer Tamirci ve Servislerden farkımız Nedir?
*Orijinal, Sıfır yedek parça kullanırız
*Değiştirilen parçalar en az 1 yıl Garantilir
*Sizi, ders verir gibi bilgilendiririz
*Gün içinde hemen geliriz
*Dilediğiniz tarih ve saate randevu verebilirsiniz
*En uygun fiyatlara tamir yaparız
*Pis kokmayız, Güler Yüzlüyüz, size Özel sorular sormayız
*Sizin ne iş yaptığınız veya muhitiniz fiyatımızı belirlemez
*Siz onaylamadan ürün değişimi veya tamir yapılmaz
*Maksimum tamir süresi 3 gündür. 2 günü aşan tamirlerde(covid ve farklı durumlarda) madur olamayın diye size yedek ürün verilir
www.beyazesyatamircim.org
submitted by aliosmanolmez to u/aliosmanolmez [link] [comments]


2020.11.03 22:38 Paralor Türk Lirası Devalüasyonu

Türk lirası için 3 Kasım 2020 tarihi önemli bir gündü. Euro 10 TL barajını aşmıştı. Fakat Türk vatandaşları daha sonun başlangıcı olduğunu bilmiyordu.
2019 Aralık ayında başlayan Korona ile beraber Türk ekonomisi iyice dibe çökmekteydi. Rahip Brunson Krizinden kötü bir kriz geçiriyordu ekonomi. Birçok işyeri kapalı, insanlar evlerden dışarı çıkamıyordu. Ülkede üretim olmadığı için Türk lirası değer kaybediyordu. Çalışan emekçilerin bir kısmı işten çıkarılmıştı bile. Ya da ücretsiz izne yollanmıştı. Okullar kapatılmıştı. Her öğrenci evinde uzaktan eğitim görüyordu. Fakat uzaktan eğitimdi sonuçta. Öğrencilerde o uzaktan eğitim vakti periyotta bir bölümdü. Fakat periyodun uzaktan eğitim kısmı boştu bomboştu.
İnsanların psikolojisi bozulmuştu. Bu bozuk psikolojiyle beraber Türk ekonomisi daha da kötüye gitmesi insanları daha çok dara sokuyordu. Her gün zam geliyordu. Herşey zamlanıyordu. Yeni araba çıkıyordu, eski modele göre büyük zamlı. Yeni oyun konsolu çıkıyordu, fakat eski konsola göre birkaç kat zamlıydı.
30 Ekim 2020 İzmir Depremi. Birçok bina yıkılmıştı. Yüzden fazla insan ölmüştü. Binden fazla insan yaralanmıştı. Onlarca saat sonra ufak çocuklar mucize gibi bina yıkıntılarının arasından gönüllü arama kurtarma ekibi sayesinde kurtarılıyordu. İnsanlar sokaktaydı. Hem hastalıkla hem soğukla boğuşuyorlardı.
Tarih 3 Kasım 2020. Euro 10 TL barajını aşmıştı. İktidar kesim çok dikkate almamıştı. Fakat sonun başlangıcı olduğunu bilmiyorlardı.
4 Kasım 2020 Amerika'da seçimlerin sonucu belli olmuştu. Joe Biden ezici bir üstünlükle kazanmıştır. Zafer konuşmasında Türkiye sorunu hakkında özel olarak ilgileneceğini belirtmişti.
Tarih 25 Kasım 2020. Dolar 10 TL barajını aştı. Büyük bir tepki toplamıştı halkta. Berat Albayrak açıklama yaparak yakın vakitte doların düşeceğini bu durumun sadece anlık dalgalanma olduğunu belirtmişti.
20 Ocak 2021 Biden koltuğu devraldı. Aynı gün içinde dolar 12 Lirayı aştı.
25 Şubat 2021 Biden Türkiye'ye ziyarete geldi. Ziyaret sırasında Erdoğan ile 8 saat 53 dakika görüşme yapıldı.
10 Mart 2021 Biden CHPnin ssçimi kazanması için destekleyeceğini açıkladı. İktidar kesimi bu durum karşısında büyük bir nefret kustu.
19 Nisan 2021 Korona aşısı bütün halka uygulandı. Türkiye için bitmişti artık korona.
1 Mayıs 2021 Dolar 15 TL yi aştı. İşsizlik son yılların en yüksek seviyesine geldi.
25 Haziran 2021 muhalefetin erken seçim istemesi devam etti. Bidenda, iktidar Türkiye halklarını dinlemesi gerektiğini erken seçime gitmesi gerektiğini söyledi.
12 Temmuz 2021 dolar 18 lirasına dayandı. Halk arasında iyice kutuplaşma artmıştı. Koronanın bitmesi ile yürüyüşler başlamıştı. Bazı yürüyüşler kavgaya dönüyordu.
15 Temmuz 2021 Suriyeli mülteciler ekonomi yüzünden ve nargileye gelen ek vergilerle zamlar dolayısıyla yürüyüşe çıktı. Bazı Türkçü gruplar ile taşlı sopalı kavgaya giriştiler.
25 Temmuz 2021 biden Türkiye'nin Kürt sorunu olduğunu ve Kürtlere zalimce davrandığını belirtti.
31 Temmuz 2021 dolar 20 TL'yi aştı.
6 Ağustos 2021 Tayyip erken seçim kararı aldı. Karar ile birlikte dolar 21 TL'yi gördü.
30 Ağustos 2021 erken seçim tarihi açıklandı. 30 Aralık 2021de olacaktı. Aynı zamanda Biden CHP ye desteğini sürdüreceğini belirtti.
15 Eylül 2021 Tayyip büyük sosyal medya hareketini başlattı. Her gün milyonlarca tweet alan hashtaglar açılıyordu. Dünya gündemi tamamen Erdoğan hashtaglari ile doluydu.
21 Eylül 2021 Adana istasyon meydanında bomba patladı 24 sivil öldü. 150den fazla sivil yaralandı.
5 Ekim 2021 Ankara da ve İstanbul'da aynanda bomba patladı. 200 sivil öldü. 500 üstü sivil yaralandı.
25 Ekim 2021 CHP'Lİ bazı belediyelerde PKK ile işbirliği görüldü. CHP'li 11 belediyeye kayyum atandı. Chp halk tarafından büyük tepki gördü.
15 Kasım 2021 doğu Akdeniz de adana mersin açıklarında 450 milyon metreküp doğalgaz bulundu.
24 Kasım 2021 dolar 30 Lira oldu. Biden yine Türkiye karşıtı konuşmalar yapıyordu.
5 Aralık 2021 seçimin son hazırlıkları yapılıyordu. Fakat son zamanlarda olan olaylar dolayısı ile AKP anketlerde üstün geliyordu.
12 Aralık 2021 CHP'li bir vekil ezanın arapça türkü olduğunu söylemesi ile dinci kesim AKP'ye kaydı.
30 Aralık 2021 seçim gecesi.
31 Aralık günü tatil olduğu için sandıklarda hile oldu. Normalin 20 milyon fazlası oy çıktı fakat oranlarda büyük bir fark yoktu. Yüzde 45 AKP yüzde 35 millet ittifakı almıştı. Seçim 2. Tura kalmıştı.
. Devamı istek üzerine gelir.
submitted by Paralor to KGBTR [link] [comments]


2020.10.30 07:37 allahsizallah 1921 - 1937 bir çok alanda yapılan inkılaplar. (alıntıdır)

Hukuk Alanındaki İnkılaplar • Teşkilât-ı Esasîye Kanunu (1921) • Anayasanın kabulü (1924) • Şer’iyye mahkemelerinin kapatılması (1924) • Mecellenin kaldırılması (1926) • Türk Kanunu Medenisi (1926) • Türk Ceza Kanunu (1926)
Ekonomi Alanındaki İnkılaplar • İzmir İktisat Kongresi (1923) • Aşar vergisinin kaldırılması (17 Şubat 1925) • Çiftçinin özendirilmesi (1925) • Örnek çiftliklerin kurulması (1925) • Tarım Kredi Kooperatifleri’nin kurulması (1925) • Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926) • Sanayi Teşvik Kanunu (28 Mayıs 1927) • Toprak Reformu (1929) • I. ve II. Kalkınma Planları (1933, 1937) • Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün kurulması (1933) • Ticaret ve Sanayi Odalarının kurulması (1935)
Eğitim ve Kültür Alanındaki İnkılaplar • Medreselerin kapatılması (1924) • Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924) • Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926) • Millet mekteplerinin açılması (1928) • Harf Devrimi (1 Kasım 1928) • Güzel sanatlarda yenilikler (1928) • Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması (12 Nisan 1931, 12 Temmuz 1932) • Dil Devrimi (1932) • Üniversite reformu (1933)
Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar • Şapka ve Kıyafet İnkılâbı (25 Kasım 1925) • Lâkap ve Unvanların Kaldırılması (26 Kasım 1934) • Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934) • Laiklik (1928) • Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik (26 Aralık 1925 – 26 Mart 1931) • Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması • Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi (1930-belediye seçimlerine katılma hakkı,1933-muhtarlık seçimlerine katılma hakkı,1934-milletvekili seçimlerine katılma hakkı)
Siyasî Alandaki İnkılaplar • Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922) • Ankara’nın başkent olması (13 Ekim 1923) • Cumhuriyetin ilanı (29 Ekim 1923) • Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) • Çok partili rejim denemeleri (1924 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası)
submitted by allahsizallah to AteistTurk [link] [comments]


2020.10.19 17:25 Hera_Salamura Sözde Ermeni Soykırımı

Geçen HistoryMemes de Ermeni Soykırımı ile ilgili bir meme gördüm. O aklı kıt Avrupalılara bunun yalan olduğunu, Ermenilerin uydurduğunu anlattım. Bu yüzden yorumum 2 saat içerisinde -149'a düştü, neredeyse her 5 dakikada bir küfür mesajı aldım. Ama asıl zoruma giden ise bazı dönek Türklerin bunu kabul etmesi oldu. Bir de yine o döneklerden biri şey yazmıştı: Turkish people avarage IQ:87 Gorillas' avarage IQ:85 Bu mesajı anneme gösterince "Sor bakalım ona hangi cins gorilmiş." demişti. Ayrıca moderatörlerden biri bana suba Türklerin girmesinin yasak olduğunu o yüzden WE ve OTTOMAN gibi sözcükleri bir daha kullandığımda ban yiyeceğimi söylemişti. Ben de ona "Okey, I don't want your f*cking sub anymore! I am a Turk and I am proud of being a Turk! I only defend things that I know it is definetly true! I know Armenian Genocide is a lie that Armenians told to world so I am going to deny it. I hope you will be happy without Turks. Continue making fake history HistoryMemes. If the writer of the history does not stick to who make the history, results will surprise the humanity. Mustafa Kemal Atatürk" yazmıştım. Ama ilginç olan ise o dönek moderatörün de Türk olmasıydı. Sonuç olarak karmamın anasını ağlatıp beni banladılar. Bundan çıkarımlarımız: +HistoryMemes yanlı tarih yapıyor, +HistoryMemes e Türklerin girmesi yasak, +O kıt Avrupalılara tonlarca kanıt göstermene rağmen kendi bildiklerini okurlar, +Artık "Türkün Türk'ten başka dostu yoktur." sözünün geçerliliğini kaybettiğini öğrendik.
submitted by Hera_Salamura to Hatira [link] [comments]


2020.10.18 23:05 ihatescho0l [Devam Part-II] Dünden bugüne Covid-19

[Devam Part-II] Dünden bugüne Covid-19
Bu post "Dünden bugüne Covid-19" listesinin devamıdır.
Listeye başlamadan önce ufak bir hatırlatma:
Pandemi sürecinde hayatını kaybeden sağlık çalışanlarını anmak için anıt sayaç siyahkurdele kuruldu.
Pandemi başından beri meslek hastalığı olarak kabul edilmeyen Covid-19'un, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için siz de imza verebilirsiniz.
Covid-19 geçirmiş kişiler isterse immun plazma bağışı yapabilirler.
Herkese iyi günler! Bu listede pandemi süresince hepimizin başından geçen olayları haber sitelerinden, Youtube, Twitter veya Ekşi Sözlük'ten linklerle sıralamaya çalıştım. Linklerini vermiş olduğum hiç bir görsel veya video bana ait değildir. Eksikler olabilir fakat belirtmeniz durumunda en kısa sürede düzenleyebilirim. Bilgisayarım çöktüğü için belirli bir süre ikinci postu düzenleyemedim bu yüzden herkesten özür dilerim.
Öyleyse kaldığımız yerden devam edelim:
Covid-19'un, meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için siz de imza verebilirsiniz.

Hasta ve Vaka

-29 Eylül
Murat Emir, 10 Eylül 2020 günü Turkuaz tabloda açıklanan 1.521 pozitif veri ile, Sağlık Bakanlığı'nın kendi sistemi Laboratuvar Bilgi Yönetim Sistemi'nin 29.377 pozitif verisi arasında 20 katlık bir fark olduğunu açıkladı. 28 Temmuz 2020 gününe kadar "Vaka sayısı" verilen Turkuaz tabloda 29 Temmuz 2020 itibarı ile "Hasta sayısı" verilmeye başlandı.
Kemal Memişoğlu: Şunu ayırmamız lazım hasta kliniği olan kişi, vaka ise pozitif çıkan hastalığı bulaştırma riski olan veya hastalanma riski yüksek olan insan demek. Eğer semptomunuz olursa hasta oluyorsunuz.
-Silinirse diye ek kaynaklar:
-30 Eylül
• Fahrettin Koca, Murat Emir'in iddiasını tarih belirtilmediği ve arayüz farklılığından ötürü yalanladı. Murat Emir tarihin belirtildiğini gösterdi.
Türk Tabipleri Birliği, Fahrettin Kocanın açıklaması ardından sürecin şeffaf yönetilmediğini, gerçeklerin saklandığını söyledi.
Nevşin Mengü'nün olay ile ilgili haberi.
Fahrettin Kocanın bu açıklaması dış basına da yansıdı:
-The Telegraph
-Financial Times
-1 Ekim
• Fahrettin Koca'nın iddialara yönelik tweeti. Silinmesi gibi bir durum için:
Bilelim ki, salgınla mücadele sürecinde, devletimiz, HALKININ SAĞLIĞI KADAR, ULUSAL ÇIKARLARINI DA korumaktadır. Çünkü salgın hayatın bütün alanlarını etkilemektedir. Mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri, fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp, leke aramaktan farksızdır.
https://preview.redd.it/61lqw27d7vu51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=25030a9fa5db726437404f6371a146f931f73976
İngiltere, Covid-19 vakalarının ulusal sağlık örgütlerinden farklı şekilde tanımlanmasından dolayı Türkiye'yi "seyahat koridoru" listesinden çıkardığını belirtti.
• Murat Emir, 30 Ekim 2020 Fahrettin Koca'nın konuşmasının başında kullandığı ifade ve kendisine yönlendirilen soruya verdiği cevap sonucu "6 aylık yalan rüzgarı çökmüştür" dedi.
Türk Tabipleri Birliği, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'yı "bilimsel kriterlere uyulmadığını itiraf etmiş oldu" diyerek istifaya davet etti.
• Türk Tabipleri birliği "Tıp biliminde Vaka ile Hasta aynı şeyi ifade eder." dedi.
• Doktor Şebnem Korur Fincancı "Vaka eşittir hasta." dedi.
-2 Ekim
• Dünya Sağlık Örgütü, Türkiye Sağlık Bakanlığından açıklama beklediğini belirtti.
-3 Ekim
• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hasta verilerini uygun şekilde vermesi için çağrıda bulunan Dünya Sağlık Örgütüne teşekkür etti.
• Fatih Portakalın "Hasta - Vaka" açıklamaları üzerine özet niteliğinde videosu. Vaktiniz yoksa benim kritik bulduğum bölüm.

Asistan Hekimlerin Ağır Çalışma Koşulları ve Söz Verilen Ek Ödemelerin Yapılmaması / #CamveSakuraTukendi

-3 Ekim / 6 Ekim
Sağlık çalışanlarına söz verilen ek ödemeler üzerinden şehir hastanelerinin elektrik, doğal gaz, su faturaları, ödendiği ortaya çıktı.
BULGU 6: Şehir Hastaneleri ile İlgili Olarak Döner Sermaye Bütçesinden Yapılan Bazı Ödemelere İlişkin Genel Bütçe ile Mahsup İşleminin Yapılmaması
Şehir hastanesi sözleşmelerine ekli EK-18’in 4.7’nci maddesinde, şirketin çamaşır ve çamaşırhane hizmetleri, yemek hizmetleri, laboratuvar hizmetleri, görüntüleme hizmetleri ile sterilizasyon ve dezenfeksiyon hizmetlerini sunabilmesi için kullandığı doğalgaz, elektrik ve su tüketiminin İdare tarafından şirkete yapılan hizmet ödemelerinden mahsup edileceği hüküm altına alınmıştır.
Uygulamada, hastaneye ait elektrik, doğalgaz ve su giderleri döner sermaye bütçesinden, hizmet giderleri ise genel bütçeden ödenmektedir. Ancak, döner sermayeden ödenen elektrik, doğalgaz ve su ödemelerine ilişkin mahsup işlemi, genel bütçeden ödenecek hizmet ödemelerinden yapılmaktadır. Dolayısıyla, genel bütçeden ödenen hizmet bedelinden düşülen tutar, bu tutarı gider olarak ödeyen döner sermaye bütçesine aktarılmamakta, genel bütçede kalmaktadır.
Bu durumda, döner sermaye bütçesine aktarılması gereken tutarlar genel bütçede kalmakta ve döner sermaye bütçesi aleyhine bir durum ortaya çıkmaktadır.
"Sağlık Bakanlığına Bağlı Döner Sermaye İşletmeleri 2019 Yılı Sayıştay Düzenlilik Denetim Raporu" (Sayfa 191pdf sayfası217 )
Bakırköy Doktor Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Bakırköy Doktor Sadi Konuk asistan hekimler ağır çalışma koşullarının, keyfi uygulamaların düzeltilmesini istedi.
-Başka açılardan:
• Sağlık çalışanlarının 14 kat daha fazla risk altında olduğunu belirten Türk Tabipleri Birliği, “COVID-19 Meslek hastalığı kabul edilmelidir” dedi.
• Sağlık çalışanları "Adil ücret istiyoruz!" dedi.
Türk Tabipleri Birliği, 21 Ekim'de 2019 Sayıştay raporunu inceledi.


• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca üç aşı için insan deneylerinin ilerleyen günlerde gerçekleşeceğini belirtti. Fakat grip aşısını dahil erişimde problemler yaşayacağımıza dair iddialar var. Vaktiniz varsa ve izlemek isterseniz yayının tam linki.
-Kapatılan aşı üretim enstitülerine dair çarpıcı bir haber.

Yüz Yüze Eğitim

Yüz yüze eğitim kademeli olarak başlatıldı. Fakat Sağlık Bakanlığının yayınladığı "Covid-19 Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi" incelendiğinde, sınıftan Covid-19 şikayetiyle hastaneye gönderilen öğretmen veya öğrenci test sonucunun pozitif çıkması durumunda tüm sınıfın yakın temaslı kabul edilip eğitime devam edileceği, 14 gün boyunca sınıftakilerin semptomlarının gözlenip, ateşlerinin ölçüleceği belirtiliyor.
-Aynı sınıfta 14 gün içerisinde ancak birden fazla pozitif hasta çıkması durumunda sınıf öğrencileri eve gönderilerek 14 gün boyunca temaslı takibine alınacak. Yani özetle sınıftan bir Covid-19 vakası çıkması durumunda dersler devam edecek.
-Yönetmeliğin net bir şekilde açıklandığı video.
-Rehberdeki ilgili başlıklar ve sayfaları:
Aynı sınıfta eş zamanlı (14 gün içerisinde) birden fazla vaka çıkması durumunda sınıftaki tüm öğrenciler yakın temaslı olarak kabul edilir. Bu öğrenciler eve gönderilir ve 14 gün boyunca temaslı takibine alınır.
  • "88. OKULLARDA COVID-19 POZİTİF VAKA ÇIKMASI DURUMUNDA YAPILMASI GEREKEN UYGULAMALAR(Sayfa 455)"
  • "1. Bir sınıfta öğrencilerden herhangi birine COVID-19 pozitif tanısı konulması durumunda; (Sayfa 457)"
-Diğer kaynaklardan haberler:

İlk Olgu 11 Marttan Önce Görüldüğü Hakkında İddia

-7 Ekim
• Daha önce 29 Eylül'de Turkuaz tablo'da "Hasta - Vaka" ayrımı yapıldığını belirten Murat Emir, ülkedeki ilk Covid-19 vakasının Şubat ayında görüldüğünü belirtti. Sağlık Bakanlığı ilk hastanın 11 Mart'ta tespit edildiğini açıklarken, Sağlık Bakanı Yardımcısı Şuayip Birinci'nin imzası olan bir makalede Şubat ayında Mersin’de Covid-19 tanılı 24 kişinin tedavi altına alındığı yazıyor.
-İlgili makalenin özet kısmı haber linkinin sonunda bulunuyor, fakat makale sonrasında geri çekilmiş olmalı. Makalenin bir zamanlar var olduğuna dair başka kanıtlar:

• Sağlık Bakanlığı verileri son 1 ayda İstanbul'da sadece 1 kişinin öldüğünü iddia ediyor. Daha detaylı bir yazı Ekşi Sözlük'ten bir yazar tarafından hazırlanmış.
-Yazının kaldırılması ihtimaline karşı yazarın belirttiği bir kısım çarpıcı link:

-10 Ekim

Bir Ekşi Sözlük yazarı Fahrettin Koca'nın 1 saat ara ile gönderdiği birbiriyle çelişen tweetlerini derlemiş:
KİMLERE TEST YAPILACAĞI Bilim Kurulu’nun hazırladığı rehberle belirlenmiştir. Buna göre Türkiye olarak, semptomu olan kişilere test yapıyoruz. Kriteri apaçık olan bu testlerin sonuçlarını Dünya Sağlık Örgütü’ne aynı açıklıkla bildiriyoruz. Ölçüt ve sonuç DSÖ için güven vericidir.
Tweet linki
https://preview.redd.it/v6j66sgh7vu51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=88349e5da3d7eb5723c9ed72de4053e86abf7746
SON 3 HAFTA İÇİNDE, SALGIN TÜM TÜRKİYE’DE GERİLEDİ. 4 hafta önce ise, Ankara’da vaka sayısı İstanbul’un iki katına çıkmıştı. Şu an Ankara’da vaka sayısı, İstanbul’un yarısına inmiş durumda. Bu gelişmeyi, semptomu olmasa bile, testi pozitif olan herkesi izole ederek sağlıyoruz.
Tweet linki
https://preview.redd.it/iijnq9xi7vu51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=7a80d4237af2769e777c26beffd71746a09b1550
• Semptomu olmayanlara test yapılmıyorsa, semptom göstermese bile testi pozitif kişiler nasıl var olabilir?

-12 Ekim
• BBC Türkçe, Ankara’da yoğun bakım videosu yayınlandı.
• Prof.Dr. Kayıhan Pala 7 aylık Covid-19 pandemi sürecini değerlendirdi. Videonun tam linki.

"Bu ayın 15'inden itibaren bütün rakamları açıklayıp bildireceğiz."

• Ertuğrul Özkök'ün, 11 Ekim günü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile röportajında bulunan "Bu ayın 15'inden itibaren bütün rakamları açıklayıp bildireceğiz" ibaresi gündemde büyük tepki çekti. Olayın net bir özeti için.
-Diğer kaynaklar:
- Fakat 14 Ekimde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca "Yarından ittibaren açıklanan tabloda vaka ve hasta sayısını net olarak görebilecek miyiz?" sorusuna kesitsel taramalar ve saha çalışmaları sonuçlarının paylaşılacağını belirtti.
-Türk Tabipleri Birliğinin olayla ilgili 15 Ekim öncesi/15 Ekim sonrası.

-14 Ekim
• Recep Tayyip Erdoğan TBMM toplantısı'nda "Çoklu Baro Sistemi'nde yapıldığı gibi aynı çalışmayı Türk Tabipleri Birliği ve diğer meslek odalarında da yapmak durumundayız." dedi.
-Fox Haberin değerlendirmesi.

-15 Ekim
Yoğun bakımlar asistan doktorlara yıkılmış durumda.

-16 Ekim
• Sağlık çalışanları Covid-19 ile mücadelede hayatını kaybeden 110 sağlık çalışanı için saygı duruşu ardından, verilen sözlerin yerine getirilmesini tekrar istemek zorunda kaldılar.
• Türk Tabipleri Birliği hayatını kaybeden sağlıkçıları anıp, Covid-19'un sağlıkçılar için bir meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için çağrıda bulundu.
• Sağlık çalışanları zorlu şartlarının iyileştirilmesi için mücadele ederken, aynı gün içerisinde diyanet işleri cuma hutbesinde yurt içi ve yurt dışında yapılmakta olan camiler için para istedi. Üstelik 8 bakanlığın bütçesi diyanetin gerisinde kalmışken.
-Bundan tam iki gün önce Cumhur Başkanı İbrahim Kalın “Her gün koronavirüs testi oluyoruz.” demişti.
Yine aynı gün bir hasta yakını İstanbul Gaziosmanpaşa’da Aile Sağlığı Merkezi’ne saldırdı.
• Dr. Kayıhan Pala'nın Sağlık Bakanlığının açıkladığı verilerin şeffaflığı üzerine bir değerlendirmesi.

Açılan Sınıflarda, Açılmayanlara Göre Vaka Düşüşü

• Sağlık Bakanı Fahrettin Koca "Hatta diğer sınıflara göre, başlamayan sınıflara göre, açılmayan yüz yüze eğitime göre de kısmen düşüşlerin olduğunu da biliyoruz" dedi. Nasıl olur da temassız bir şekilde ders işlenen online sınıfların, yüz yüze ders işlenen sınıflara göre olgu sayısı fazla olur?

-18 Ekim
• Türk Tabipleri Birliği, 18 Ekim günü içerisinde 5 sağlık çalışanının Covid-19 nedeniyle can verdiğini belirtti.

• Bir Ekşi Sözlük yazarı, filyasyon ekiplerinin evlerine gelmesi gerektiği halde gelmediğini, ve ailesine kontrol için verilen onay kodunu telefonla alıp, evlerine gelmiş gibi sisteme giriş yaptığını belirtti.
-Yazarın ilgili tweeti.

-19 Ekim
• Recep Tayyip Edoğan'ın üniversitelerin yüz yüze eğitime dönmesi ile ilgili açıklaması.
• Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Psikiyatri Derneği uyardı "Tükenen sağlık çalışanları topluca istifa ediyor, intihar oranları artıyor!"

16 Hasta Kobay Olarak Mı Kullanıldı?

• Murat Emir, 16 Hastaya bilinmeyen bir ilacın bilinmeyen bir yol ile verildiğini iddia etti.

DOLUYSA, BİNMEYİN!

• Minibüs şoförü, fiziksel mesafeye dikkat edilmeyişi eleştiren vatandaşa "O kadar çok düşünüyorsan binmeyeceksin!" dedi.
• Bunun üzerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, vatandaşa yalnızca "Dolmuşlar doluysa binmeyin" uyarısında bulundu.
DOLUYSA, BİNMEYİN! İstanbul’da dolmuş şoförleri içinden bazılarının, salgına rağmen, kapasitelerinden fazla yolcu aldıkları yönünde şikâyetler artmaya başladı. Lütfen, fazla yolcu taşıyan dolmuşa binmeyin. Yolcu kapasitesi denetimi yapan Emniyet birimlerine yardımcı olsun.
https://preview.redd.it/3sqlle5p7vu51.png?width=601&format=png&auto=webp&s=c3198a8eb1aa1a13b4f298890e97886082f28dff
________________________
Gönderiyi sabitlediği için moderasyona çok teşekkür ederim.

40.000 karakter sınırı ve önemli maddelerin aşağıda kalmaması için, başka bir post ile devam edeceğim. Postun devamı için.

Kronolojik sıraya göre postlar:
  1. "Dünden bugüne Covid-19"
  2. [DevamPart II] Dünden bugüne Covid-19
  3. [DevamPart III] Dünden bugüne Covid-19
  4. [DevamPart IV] Dünden bugüne Covid-19
  5. [DevamPart V] Dünden bugüne Covid-19
submitted by ihatescho0l to svihs [link] [comments]


2020.10.15 18:27 dataloggerr Datalogger Cihazları

Data Logger Cihazları

Datalogger istenilen süre boyunca ölçüm yapılmak istenen parametreleri kayıt edip pc üzerinden değerleri raporlama yapmayı sağlar.Ayrıca ölçülen değerleri cihaz üzerindeki ekran’dan da takip edilmesi mümkündür. Farklı modellerde datalogger çeşitleri bulunmaktadır.Sıcaklık-nem,sıcaklık,fark basınç,atmosferik basınç,lüks ölçümü, iç ortama hava kalitesi co2 ölçümü yapmak mümkündür.Saniye,dakika ve saatlik olarak ölçüm alabilmek mümkündür.Harici takılabilen ölçüm probları ve dahili sensörlü datalogger modelleri mevcuttur.
Farklı ölçüm modu seçenekleri mevcuttur.Saat tarih seçeneği yani istenilen saatte başlatıp durdurma imkanı,buton ile durdurup başlatma gibi farklı ölçüm modu seçenekleri mevcuttur.Bu ölçülen değerlerle ortam şartlarının uygunluğu kontrol edilebilmektedir.Ayrıca yazılım üzerinden alt değer ve üst değer eşiği girerken belirlenen değerlerin dışına çıkıldığı zaman yazılım üzerinden bunları görebilme imkanı sunar.Maksimum,minimum, ortalama değeri,standart sapma ve mkt değeri otomatik hesaplama özellikleri de mevcuttur.Türkçe yazılımı ile ölçülen değerleri grafik üzerinde işaretleyebilir,grafik üzerinde ölçüm değerlerine dipnot ve açıklama yazabilir. Grafik yakınlaştırma uzaklaştırma ile detaylı ölçülen değerleri görebilirsiniz.Detaylı değerler analiz tablosu grafik ve tabloları aynı anda beraber görebilme imkanı sunar.
Datalogger: https://www.datalogger.com.t
submitted by dataloggerr to u/dataloggerr [link] [comments]


2020.10.09 09:21 bilgibirikim Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firma

Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firma
İstanbul’un son zamanlarda en çok gelişen ilçelerinden olan Beylikdüzü ve Esenyurt’ta kalabalık iş ortamları ve toplu yaşam alanları fazladır. Kalabalıklaşan ortamlarda özel gün kutlamaları, açılışlar, organizasyonlar çok olur. Her özel günde aranan en önemli dekorlardan biri çiçeklerdir. Çiçekler özel günlerin olmazsa olmazlarındandır. Kadın veya erkek fark etmeksizin sevilen yegane hediyeler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Canlı veya solmayan ürünlerle pek çok model ve çeşitte aranjmanlarla sunulan çiçekler bir sipariş ile Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları tarafından adresinize teslim edilmek üzere yola çıkıyor.Kaliteli ve hızlı teslimatın doğru ve güvenilir adresler tarafından yapılması önemlidir. Bu sebeple Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları müşterilerin beğenisini topluyor.

https://preview.redd.it/na1nqbb2t0s51.jpg?width=768&format=pjpg&auto=webp&s=b38c4c37f44e4785c999745e69b3a49a7ef5b078

Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firma Çiçek Aranjmanları

Geniş bir dağıtımına sahip olan Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları ürünleri istenilen saat ve günde doğru adrese teslim eder. Özel günlerin veya anlık sevinçlerin ortağı en güzel çiçeklerle mutluluğu ikiye katlamak mümkündür. Bulunması kolay ve her zaman sevilen yegane ürünlerden olan çiçekler özel anlara unutulmaz imzalar atarlar. Dokuları ve kokuları ile ortama farklı bir hava katan çiçekler özel gün olmaksızın bile tercih edilmeleri sebebiyle en güzel hediye sıralamasında bir numaradadırlar.
Ev, ofis ve işyerlerinde mekana şıklık ve zariflik katacak görüntüde olan çiçeklerle ortam havası değiştirilir. Ortama eklenecek bir çiçek ile tüm mekanın havasının değişmesi olduğu kadar basit ve az maliyetlidir. Ahşap vazolar içinde çiçek demetleri, porselen veya cam saksılar içerisinde dekoratif çiçekler, gül buketleri, oOrkideler, lilyumlar ve daha sayılabilecek pek çok çeşit çiçeğin türünü firmada bulunduran Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları müşterilerine en kaliteli ürünleri vermektedir.

Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firmaları Teslimat

Aranjmanları ile usta bir dizayna sahip olan ürünleri ister aynı gün ister belirtilen saat ve tarih aralığında teslim etmek üzere sipariş oluşturulduğunda vakit kaybetmeden istenilen adrese ve kişiye teslimatı gerçekleştirir. Kaliteli ve güvenilir hizmet anlayışıyla Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firma bölgelerinde en kaliteli ve güvenilir hizmeti müşterilerine sunmaktadır. Siz ve sevdiklerinizin gününü daha özel hale getirmek için bir telefonla firmamıza ulaşmanız yeterlidir. Beylikdüzü ve Esenyurt aranılan en güven verici firma olarak kaliteli ürünlerle özel anları unutulmaz çiçeklerle desteklemek için yanınızdayız.
Kaynak: https://xn--ieksalonu-p3ab.com/
submitted by bilgibirikim to u/bilgibirikim [link] [comments]


2020.10.07 09:15 bilgibirikim Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firma

Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firma
İstanbul’un son zamanlarda en çok gelişen ilçelerinden olan Beylikdüzü ve Esenyurt’ta kalabalık iş ortamları ve toplu yaşam alanları fazladır. Kalabalıklaşan ortamlarda özel gün kutlamaları, açılışlar, organizasyonlar çok olur. Her özel günde aranan en önemli dekorlardan biri çiçeklerdir. Çiçekler özel günlerin olmazsa olmazlarındandır. Kadın veya erkek fark etmeksizin sevilen yegane hediyeler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Canlı veya solmayan ürünlerle pek çok model ve çeşitte aranjmanlarla sunulan çiçekler bir sipariş ile Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları tarafından adresinize teslim edilmek üzere yola çıkıyor.Kaliteli ve hızlı teslimatın doğru ve güvenilir adresler tarafından yapılması önemlidir. Bu sebeple Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları müşterilerin beğenisini topluyor.

https://preview.redd.it/l3e6a1p7imr51.jpg?width=600&format=pjpg&auto=webp&s=0be5a3dafb5b821aa8c187125e7f90060a183512

Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firma Çiçek Aranjmanları

Geniş bir dağıtımına sahip olan Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları ürünleri istenilen saat ve günde doğru adrese teslim eder. Özel günlerin veya anlık sevinçlerin ortağı en güzel çiçeklerle mutluluğu ikiye katlamak mümkündür. Bulunması kolay ve her zaman sevilen yegane ürünlerden olan çiçekler özel anlara unutulmaz imzalar atarlar. Dokuları ve kokuları ile ortama farklı bir hava katan çiçekler özel gün olmaksızın bile tercih edilmeleri sebebiyle en güzel hediye sıralamasında bir numaradadırlar.
Ev, ofis ve işyerlerinde mekana şıklık ve zariflik katacak görüntüde olan çiçeklerle ortam havası değiştirilir. Ortama eklenecek bir çiçek ile tüm mekanın havasının değişmesi olduğu kadar basit ve az maliyetlidir. Ahşap vazolar içinde çiçek demetleri, porselen veya cam saksılar içerisinde dekoratif çiçekler, gül buketleri, oOrkideler, lilyumlar ve daha sayılabilecek pek çok çeşit çiçeğin türünü firmada bulunduran Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firmaları müşterilerine en kaliteli ürünleri vermektedir.

Beylikdüzü ve Esenyurt Çiçekçi Firmaları Teslimat

Aranjmanları ile usta bir dizayna sahip olan ürünleri ister aynı gün ister belirtilen saat ve tarih aralığında teslim etmek üzere sipariş oluşturulduğunda vakit kaybetmeden istenilen adrese ve kişiye teslimatı gerçekleştirir. Kaliteli ve güvenilir hizmet anlayışıyla Beylikdüzü ve Esenyurt çiçekçi firma bölgelerinde en kaliteli ve güvenilir hizmeti müşterilerine sunmaktadır. Siz ve sevdiklerinizin gününü daha özel hale getirmek için bir telefonla firmamıza ulaşmanız yeterlidir. Beylikdüzü ve Esenyurt aranılan en güven verici firma olarak kaliteli ürünlerle özel anları unutulmaz çiçeklerle desteklemek için yanınızdayız.
Kaynak: https://xn--ieksalonu-p3ab.com/
submitted by bilgibirikim to u/bilgibirikim [link] [comments]


2020.10.05 20:23 jeandzeus Gök Tengri inancında oruç ibadeti

Gök Tengri inancı diğer adıyla Gök Tanrıcılık inancının ibadetlerinden birisi de "oruç" ibadetidir. Bu ibadet hiçbir zorlamaya bağlı değildir. İnsanların kendi isteğine bağlı olarak yapılmaktadır. Bilindiği kadarıyla altı Gök Tengri inancında altı şekilde oruç tutulmaktaydı. Bunlar şu şekildedir:

  1. 25 Aralık “Kün Yanırganı” Bu tarihte sadece sebze yenir; et, süt ve tuz yenilmezdi. Eğer ay 25 Aralık'ta yenilenmezse Ay'ın yenilendiği gün oruç tutulurdu. 25 Aralık "Kün Yanırganı" Ay'ın yenilenmesinden bir gün de önce olmak üzere toplamda iki gün tutulmaktaydı.
  2. Tengri Yanırgan “Çağa Bayramı (Ay ve Ülker Yıldızı'nın birleştiği gün)” İki gün öncesinden, iki gün de Tengri Yanırgan'dan olmak üzere toplam 4 gün "oruç" tutulurdu. Süt, et ve tuz yenilmez sadece sebze yenilir.
  3. 21 Mart “Nevruz Bayramı” Güneş ve Ay'ın birleştiği gündür. 21 Mart'tan üç gün önce ve ritüel zamanı üç gün olmak üzere toplamda 6 gün "oruç" tutulur, sadece süt ürünleri ve sebze yenilirdi.
  4. 1 Mayıs “Altay Götüren” İlk defa şimşek ne zaman çakarsa sekiz gün oruç tutulurdu. Sadece süt ürünleri ve sebze yenilir.
  5. 22 Haziran “El Oyun Bayramı” Gök ile yer birleştiği zaman toplamda on gün "oruç" tutulur.
  6. 21 Eylül “Altay Takır Bayramı” Toplamda on iki gün oruç tutulur.
“Bütün Tengricilik bayramlarında oruç tutulmaktadır. Bir tek çocuk bayramında "günümüzdeki adıyla" çok yemek yenir ve oruç tutulmazdı.”
Tengrici oruç ibadetinin incelenmesi
1- Türkler için et; hayat kaynağıdır, vazgeçilmez temel taştır. Bir nevi etin yasaklanması nefis sınavı gibidir.
2- Fazla et ve tuz tüketimi önemli sağlık sorunlarına neden olmaktadır (Böbrek rahatsızlıkları gibi). Kişinin sağlığını korumak için belirli günlerde et ve tuz oruç sayesinde yasaklanır. (Orucun tutulması kişinin isteğine bağlıdır).
3- İslamiyet’e göre adaletsiz değildir. Dünyanın her yerinde uygulanabilir. Dünyanın bir kısmında 3 saat oruç tutulurken, diğer kısmında 18 saat oruç tutulması gibi saçmalığı barındırmaz.
4- Su gibi temel insani yaşam kaynağını yasak etmemiştir. Kişinin sınırlarını zorlayacak ve sağlık durumunu riske atacak bir oruç değildir.

Kaynakça
AKGÜN, Engin, Türk Dünyasında Din ve Gelenek Üzerine, Doğu Kütüphanesi Yay., İstanbul, 2008.
ARPACI, Günnur, Gök Tanrı İnancının Bilinmeyenleri, Çatı Kitapları,2012.
DİKİCİ, Mehmet, Türklerde İnançlar ve Din, AKÇAĞ Yayınevi,2005.
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi (1.Cilt), TÜRK TARİH KURUMU BASIMEVİ, Ankara,2010.
ROUX, Jean-Paul, Türklerin ve Moğolların Eski Dini, İşaret Yayınları,1994.
submitted by jeandzeus to GokTengri [link] [comments]


2020.09.26 14:00 canakkaletaksi Güvenilir Taksi Durağı Özellikleri

Güvenilir Taksi Durağı Özellikleri
Ulaşım konusunda özel bir alternatif sunan Çanakkale Taksi, şehrin her yerine en kaliteli hizmeti vermektedir. Çanakkale taksi numarası aranarak alınacak güvenilir ulaşım hizmetleri 7/24 kesintisiz olarak verilmektedir. Çanakkale taksi durağı, konforlu bir yolculuğun yanı sıra yerli ve yabancı müşterilerin gidecekleri yere zamanında, güvenli ve ekonomik bir şekilde ulaşmalarını sağlar; Teknolojik gelişmelerin desteğiyle her geçen gün yenilenmektedir.
Artık Ulaşımda Sorun Yok!
Müşterilerinin bütçelerine uygun alternatifler ve sürekli yenilenen araç seçenekleri ile hizmet veren Çanakkale taksi durağı; Sunduğu en temel ihtiyaçlar ile araç içi yolculuğun rahat bir şekilde tamamlanmasını sağlar. Müşterilerinin hem can hem de mal güvenliğini birinci öncelik olarak gören sürücüler; Güvenlik çalışmaları sonrasında özel olarak seçilir. Çanakkale taksi numarası üzerinden yapılan aramalar hızlı bir şekilde cevaplanmakta ve yolcular hiçbir şekilde mağdur edilmemektedir. Şehri gezmek veya iş gezileri için şehri ziyarete gelen misafirlere özel sunulan hizmetler sayesinde Çanakkale'den olumlu düşüncelerle ayrılan müşterilerin en büyük kazancı bu olmaktadır.
Şehir içi kesintisiz, hızlı, konforlu ve ekonomik ulaşım sağlayan Hey taksi hizmetlerinde; Bu hizmetleri günün her saati aynı kalitede sunmaktadır. Taksiyle seyahat etmeyi tercih edenleri de memnun edecek hizmetler çerçevesinde bir yerden bir yere seyahat etmek sorun olmamaktadır. Araçları kullanan sürücüler deneyimli adaylar arasından özenle seçilmektedir. Şehri bilmeyenlere de yol bilgisi verebilen eğitimli şoförler, müşterilerine karşı saygılı ve zarif davranmaya de dikkat ediyor. Planlı ve sistematik çalışma ve hizmet anlayışımıza göre tarih, saat ve konum bilgileri ile beraber, günlük programların kesintiye uğramadan sizlere hizmet sunulmasına vesile oluyor. https://www.heytaksicanakkale.com/
Çanakkale'de kaliteli yaşam olanakları arasında yer alan ve herkesin tercih ettiği Çanakkale taksi uygulaması size yaşamda birçok avantaj sunuyor. Günümüz ulaşım istatistiklerinde taksi, Çanakkale'de en çok tercih edilen ulaşım aracıdır. İstediğiniz noktaya hem güvenli hem de hızlı bir şekilde ulaşmanızı sağlayan bu ulaşım şeklinden pek çok kişi yararlanmaktadır.
Artık her şehir ve ilçede taksiler var. Çanakkale, ticari taksiler noktasında gelişmiş bir şehirdir. Her noktaya taksi ile ulaşmak mümkün. Bunun birçok avantajı vardır. Çanakkale taksi tarifesi bugün ekonomik olarak belirlenmektedir. Bu nedenle taksi de kullanabilirsiniz. Çanakkale taksi çağrı hizmetleri de mevcuttur. İlgili istasyona ulaşıp taksi talep edebilirsiniz. Taksi şoförü kısa sürede adresinize gelir.
Taksi Hizmetinde Kurumsal Durakları Tercih Edin!
Çanakkale'de birçok taksi ya tek başına çalışmakta ya da bir durağa bağlı olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Taksi hizmeti almak istediğinizde Çanakkale taksi duraklarına bağlı taksilerden hizmet aldığınızdan emin olun. Çünkü Çanakkale'de taksi durağına bağlı bir taksi ancak size güvenilir bir hizmet sunabilir. Bu nedenle bu ayrıntıya dikkat etmeniz gerekiyor. Hey taksi durağındaki tüm taksi şoförleri uzmanlardan oluşmaktadır. Güler yüzlü hizmet anlayışı ile size yardımcı olur ve bu hizmet de garanti kapsamında sunulmaktadır. Bu nedenle Çanakkale taksi hizmetlerimizden yararlanmak istiyorsanız iletişim kurmanız yeterli olacaktır. Durağımızda çok sayıda taksi aracı bulunmaktadır. Belirttiğiniz adrese en yakın taksi güzergâhı yapılır. Araçlarımız temizliği ve konforu ile ön plandadır. İş bitiminde tüm araçlar temizlenir.
Nasıl Taksi Çağırabilirim?
Günümüzde internet ağının gelişmesiyle birlikte birçok tesis de beraberinde gelmeye başlamıştır. Taksiler için özel uygulamalar vardır. Bu uygulamaları kullanarak Çanakkale'de taksi çağırabilirsiniz. Pek çok kişi taksi çağırmadan önce ücreti merak etmektedir. Taksi ücretleri seyahat ettiğiniz mesafeye göre değişiklik göstermektedir. Taksi ücreti, seyahat ettiğiniz kilometre ile orantılıdır ve buna göre hesaplanır. Çanakkale ticari taksi yolculuğu hem güvenli hem de ekonomiktir. Taksi çağırmak istediğinizde internetten faydalanabilir veya durağımız ile iletişime geçerek destek alabilirsiniz. Durağımızdaki acil taksi talepleri kısa sürede çözümlenmektedir. Geniş araç yelpazesi sayesinde size en yakın taksi ivedi gönderilmektedir. Durağımızdan verilen tüm hizmetler kurumsal ilkelere uygun olarak verilmektedir. Hey taksi, bölgesinde kalitesi ile ön plana çıkmakta ve müşteri memnuniyetine önem vererek hizmet vermeye devam etmektedir. heytaksicanakkale.com/
Taksi ekibi olarak taksiye ihtiyacınız olduğunda yanınızdayız. Çanakkale'de en yakın taksi durağı nerede? Çanakkale taksi durakları kaç saat hizmet veriyor? Çanakkale taksi numaraları, Çanakkale taksi durakları, telefon ve Çanakkale acil taksi bilgilerine ihtiyacınız var mı? O halde tüm sorularınız için bizi arayabilirsiniz.
submitted by canakkaletaksi to u/canakkaletaksi [link] [comments]


2020.09.24 10:40 Bat-Medical JavaScript – Tarih ve Saat İşlemleri-3

submitted by Bat-Medical to javascript [link] [comments]


2020.09.17 14:49 derliyo Covid-19 Döneminde Uyku Problemini Çözmenin 8 Yolu

Covid-19 Döneminde Uyku Problemini Çözmenin 8 Yolu

https://preview.redd.it/3hctzp94fpn51.jpg?width=1200&format=pjpg&auto=webp&s=d8182bb728883c9bbeb5ce5d87b73e64e5fc54f0
Halen devam eden ve dünyayı tüm hızla tehdit etmeye devam eden COVID-19 salgını, kişiler, aileler ve toplumlar arasında stres seviyesinin yükselmesine olumsuz yönde etkide bulunmuştur. Birçok kişinin, evden çalışmak zorunda kalması ve kişisel önlemlerini almalarına rağmen, günümüzde evden çalışmak zorunda kalanlar kendilerini, verimli çalışma ve dinlenme açısından eksik hissetmektedirler. Corona virüsün stres seviyelerini arttırmaya devam etmesinden dolayı sağlıklı çalışamamanın verdiği sıkıntılardan dolayı, birçok kişide artan şekilde uyku problemlerinin başladığı görülmektedir.
Sağlıklı bir uyku, insanların akıl sağlığını, fiziksel açıdan sağlıklı olmasını ve vücud bağışıklığını olumlu olarak etkiler. Uyku problemi nedeniyle, yeterli şekilde uykunun alınamaması insanlarda bir takım sağlık problemlerinin başlamasına sebeb olmuştur. Dünya’nın tümünün salgından etkilendiği bu dönemlerde, insanların sağlıklı uyuyabilmeleri bozulmaya başladı. Eğer akşamları uyumakta zorluk çekiyorsanız, sağlıklı uyku ve stressiz bir yaşam için yapmanız gereken 8 adım.

Uyku Düzeninizi Korumaya Çalışın

Covid döneminde evden çalışmak zorunluluğu, insanların sabahları daha geç kalkmalarına neden olurken, bu düzensiz durumun yaratmış olduğu neden kişileri gece geç saatlere kadar uyamamalarına sebebiyet vermektedir. Bu yeni uyku alışkanlıklarıda, insanların uzun senelerdir alışmış olduğu normal uyku saatlerinin bozulmasına yol açtı. Uyku saatinizi eğer değiştirdiyseniz, uykunuzu en kısa zamanda düzene sokmanız uzmanlarca tavsiye ediliyor. Normal zamanda alışık olduğunuz bir saatte kalkın ve akşamlarıda aynı saatlerde uyumaya çalışın, böylece vücudunuz ve beyniniz rahatlamak için yeterli bulabilir.

Güneş Işığından Daha Fazla Yararlanmaya Çalışın

Uzmanların belirtiğine göre güneş ışığından düzenli olarak yararlanmak, vücudumuzun 24 saatlik düzenli bir tempo sürdürmesine yardımcı olur, bu da kaliteli uyku için çok önemlidir. Bu nedenle vücudunuzun günde en az 15-30 dakika güneş ışığından yararlanmasına dikkat edin.
Günümüzde halen covid-19 tehlikesinin artarak devam ettiğini ve çok ciddi şekilde insan sağlığını tehdit ettiğini unutmadan, evden dışarı çıkarken mutlaka maskelerinizi takarak çıkmanız, dışarıda bulunduğunuz zamanlarda her zaman sosyal mesafeye dikkat etmeniz, kişisel önlemlerinizi alarak, günde 25-30 dakikalık yürüyüşler yapmanız sağlığınız açısından faydalı olacaktır. Yapacağınız yürüşlerde vücut için gerekli olan d vitamini size sağlıklı olmanız açısından çok faydalı olacaktır.

Televizyon İzleme Sürelerinizi Azaltın

Salgın döneminde evde yaşamak ve evin içinden çalışmak, akıllı telefonlarımıza, televizyonlarımıza ve masa üstü bilgisayarlarımıza olan bağlılığımızı kesinlikle arttırdı. Evden çalışmak durumunda olduğunuz için iş yerinizle toplantı yapmak zorunda kaldığınızda mecburen bilgisayarları kullanacaksınız. Gün içinde uzaktan çalışma konumunda olduğunuzdan dolayı da bilgisayar başında vakit geçirmek zorunda kalacaksınız, ama akıllı telefonlar, oyun konsolları, televizyonların başında tüketmiş olduğunuz zamanı azaltarak düşürebilirsiniz. Günümüzde uzmanlar, uyku problemi sorunu yaşayan insanların akşamları yatmadan en az bir saat önce ilgilendikleri ve izledikleri şeyleri bırakmaları gerektiğini söylüyorlar. Bitirmeniz gereken raporlar, teslim etmeniz gereken işleriniz varsa, kullanmış olduğunuz cihazlarda mutlaka gözlerinizi yormayan gece modunu aktif etmeyi deneyebilir veya uykunuzu kötü şekilde etkileyen ışıkların ayarını düşürebilirsiniz. Kendinizi daha rahat hissetmek için akşamları çalışma zorunda olduğunuz saatlerde, ışığı filtreleyen gözlükler kullanabilirsiniz.

Evin İçindeyken Sakinliğinizi Koruyun

Covid-19 döneminde evlerde daha fazla vakit geçirmek durumunda kalan insanların endişe düzeylerinde artış yaşandığı görülmüştür. Akşamları uyumakta zorluk yaşayan insanlar kendilerini çok tahammülsüz hissederler ve bir türlü sakinleşemezler. Kendini ferahlamış hissetmek ve güzel bir uyku uyuyabilmek için yapabileceğiniz birkaç şey:
  • Ufak ufak nefes egzersizleri yapın.
  • Sevdiğiniz bir kitap okumayı deneyin.
  • Akşamları yatmadan önce ılık ve soğuk suyla banyo yapın.
  • Yatmadan önce sevdiklerinizle konuşun.
  • Akşam yatmadan önce bir bardak ılık süt için.

Düzenli ve Sağlıklı Bir Uyku İçin Faydalı Alışkanlıklar Geliştirin

Düzenli ve sağlıklı bir uyku zamanı geçirebilmek, gün içinde yediğiniz yemek ve içttiğiniz su miktarı kadar çok önemlidir. İnsanlar yeterli ve sağlıklı şekilde uykusunu uyuyamazsa bu her zaman kaygı sebebi oluşturur. Geceleri yeterli ve iyi bir uyku alabilmek için kendinize bazı faydalı alışkanlıklar oluşturmalısınız.
Gün içinde çok fazla kahve tüketmekten kaçının. Aşırı şekilde kahve tükettiğiniz zaman, uyumak isteseniz bile uyumakta zorluk çekebilirisiniz. Bu durumda uyku problemi yaşamanız ve endişeli hissetmeniz olasıdır.
Alkolü hayatınızdan uzak tutmanız hem sağlığınız hem de kendiniz için sağlıklı olacaktır. Günün yorgunluğunu ve hayatın içindeki sıkıntıları anlık unutabilmek için insanların bir kısmı içki içtiklerini, ve bu şekilde dertlerinden uzaklaştıklarını söylemektedirler. Aslında alkol tüketimi hem uyku düzeninizi bozacak hem desizlerde uykusuzluğa sebeb olacaktır.
Bir çok insanın yaptığı en büyük yanlışlardan bir taneside uyumadan az önce yemek yemesidir.Uyku vaktinizden hemen önce bir şeyler yemekten mutlaka uzak durun. Yemek saatlerinizin de aynen uyku saatleriniz gibi düzenli bir zamanı olmalıdır. Yatmadan önce en az 4 ile 5 saat önce yemek yemeyi deneyin.

Öğlen Uykularınıza Dikkat Edin

Büyüklerin kendilerini daha iyi hissetmeleri için gün içinde 15-20 dakikalık kısa bir şekerleme yapmak yeterli kabul edilir. Bunun yanında, eğer uyku sorunları yaşıyorsanız, akşamları uykunuzu olumsuz şekilde etkileyebileceği için yetişkinlere gündüzleri uzun şekerleme yapmamaları tavsiye edilir. Ayrıca, uyku ilacı alıyorsanız, bunları çok sık kullanmaktan kaçının.

Melatonin Eksikliğini Arttırın

İnsan vücudunda bulunan melatonin hormonu diğer adıyla uyku hormonu genellikle karanlıkta salgılanan bir hormon türüdür. Biyoritmimizi ve uykumuzu düzene sokan bu melatonin hormonu eksikliğinde birçok faktör oluşmaktadır. Melatonin hormonu eksikliği kaygı ve depresyonu arttırmakta, ortaya çıkan bu durum melatonin hormonu eksikliğinin daha da çoğalmasına neden olarak süreklilik oluşturabilmektedir.
Akşamları yatmadan önce vişne, fındık, muz, yulaf, zencefil, anason ve rezene melatonin açısından zengin besinler oldukları için tüketebilir.
Akşam uyku ortamının kesinlikle karanlık olması gerekmektedir. Bunun yanında, elektromanyetik dalgalarda melatonin üretimini azaltacağından, gece uyumak için seçilen yerde televizyon, bilgisayar, cep telefonu gibi cihazların bulunmaması ve bu cihazların elektrik prizine bağlı olmamaları gerekmektedir.

Rahat Uyumanıza Yardımcı Olacak Takviyeler Alın

Akşamları eğer yattığınız zaman uykuya dalmakta zorlanıyor veyahut uykunuz sırasında çok sık uyanıyorsanız doktorunuzada danışıp, rahat uyumanız için bazı besin takviyeleri alabilirsiniz. Alabileceğiniz bazı takviyeler şunlardır:
  • Kedi otu, insanlar tarafından çok uzun yıllardır sakinleştirici ve kaygı bozukluğunu önleyici etkileri olduğu bilinen kedi otu bitkisi günümüzde insanların daha sağlıklı uyku uyuyabilmeleri için insanlara yardımcı olmaktadır. Doktorlar tarafından uyku sorunu olanlara tavsiye edilen kedi otu beyin hücreleri arasındaki bağlantılardan geçen uyarıların miktarını düşürüp ve sakinleşmenizi sağlıyor.
  • D Vitami, güne neşeli ve mutlu bir biçimde başlamak ve akşam uykunuzu yeterli ve sağlıklı bir biçimde almak için d vitami ve güneşten yararlanabilirsiniz.
  • L-theanin, Japonlar güne yeşil çay ile başladıklarında o günün daha iyi bir gün olacağına inanırlar. Yeşil çayın içinde bulunan bir aminoasit olan L-theanin sizin rahatlamanızı ve kaygı bozukluğunuzu azaltmanıza fayda sağlar. Yeşil çay kullanımı, beyinde oluşan stres ve kaygı gibi bağlantılı kimyasalların seviyesini azaltır, dingin bir zihin pozisyonu sağlar. Günümüz modern toplumunun yüzde doksanının şikayetçi olduğu kaygı bozukluğunun tedavi edilmesinde kullanılan en etkin ve takviyelerden biridir.
İnsanlığın tarih boyunca yenemediği salgın hastalık olmamıştır. Tıp dünyası elbette ki Covid-19 salgınının çözümünü ve tedavisini bulcaktır. Bu salgın döneminde uyku sorunlarınızı çözmek için yukarıdaki yolların bazılarını deneyebilirsiniz. Doğru şekilde uygulama yaptığınız zaman sağlıklı şekilde uyuyabildiğinizi göreceksiniz.
Covid-19 döneminde uyku problemini çözmenin 8 yolu
submitted by derliyo to u/derliyo [link] [comments]


2020.09.11 20:31 endeavour1923 LÜTFEN YARDIM 1 saatte kac sayfa kitap okuyabiliyorsunuz? Kaç günde bir kitap bitiriyorsunuz?

Arkadaşlar kitaptan kastım Sapiens, Homo Deus, Kör Saatçi, Gen Bencildir, 21.Yüzyıl için 21 Ders, Ulusların Düşüşü, Dar Koridor gibi bilimsel kitapları yada tarih kitaplarını falan kastediyorum, böyle kitapları ortalama olarak 1 saat okudunuz diyelim kaç sayfa okuyabiliyorsunuz? 2.sorumda kafaya koydunuz ve Sapiens bitiriceksiniz diyelim, kitapta 400 sayfa olsun kitabı kaç günde bitirirsiniz?
Son 1 senedir devamlı kitap okumaya calışıyorum, bu tarz kitapları genelde saatte 20 sayfa falan okuyabiliyorum sizce iyi bir oran mı yoksa düşük mü kalıyor baya? Mesela bu sali Dawkinsin Kör Saatçi kitabına basladım ve kendime hedef koydum 3 günde bitiricem diye ama kitap 400 sayfa ve ben saatte 20 dk okudukca ve günde beynim patlamadan 4 5 sayfa okuyabiliyorum suan 4.gündeyim ve 215 e geldim ve hedefini gerçekleştiremedigim İcin moralim bozuluyor. Sizce hızım iyi mi yoksa düşük kalıyor geliştirilmesi mi gerek?
Yardımcı olacak arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim iyi akşamlar.
submitted by endeavour1923 to Turkey [link] [comments]


2020.09.03 07:53 turizmdosyasi ÇANAKKALE'NİN iLK VE EN ESKi OTELİ 'HOTEL des ETRANGEİ'

ÇANAKKALE'NİN iLK VE EN ESKi OTELİ 'HOTEL des ETRANGEİ'

https://preview.redd.it/6e5mc99igvk51.png?width=646&format=png&auto=webp&s=06bcd830d17a4cb0c2837a3a5b9c617ed17c33e8
Yabancılar Oteli –orijinal adıyla "Hotel Des Etrangers" Çanakkale'de bir asırlık geleneği devam ettiriyor.
  1. yüzyıl Çanakkale'sine yolu düşen deri tüccarlarının, gezginlerin, yazarların, kısacası şehre yabancı pek çok kimsenin uğrak mekânı olan, Yabancılar Oteli –orijinal adıyla "Hotel Des Etrangers"bir asırlık geleneğin devamı olarak, aynı yerinde günümüz insanına tarihî ve otantik bir deneyim sunuyor.Kireç boyalı duvarları, ferforje karyolaları, ahşap ve taş işçiliği ile dikkat çekiyor.Adeta geçmişi özetliyor!

https://preview.redd.it/6ofdm3ejgvk51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=05dd2fa8ccea653ec45c2f9efdf26abdafcdce57
İkinci derece tarihî bir eser olan bina,dört yıl süren özenli bir restorasyon sürecinin ardından 2010 yılında tekrar şehre kazandırılmış, Kültür ve Turizm Bakanlığınca onaylı "Özel Tesis" kategorisinde "Yeşil Yıldız" sertifikalı bir otel olarak faaliyet gösteriyor.İki kata yayılmış sekiz odalı otelde, Anadolu, Osmanlı ve Rum mimarisinin izlerine rastlamak mümkün.

https://preview.redd.it/ln0xhngkgvk51.png?width=600&format=png&auto=webp&s=f70f8b21c482d32fd300f5d3884ec02e6b528f14
Bu otelde şehir içinde muhteşem bir lokasyonda konaklamanın haricinde,ön cephede yer alan sardunyalarla süslü balkonlarda boğaza karşı kısa bir kahve molası verebilir, yahut Gelibolulu ünlü şair Ece Ayhan'a atfedilmiş tipik bir eski Çanakkale sokağında tarihî saat kulesi manzarasının keyfine varabilirsiniz.Konuklarına tarih ile içiçe sımsıcak bir deneyim sunan otelde, tamamen doğal ürünlerle hazırlanan zengin bir anne kahvaltısı da her sabah sizi bekliyor olacak.
http://www.turizmdosyasi.com/canakkale-nin-ilk-ve-en-eski-oteli-hotel-des-etrangei-h19111.html
submitted by turizmdosyasi to u/turizmdosyasi [link] [comments]